Niçin böyle oluyor? Çünkü Türkiye’de borç ve faiz ekonomisi uygulanıyor da onun için” dedi.
YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan, Samsun İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda emekliler, asgari ücret, açlık sınırı ve faiz oranları hakkında konuşan Fatih Erbakan, milli görüş ruhunun iktidara gelmesiyle Türkiye’de çözülemeyecek problem olmadığını dile getirdi. İktidara geldiklerinde YRP olarak ülkeyi en iyi şekilde kalkındıracaklarını belirten Fatih Erbakan, “Reçetemiz belli, istikametimiz belli, çözümlerimiz belli, kaynak paketlerimiz belli. Bu ruhun, yani milli görüş ruhunun iktidara gelmesiyle bu ülkede çözülemeyecek bir problem olmadığını açık bir şekilde ifade ediyoruz. İstihdama, ihracata ve kalkınmaya yönelik adımlarımızı atacağız. Üreterek ve ihracat yaparak zenginleşeceğiz, büyüyeceğiz ve yeniden büyük Türkiye hedefine hep birlikte ulaşacağız inşallah” diye konuştu.

CUMHURİYET TARİHİNDE İLK DEFA ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA
Türkiye’de halkın yüzde 45’inin açlık sınırının altında olduğunu söyleyen Erbakan, “Bugün bir asgari ücret 28 bin lira ile açlık sınırının altında kalmış durumdadır. Cumhuriyet tarihinde belki de ilk defa asgari ücret, daha açıklandığı sırada açlık sınırının altında olarak açıklandı. İki asgari ücret bir haneye girse, o hanenin geliri yoksulluk sınırının yarısı kadar yapıyor. Yani bir hanede karı koca çalışsa, asgari ücret alsa veya evin beyi ile evladı çalışsa ve asgari ücret getirse, buna rağmen yoksulluk sınırının yarısı kadar bir gelire sahip olabiliyorlar. Yoksulluktan kurtulamıyorlar. Sadece asgari ücretli değil, emeklinin hali de ortada. En düşük emekli maaşıyla yoksulluk sınırının beşte biri kadar bir gelire sahip olunabiliyor. Açıkladığımız rakamlar ve bu matematik bize neyi gösteriyor? Türkiye’de emeklilerin yüzde 90’ı açlık sınırının altında maaş alıyor. Asgari ücretlilerin tamamı açlık sınırının altında maaş alıyor. Dolayısıyla bu matematikle baktığınızda Türkiye’de halkın yüzde 45 açlık sınırının altında. Niçin böyle oluyor? Çünkü Türkiye’de borç ve faiz ekonomisi uygulanıyor da onun için. Bu bir tercih. İmkan var, kaynak var ama kaynaklar ve imkanlar canavarlara gidiyor, millete kalmıyor. Üretim, istihdam, ihracat namına hiçbir adımları yok. Erbakan hocamız sanayileşme, kalkınma ve istihdamda rekor kırdı. Bunlar ise cezaevi yapma rekoru kırıyor” ifadelerini kullandı.
ÖNCE MAZLUMLAR ANLAYIŞIYLA HAREKET EDECEĞİZ
İktidarın, cumhuriyet tarihinde en yüksek oranda özelleştirme, en yüksek seviyede borçlanma ve en yüksek faiz ödeme rekorlarını ellerinde bulundurduklarını söyleyen Erbakan, şöyle konuştu:
“2026 yılında vatandaşı ayrı tutuyorum; sadece devletin ödeyeceği faiz 2,7 trilyon lira. Bu da 60 milyar dolardan fazla bir para yapıyor. Ayda 5 milyar dolar, her gün 160–170 milyon doları faize veren bir anlayış var. Bugüne kadar 598 milyar dolar faiz ödendi. 2028 sonunda ödenecek faizlerle birlikte toplam 850 milyar dolar faiz ödenmiş olacak. 2,7 trilyon lirayı, yani 60 milyar dolardan fazla parayı faize verirseniz işçiye, memura, emekliye, çiftçiye, köylüye, küçük esnafa ve işsiz gençlere imkan kalmaz. Böyle olunca da bu perişanlık devam eder. Devlet çok affedersiniz cinsiyet değiştirme operasyonunun parasını ödüyor ama SMA hastası yavruların parasını ödemiyor. İşte bu hale gelmiş durumdalar. Milli görüş gömleği çıkınca bambaşka bir noktaya gelindi. Bu sene 2,4 trilyon lira gelir ve kurumlar vergisinden vazgeçiliyor. Bunun en az 1 trilyonu imtiyazlı holdinglere gidiyor. Ayrıca bu 8–10 holdinge bütçeden 240 milyar lira garanti ödemesi yapılacak. Böylece 1,25 trilyon lira imtiyazlı holdinglere gidiyor. 2,7 trilyon lira faize, 2 trilyon lira da israfa gidince toplamda 6 trilyon lira ediyor. Yani yaklaşık 150 milyar dolarlık bir para. Biz ne yapacağız? Milli görüş ruhuyla geleceğiz. 'Önce imtiyazlılar' yerine 'önce millet, önce ezilenler, önce mazlumlar' anlayışıyla hareket edeceğiz. İmtiyazlıların haksız kaynakları engellenecek, israf, lüks ve şatafat önlenecek. Milli kaynak paketleriyle kaynak üretilecek ve denk bütçe sağlanmış olacak.”


