Türk siyasi hayatı, uzun süredir kapalı kapılar ardında yürütülen yoğun mesailerin yavaş yavaş kamuoyuna sızmasıyla birlikte yeni bir tartışma ve beklenti iklimine giriş yaptı. Siyaset kulislerinde "ikinci açılım süreci" olarak da adlandırılan ve devletin en üst kademelerinde "Terörsüz Türkiye" stratejisi kapsamında değerlendirilen yeni yol haritasının yasal zeminini oluşturacak çalışmalar hız kazandı. Geçtiğimiz günlerde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında gerçekleştirdiği sürpriz zirve, bu yeni sürecin en somut adımlarından biri olarak kayıtlara geçti. Kulislerden sızan güçlü iddialara göre, söz konusu üçlü zirvede Bahçeli'nin masasına, üzerinde titizlikle çalışılmış ve mutabakata varılmış 7 maddelik bir çerçeve yasa taslağı konuldu.
Kök Yasa Olarak Bilinen Düzenlemenin Şifreleri
Kamuoyunda zaman zaman "kod yasa", "geçici yasa" ya da "barış yasası" gibi farklı isimlerle telaffuz edilen ancak taslağın mimarları tarafından "kök yasa" olarak nitelendirilen bu düzenleme, sürecin geçiş aşamasında bir köprü vazifesi görmeyi hedefliyor. Ulaşılan son bilgilere göre, 7 maddelik taslak metnin en dikkat çekici kısımlarından biri, terör örgütü PKK'nın kendini lağvetmesi ve tamamen silah bırakması durumunda işletilecek hukuki prosedürleri kapsıyor. Metinde, örgütünü fesheden yapıların mensupları ile bu yapılarla iltisaklı kişilerin hukuki statülerinin yeniden tanımlanması ve haklarında yürütülen mevcut soruşturma ile kovuşturma süreçlerinin belirli bir yasal zeminde sona erdirilmesi amaçlanıyor. Bu adımın, silahsızlanma sürecini hızlandırmak adına atılacak en büyük hukuki güvence mekanizması olacağı ifade ediliyor.
İmralı Görüşmeleri Ve Statü Talebi Masada
Sürecin siyasi ayağında ise MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 5 Mayıs tarihinde partisinin grup toplantısında yaptığı ezber bozan açıklamalar büyük bir önem taşıyor. Bahçeli'nin, terör örgütü PKK'nın kurucusu Abdullah Öcalan için telaffuz ettiği "barış süreci koordinatörlüğü" önerisi, Ankara'daki dengeleri derinden sarsmıştı. Bu tarihi çağrının hemen ardından, bayram öncesinde devlet yetkilileri ile Abdullah Öcalan arasında doğrudan bir temas sağlandığı bilgisi siyasi kulislerde geniş yankı buldu. Yapılan bu kritik görüşmede Öcalan'ın, sürecin şeffaf ve güvenilir bir şekilde ilerleyebilmesi adına mutlaka özel bir yasal çerçevenin oluşturulması gerektiğini vurguladığı, ayrıca Türkiye'ye dönüş yapacak örgüt mensuplarının durumunun "ortak mutabakatla" karara bağlanarak Meclis'in resmi olarak devreye sokulmasını talep ettiği öne sürülüyor. Hazırlanan yeni taslağın, bu talepleri de yasal bir formata oturtarak Öcalan'ın süreç kapsamında müzakereler yürütebilmesine imkan tanıyacak çalışma koşullarını belirlemesi bekleniyor.
Kayyum Uygulamaları Ve Ceza Kanununda Köklü Değişiklikler
Sadece terörle mücadele ve silahsızlanma başlıklarıyla sınırlı kalmayan 7 maddelik taslak, iç siyasette uzun süredir tartışma konusu olan yerel yönetim dinamiklerine de dokunuyor. Demokratikleşme adımları çerçevesinde DEM Partili yetkililerin de yakından takip ettiği taslakta, belediyelere yönelik uygulanan kayyum atamalarına dair sınırları yeniden çizen bazı esnetici veya kural koyucu değişikliklerin yer aldığı belirtiliyor. Bununla birlikte, atılacak adımların mevcut yasalarla çelişmemesi adına Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) bir dizi uyum düzenlemesi yapılması öngörülüyor. İnfaz yasasına temel oluşturacak yeni hükümlerin de bu paket içerisinde Meclis onayına sunulacağı gelen bilgiler arasında.
Gözler Meclis Takvimine Çevrildi
Ankara'daki siyasi tansiyonu belirleyecek en önemli faktör ise zamanlama olarak öne çıkıyor. AK Parti kaynaklarının, hazırlanan yol haritası ve belirlenen siyasi takvim konusunda son derece kararlı olduğu, sürecin hiçbir kesintiye uğramadan planlandığı gibi işletileceği ifade ediliyor. Bu kararlılığın bir yansıması olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yaz tatiline girmeden önce söz konusu 7 maddelik "kök yasa" tasarısının komisyonlara sunulması ve yasal altyapı çalışmalarının resmen başlatılması bekleniyor. Önümüzdeki haftalarda siyaset sahnesinde yaşanacak trafik, Türkiye'nin terörsüz bir geleceğe doğru atacağı adımların ciddiyetini ve kapsamını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serecek.


