Danıştay, sayıları milyonları bulan devremülk sahiplerini ve turizm sektörünü doğrudan ilgilendiren, mülkiyet hakkı sınırlarını yeniden çizen emsal niteliğinde bir karara imza attı. Danıştay 4. Dairesi, devremülklerde kısa süreli (günübirlik/haftalık) kiralama yapılabilmesi için aynı bağımsız bölümdeki diğer dönem maliklerinden ve bloktaki tüm hak sahiplerinden muvafakat (yazılı izin) alınmasını zorunlu kılan idari genelge hükmünü hukuka aykırı bularak iptal etti.
Kanunda Olmayan Yükümlülük Genelgeyle Getirilemez
Hukuk dünyasında büyük yankı uyandıran dava, Prof. Dr. E. Saba Özmen ve Avukat Şimal M. Tol Öztürk tarafından açıldı. Danıştay 4. Dairesi gerekçeli kararında; kanunda açıkça öngörülmeyen bir kısıtlama veya yükümlülüğün idari bir genelgeyle vatandaşlara dayatılamayacağını vurguladı.
Söz konusu idari düzenlemenin Anayasa ile güvence altına alınan "mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale" niteliği taşıdığı belirtildi. Karar, idarenin normlar hiyerarşisine uyması gerektiğini ve kanuni dayanağı olmayan hiçbir sınırlandırmanın yönetmelik ya da genelgelerle hayata geçirilemeyeceğini bir kez daha tescilledi.
Fiilen İmkansız Olan Çark Durduruldu
İptal edilen genelge hükmü, devremülk sektöründe uygulamayı tamamen kilitleyen bir "bürokratik imkansızlığa" yol açıyordu. Mevcut sistemde:
-
Tek bir bağımsız bölüm (daire/oda) üzerinde, dönemsel kullanım hakkından ötürü yaklaşık 50 farklı hak sahibi bulunabiliyor.
-
Büyük termal ve tatil köylerindeki toplam hak sahibi sayısı ise binlerce kişiye ulaşıyordu.
Bir malikin, kendi dönemini kısa süreli kiralayabilmesi için bu binlerce kişiye ulaşıp tek tek yazılı muvafakatname toplaması fiilen imkansızdı. Danıştay, bu pratik imkansızlığı göz önünde bulundurarak hak sahiplerinin mağduriyetine son verdi.
Karar Kesinleşti mi? Cezalar Ne Olacak?
Kararın ardından en çok merak edilen soru, devremülk sahiplerinin hemen serbestçe kiralama yapıp yapamayacağı oldu. Davayı açan hukukçular sürece ilişkin şu kritik detayları paylaştı:
"Dosya şu anda temyiz incelemesi aşamasında olduğundan karar henüz tamamen kesinleşmiş değildir. Ancak Danıştay’ın ortaya koyduğu bu hukuki yaklaşım, söz konusu muvafakat şartının artık uygulanamayacağını açıkça göstermektedir. Bugüne kadar yalnızca 'muvafakat alınmadığı' gerekçesiyle devremülk sahiplerine kesilen idari para cezaları ve mühürleme işlemlerine karşı açılacak iptal davalarında bu karar, eldeki en güçlü emsal ve hukuki dayanak olacaktır."



