Arif Ahmet Denizolgun'un Şüpheli Ölümü: Otopsi Kaydı Dosyaya Girdi

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada, aradan geçen 10 yılın ardından son derece kritik gelişmeler yaşandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, önce varlığı inkar edilen otopsi video kaydının ortaya çıkması ve olay günü çiftlikte bulunan doktorun çelişkili beyanlarda bulunması üzerine iki ayrı iddianame hazırlandı.

Soruşturma süresince savcılık makamı, 24 Şubat 2026 tarihinde Adli Tıp Kurumuna başvurarak Denizolgun'un otopsi anına ait görsel ve video kayıtlarını talep etmişti. Kurumdan ilk etapta yalnızca 145 adet fotoğraf gönderilmiş, video kaydının bulunmadığı bildirilmişti. Ancak 18 Ağustos'ta alınan fethi kabir kararının hemen ardından Adli Tıp Kurumu'ndan sürpriz bir adımla video kaydının bulunduğu ve dosyaya eklendiği duyuruldu.

Altın Fiyatları Haftaya Nasıl Başladı?
Altın Fiyatları Haftaya Nasıl Başladı?
İçeriği Görüntüle

Gerçeğe Aykırı Beyan Veren 3 Adli Tıp Görevlisine Dava

Otopsi video kaydının aniden ortaya çıkması üzerine Başsavcılık harekete geçerek Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi yetkililerinin ifadelerine başvurdu. Süreçte gerçeğe aykırı şekilde "video yoktur" yanıtı verilmesinde sorumluluğu bulunduğu tespit edilen Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Çoban, zabıt katibi Çağdaş Köse ve fotoğrafhane görevlisi Samet Çalışkan hakkında "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçlamasıyla iddianame düzenlendi.

Soruşturmanın ikinci ayağında ise olay günü çiftlikte yer alan ve merhum bakanın durumuna müdahale eden doktor Nurettin Demirkol'un yeminli tanık sıfatıyla verdiği ifadeler mercek altına alındı. Demirkol'un ifadeleri ile geçmiş dönem tutanakları arasındaki somut çelişkiler adli birimlerin gözünden kaçmadı.

Çelişkili İfadeler Ve HTS Kayıtları Doktoru Yalanladı

Doktor Demirkol, son ifadesinde Denizolgun'un özel doktoru olmadığını, ceset üzerinde herhangi bir kan izi görmediğini ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini beyan etmişti. Ancak 2016 tarihli Olay Yeri İnceleme ve Ölü Muayene Tutanağı incelendiğinde; Demirkol'un o dönem maktulün ağzından kan geldiğini ve yastığın kanla ıslandığını bizzat beyan ettiği belirlendi.

Bunun yanı sıra 155 Polis İmdat hattı kayıtları ve HTS analizleri incelendiğinde, ihbarı yapan kişinin bizzat Nurettin Demirkol olduğu, kendisini "ailenin hekimi" olarak tanıtarak ölümü şüpheli olarak bildirdiği saptandı. HTS baz verileri aynı zamanda olay sırasında Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş'in de adreste bulunduğunu ortaya koydu. Çelişkili beyanlar üzerine Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan dava açıldı. Uygur Haber Ajansı olarak konunun adli safahatını yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.