DÜNYA

Galibaf: Zamanı Geldiğinde Savaşmalı Ve Müzakere Etmeliyiz

İran Meclis Başkanı Galibaf, askeri güç ile diplomasinin eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini belirterek, Washington'ın deniz ablukasına karşı çıkacaklarını açıkladı.

Abone Ol

Orta Doğu havzasında karşılıklı balistik füze operasyonları ve diplomatik müzakere arayışlarıyla şekillenen jeopolitik süreç, aktörlerin üst düzey devlet yetkililerinin kurumsal açıklamalarıyla yeni bir stratejik boyut kazanıyor. İran İslam Cumhuriyeti İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İsrail egemenlik sahasındaki askeri üslere yönelik gerçekleştirilen balistik füze operasyonunun ardından parlamento genel kurulunda ve resmi yayın organlarında kurumsal bir askeri-diplomatik analiz paylaştı. Tahran idaresinin uluslararası kriz yönetim modelini tahlil eden Galibaf, askeri caydırıcılık kapasitesi (saha baskısı) ile dış politika enstrümanlarının (diplomasi) birbirini dışlayan değil, aksine tamamlayan unsurlar olduğunu vurguladı.

Savaş Sahası Ve Diplomasi Dengesi

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, dün akşam icra edilen balistik füze operasyonunun, İran’ın bölgesel ateşkes ve barış mutabakatı müzakerelerinin kesintiye uğrama olasılığından çekinmediğinin kurumsal bir tescili olduğunu belirtti.

"Bir askeri reaksiyon ve müzakerelerin askıya alınabileceğine dair stratejik kararlılık göstergesi, hem İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut’a yönelik hava operasyonlarını sınırlandırır hem de müzakere masasının devrilmesinden korkmadığınızı ve tüm senaryolara hazırlıklı olduğunuzu muhataplarınıza gösterir."

Stratejik başarının tek başına mutlak savaş ya da mutlak diplomasiyle kazanılamayacağını savunan Galibaf, "Mesele tek yönlü bir okuma değildir. Aksine, zamanı geldiğinde askeri kapasiteyi sahaya sürmeli, zamanı geldiğinde de diplomatik müzakere kanallarını işletmeliyiz. Bölgesel caydırıcılık ve düşman unsurların geriletilmesi ancak bu çift kulvarlı entegrasyonla mümkündür." ifadelerini kullandı.

Hakların Tescili Ve Geri Adım Rasyosu

Uygulanan çok boyutlu stratejinin uluslararası arenada somut çıktılar verdiğini iddia eden Meclis Başkanı, karşı taraftaki aktörlerin İran'ın egemenlik hakları ve yasal sınır koridorları hususunda geri adım atmak durumunda kaldığını savundu.

"Müzakerenin, sahadaki mücadelenin diplomatik bir devamı olduğunu söylememiz ancak bu rasyonel dengeyle gerçeklik kazanır. Ulusal birlik, güç diplomasisi ve liderin komutası altındaki askeri bileşenlerimiz sayesinde, karşı taraf haklarımıza ilişkin geri adım atmak durumunda kalmış ve ülkemiz kendi stratejik haklarını masada ve sahada tesis etmiştir. İran halkını teslim alma yönündeki ambargo ve baskı umutları tamamen boşa çıkarılmıştır."