Türkiye'nin yıllardır kanayan yaralarından biri olan ve cinayete kurban gittiği değerlendirilmesine rağmen henüz cansız bedenine ulaşılamayan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Gülistan Doku davasında, adli makamlar harekete geçti. Soruşturmanın etkin bir şekilde yeniden açılmasıyla birlikte, olayın bir numaralı şüphelisi olan eski sevgilisi Zeinal Abarakov’un Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği resmi fadenin detayları gün yüzüne çıktı. Genç kızın kaybolduğu süreçteki karanlık noktaları aydınlatması beklenen bu ifadeler, tam aksine çözülmeyi bekleyen yepyeni soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Sokak Ortasında Çekiştirme Ve Araca Bindirme İtirafı
Şüpheli Zeinal Abarakov, savcılık sorgusunda Gülistan Doku’nun kaybolmasından bir gün önce yaşananları anlatırken dikkat çekici iddialarda bulundu. Olay günü genç kızın kendi evinden ayrılmasının ardından onu arabayla takip ettiğini itiraf eden Abarakov, sokak ortasında yaşanan gerilimi şu sözlerle aktardı: "Gülistan yurda giderken her zaman kullandığı kısa yolu kullanmadı, farklı bir yola yönelince ben de arkasından araba ile devam ettim. Kendisine arabaya binmesini söyledim ancak reddetti. Yaya olarak gitmeye devam edince araçtan indim, yurda geç kalacağını söyleyerek kolundan tutup zorla arabaya bindirmeye çalıştım, biraz çekiştirdim. Bana bağırmaya başlayınca tekrar bıraktım." Sokak ortasındaki bu zorlama ve fiziksel temas içeren anlar, soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte bir itiraf olarak kayıtlara geçti.
Öğretmenin Evinden Gelen Gizemli Korkuyorum Mesajı
Genç kızın kaybolmadan önceki son gecesinde, bir öğretmeninin evinde kaldığı ve buradan şüpheliye mesaj attığı belirlendi. Abarakov, Gülistan Doku'nun kendisine "Korkuyorum" ve "Bizim için zaman bitti" şeklinde mesajlar gönderdiğini kabul etti. Bu dikkat çekici ifadeleri savunmasında sıradanlaştırmaya çalışan şüpheli, "Korkuyorum mesajından anladığım, dışarıda kaldığı ve yurda yetişemediğidir. Öğretmeninin evindeyken bana neden böyle bir şey yazdığını bilemiyorum. 'Bizim için zaman bitti' cümlesinden ise ilişkimizin sona erdiğini anladım. Bana geldiğinde de zaten aşırı üzgün, durgun ve kaygılı bir hali vardı" diyerek suçlamaları reddetti.
Antalya'daki Lüks Otelde Gizemli Koruma Dönemi
İfadenin en sarsıcı ve akıl bulandırıcı bölümlerinden birini ise olayın ardından yaşanan gizemli seyahat trafiği oluşturdu. Rusya'ya gittikten sonra ailesinin çağrısıyla Türkiye'ye döndüğünü belirten Zeinal Abarakov, Antalya Havalimanı'nda bir emniyet müdürü ve polis ekipleri tarafından karşılandıklarını iddia etti. Belek’te bulunan son derece lüks bir otele yerleştirildiklerini aktaran şüpheli, "Bu otelde ailemle birlikte yaklaşık 1,5-2 ay kadar kaldık. Odaların birbirine geçişi vardı. İlginç olan ise bu otelin ücretini ben veya ailem ödemedi. Bizimle birlikte otelde bir emniyet müdürü dahil 4-5 polis daha kalıyordu. Koruma amaçlı olduğunu düşündüğümüz bu süreçten sıkılıp çıkmak istediğimizde polisler üstlerine sormaları gerektiğini söyledi. Daha sonra Alanya'da kiralanan başka bir daireye geçtik" diyerek akıllara durgunluk veren bir süreci de itiraf etmiş oldu.
HTS Kayıtları Baş Şüphelinin İfadesini Çürüttü
Soruşturma dosyasında yer alan en somut teknik veri olan HTS kayıtları ise şüphelinin "Uzun süredir görüşmüyorduk" yönündeki ifadelerini tamamen yalanladı. Zeinal Abarakov, ifadesinde 22 Aralık 2019 tarihinden, genç kızın kaybolduğu 4 Ocak 2020 tarihine kadar hiçbir iletişim kurmadıklarını öne sürmüştü. Ancak siber suçlar uzmanlarının yaptığı incelemelerde, Gülistan'ın kaybolmadan bir gün önce şüpheliyi tam 13 kez peş peşe aradığı ve telefonuna cevapsız çağrılar düştüğü tespit edildi. Dahası, aynı gün akşam saatlerinde Gülistan'ın attığı bir mesajın hemen ardından, şüphelinin annesinin genç kızı arayarak 183 saniye boyunca görüştüğü, ilerleyen saatlerde ise Zeinal'ın da Gülistan ile 148 saniyelik bir telefon konuşması gerçekleştirdiği resmi olarak belgelendi. Teknik verilerle çelişen bu beyanlar, soruşturmayı yürüten savcılığın şüphelerini en üst seviyeye çıkardı.


