Türkiye Cumhuriyeti'nin mali denetim mimarisinin en köklü anayasal kurumlarından biri olan Sayıştay Başkanlığı, kuruluşunun 164’üncü yıl dönümünü devletin zirvesinin katılımıyla kutladı. Düzenlenen kurumsal törende yargı ve denetim mensuplarına seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; kamu maliyesinin rasyonel yönetimi, yerel yönetimlerde baş gösteren bütçe skandalları, beytülmalın korunması ilkesi ve antidemokratik vesayet odaklarının Türk ekonomisine yüklediği milyar dolarlık faturalar üzerine çok kritik stratejik deklarelerde bulundu.
İnsanı Yaşat Ki Devlet Yaşasın: Devletin Sebeb-i Vücudu Adalettir
Konuşmasının teorik çerçevesini medeniyet tarihinin en büyük mütefekkirlerinden İbn Haldun’un cemiyet ve devlet kuramına dayandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumsal hayatın de jure devamlılığı için kurumların muhafaza edilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Devletlerin asıl varlık gayesinin (sebeb-i vücudunun) evvel emirde adalet, emniyet, huzur ve selamet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Adaleti mülkün yani devletin temeli olarak gören ecdat, tam da bu yüzden 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' demiştir" sözleriyle insan odaklı bir kamu yönetimi vizyonunu işaret etti. Kaynaklarını rasyonel ve verimli kullanamayan devletlerin muktedir olamayacağını belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin geçmiş dönemlerdeki popülist ve savruk politikalardan büyük zarar gördüğünü hatırlattı.
Darbelerin Ve Vesayetin Ekonomik Bilançosu: 15 Temmuz'un Faturası 350 Milyar Dolar
Kamu kaynaklarının halkın yararına kullanılmasının önündeki en büyük engellerden birinin vesayet odakları ve antidemokratik müdahaleler olduğunu kaydeden Erdoğan, bu süreçlerin mali bilançosunu resmi projeksiyonlarla paylaştı:
-
Halkı fakirleştiren ve Türkiye'yi küresel yarışta geride bırakan ilk kurumsal kırılma,
-
Doğrudan 1,5 milyar dolar, dolaylı olarak ise on milyarlarca dolarlık makroekonomik zarar,
-
FETÖ eliyle gerçekleştirilen kanlı kalkışmanın Türk ekonomisine doğrudan faturası 350 milyar dolardan fazla.
Milli iradeyi gasp etmeye çalışan terör örgütleri ve cuntacıların her bir vatandaşın cebinden binlerce dolar çaldığını ifade eden Erdoğan, vesayet odaklarına karşı verilen mücadelenin aynı zamanda ülkeyi ekonomik yüklerden kurtarma mücadelesi olduğunu ekledi.
Yerel Yönetimlere "Ganimet" Uyarısı: Babanızın Malı Değildir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülki ve yerel idarelerdeki kaynak kullanımlarına yönelik kurumsal "kırmızı çizgiyi" ilan ederek kamu görevlilerine sert uyarılarda bulundu. Beytülmalın gelecek kuşakların emaneti olduğunu hatırlatan Erdoğan, yerel yönetim odaklı bütçe ve usulsüzlük iddialarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Makamı, unvanı, mevkii ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir. Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar kimsenin babasının malı değildir. Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz. Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez. Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur. 86 milyon vatandaşımıza karşı sorumluyuz."
Sayıştay’a Türkiye Yüzyılı Rehberliği Misyonu
Yüksek yargı organı hüviyetindeki Sayıştay'dan beklentilerini de sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan; kurumun sadece bir ceza ve denetim mercii olmadığını, idarenin yasal takdir yetkisini gözeterek hazırlayacağı raporlarla kamu bürokrasisine bir "rehberlik" yapması gerektiğini söyledi. Sayıştay'ın veriye dayalı, sistem bazlı ve katma değer odaklı analitik yaklaşımıyla Türkiye Yüzyılı vizyonunun inşasına kurumsal ve aktif destek vermeyi sürdüreceğine olan inancını belirterek konuşmasını noktaladı.


