Okulların kapanması ve milyonlarca öğrencinin uzun yaz tatiline girmesiyle birlikte, çocukların bu geniş zaman dilimini nasıl daha verimli değerlendirecekleri konusu toplumun gündemine yeniden oturdu. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, anne ve babalara son derece önemli uyarılarda bulunarak, çocukların yaz aylarını ekran başında veya sokakta verimsiz geçirmeleri yerine somut bir meslek öğrenmeye yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Çocukların yeteneklerine ve ilgi alanlarına göre mahalledeki güvenilir esnafların yanında vakit geçirmesinin altın değerinde bir fırsat olduğunu dile getiren Palandöken, bu sürecin onların hem el becerilerini hem de sosyal iletişim yeteneklerini inanılmaz ölçüde geliştireceğine dikkat çekti.
Mahalle Esnafı Gençler İçin Bir Hayat Okulu Niteliği Taşıyor
Yapılan açıklamalarda en çok dikkat çeken noktalardan biri, köklü esnaf kültürünün çocuklar üzerindeki pozitif ve kalıcı etkisi oldu. Üniversite eğitimi hangi alanda olursa olsun, pratik hayatta kendi işini yapabilen ve insan ilişkilerinde başarılı bireyler yetiştirmenin yolunun Ahilik kültüründen geçtiğini savunan Bendevi Palandöken, esnaf dükkanlarının gençler için adeta bir hayat okulu vazifesi gördüğünü vurguladı. Çocukların sevdikleri bir alanda, örneğin bir elektrikçinin, elektronik tamircisinin veya bir resim atölyesinin havasını solumasının onlara benzersiz bir vizyon katacağını belirten konfederasyon başkanı, bu sayede gençlerin giriş çıkış saatleri belli olan, disiplinli ve güvenli ortamlarda hayatı tecrübe ederek öğreneceklerini dile getirdi.
Eğitim İle Çocuk İşçiliği Arasındaki İnce Çizgiye Dikkat Çekildi
Yaz aylarında çocukların esnaf yanında vakit geçirmesi konusundaki hassas tartışmalara da son derece net bir dille açıklık getirildi. Mesleki tecrübe edinme süreci ile çocuk işçiliği kavramlarının kesinlikle birbirine karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Bendevi Palandöken, bu iki durumun birbirinden tamamen farklı amaçlar taşıdığını ifade etti. Uluslararası raporlara göre dünyada yüz otuz sekiz milyon çocuğun işçilik ve çıraklıkla ilişkilendirildiğini hatırlatan Palandöken, Türkiye'deki geleneksel usta-çırak ilişkisinin tamamen Ahilik geleneği çerçevesinde, çocuğun pedagojik ve mesleki gelişimini destekleyen koruyucu bir yapı olduğunu belirtti. Kötü alışkanlıklardan uzak tutulan ve tanıdık, güvenilir ustaların gözetiminde zanaat öğrenen çocukların, gelecekte hangi mesleği seçerlerse seçsinler edindikleri bu maharetlerin faydasını ömür boyu görecekleri ifade edildi.

