Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon soruşturmasında ilişkin TBMM'de bilgilendirme konuşması yaptı. Süreçte oluşan özel zararların karşılanmasında Hazine kaynağı kullanılmayacağını açıklayan Yılmaz, yüksek risk taşıyan serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında, bankacılık sistemindeki devlet garantisinin bulunmadığını ifade etti. Yılmaz, bu ödemelerin nihai tasfiye tamamlanmadan önce yapılacak ara ödemeler olacağını, kalan tutarların ise tasfiye sürecinin sonunda yapılacak mahsuplaşmayla belirleneceğini söyledi.
Yılmaz’ın verdiği bilgiye göre, tasfiyesi öngörülen 131 fonda toplam 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Ara ödemelerde Merkezi Kayıt Kurumu’nun hesaplayacağı “net yatırım tutarı” esas alınacak. Buna göre yatırımcının sisteme yatırdığı ancak daha sonra çekmediği ana para dikkate alınacak; daha önce çekilen tutarlar ödeme hesabından düşülecek. Net yatırım tutarı 1 milyon liraya kadar olan yatırımcılara bu tutarın tamamının, 1 milyon liranın üzerinde alacağı bulunanlara ise ilk aşamada en fazla 1 milyon lira ödeme yapılması planlanıyor.
Nihai tasfiye bakiyesinin ise yaklaşık 5-6 aylık süreçte sonuçlandırılması hedefleniyor. Olağan tasfiye kapsamındaki bazı fonlarda ödemelerin daha erken başlayacağını belirten Yılmaz, olağanüstü tasfiye kapsamındaki yatırımcılar için yapılacak ödemelerin ise ileride doğacak nihai alacaklardan mahsup edileceğini ifade etti.
Yılmaz, süreç kapsamında 220 kişi hakkında işlem yapıldığını, 85 kişinin tutuklu olduğunu açıkladı. Tasfiye halindeki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturduğunu belirten Yılmaz, "Diğer bir ifadeyle sorun, fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır." ifadelerini kullandı.
TBMM'de konuşan Yılmaz, sermaye piyasalarının mevcut yapısının sağlam olduğunu belirterek, sorunlu fonların tasfiye edilmesinin piyasaları zayıflatmayacağını, aksine potansiyel risklerin ortadan kaldırılmasıyla sermaye piyasalarının daha güçlü şekilde yoluna devam edeceğini ifade etti.
"FİNANS PİYASALARINDA SİSTEMİK RİSK SÖZ KONUSU DEĞİL"
Yılmaz, finans piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde, "Çok net bir şekilde ifade etmek isterim ki finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir" dedi.
Sermaye piyasalarının yapısının sağlam olduğunu vurgulayan Yılmaz, sorunlu fonların tasfiyesinin piyasaları zayıflatmayacağını söyledi.
Yılmaz, "Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü bir şekilde devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Yanlışların üzerine kararlılıkla gidileceğini belirten Yılmaz, sermaye piyasalarının çok yönlü tedbirlerle desteklenmeye devam edileceğini kaydetti.
Yılmaz, yaşanan sorunlarla herhangi bir ilgisi bulunmayan finansal kurum ve araçlara yönelik hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirterek, iktidar ve muhalefetin bu konuda ortak sorumluluk taşıdığını öne sürdü.
"SORUNA OLDUĞUNDAN BÜYÜK VEYA OLDUĞUNDAN KÜÇÜK BİR ANLAM ATFETMEYELİM"
Medya ve sosyal medyada fon soruşturmasına yaklaşım konusunda da değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, yaşanan sürecin doğru bilgiler üzerinden ele alınması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, "Lütfen bu soruna olduğundan büyük veya olduğundan küçük bir anlam atfetmeyelim. Gerçekçi olalım ve sağlıklı bilgilere dayalı yorumlar yapalım" dedi.
Aksi durumda yaşanan sorunlarla hiçbir bağı olmayan, işini düzgün yapan fonların ve yatırımcıların zarar görebileceğini belirten Yılmaz, "Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tasfiye ederken, vücudun kendisine zarar vermeyelim" ifadelerini kullandı.
"SERMAYE PİYASALARINI BÜYÜTME HEDEFİNDEN GERİ ADIM ATILMAYACAK"
Türkiye'nin kalkınma sürecinin asli unsurlarından biri olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden geri adım atmayacağını belirten Yılmaz, tasarrufların üretim ve yatırıma yönlendirilmesini sağlayan daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.
Yılmaz, yatırımcılara güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren bir piyasa yapısının oluşturulması için çalışmaların devam edeceğini belirtti.
"VATANDAŞLARIMIZIN HAKLARINI KORUYACAĞIZ"
Süreçte vatandaşların haklarının korunacağını belirten Yılmaz, piyasanın güven içerisinde işlemesini sağlayacak gerekli düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçirileceğini ifade etti.
Yılmaz, yaşanan sorunlar giderilirken sermaye piyasalarının daha sağlıklı ve güçlü bir yapıda yoluna devam etmesinin temin edileceğini kaydetti.
"HUKUK DIŞI EYLEMLERDE BULUNAN SONUÇLARINA KATLANACAKTIR"
Sorunlu fonlarla ilgili çalışmaların ilk günden başlatıldığını belirten Yılmaz, kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli adımların atıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce yaptığı açıklamalara da atıfta bulunan Yılmaz, sorumluluğu bulunan ve spekülasyon ile manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan kişiler hakkında hukuk kuralları çerçevesinde işlem yapılacağını belirtti.
Yılmaz, "Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır" dedi.
Yılmaz, hak yiyenleri savunmayacaklarını belirterek, "Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız." dedi.
TASFİYE EDİLEN FONLARIN PORTFÖY DEĞERİ YÜZDE 7,7
Tasfiye halindeki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturduğunu belirten Yılmaz, "Diğer bir ifadeyle sorun, fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin finansal sisteminin güçlü olduğunu ve sermaye piyasalarının gelişimini sürdürdüğünü belirten Yılmaz, bu alandaki temel politikada herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.
Bununla beraber sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmasının meselenin önemini azaltmadığını vurgulayan Yılmaz, vatandaşların tasarruflarını etkileyen, piyasaya güveni zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla üzerine gidildiğini ifade etti.
Yılmaz, bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirlerin değerlendirildiğini kaydetti.
Yılmaz, süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağının altını çizdi.
Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında bankacılık sistemindeki devlet garantisinin söz konusu olmadığını belirten Yılmaz, "Serbest fonlara giren herkes profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı talep formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır." dedi.
Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarının ilgili fonun kaynakları ile karşılanmasının esas olduğunu belirten Yılmaz, tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi bünyelerinde bulunan kaynakların kullanılacağını söyledi.
Yılmaz, ayrıca fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynakların da kullanılacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından oluşturulan ve başkanlığını kendisinin yaptığı Fon Koordinasyon Kurulu'nun yoğun mesai harcadığını belirten Yılmaz, yol haritası ve temel ilkelerin belirlendiğini söyledi.
Eşgüdüm içinde ilgili her kurumun kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başladığını ifade eden Yılmaz, bahse konu kurumların büyük kısmının bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler olduğunu kaydetti.
Yılmaz, söz konusu kurumların kanunlar çerçevesinde kendilerine verilen yetkileri kullandığını ve kendi kararlarını aldığını belirterek, her bir kurumun aldığı kararı usulünce kamuoyuyla paylaştığını söyledi.
Fon Koordinasyon Kurulu'nun genel eş güdümü sağladığını, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırdığını ve ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit ettiğini ifade eden Yılmaz, kurulun ayrıca kanuni düzenleme gerektiren hususlarda kurumların teknik desteğini sağlayarak Meclis grubu ile ortak çalışmalar yaptığını belirtti.
Yılmaz, yürütülen tasfiye sürecindeki ana çerçeveyi ise şöyle açıkladı:
"Süreç şeffaf şekilde yürütülecektir. Adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde sürdürülecektir. Hızlı derken hızlı ve doğru şekilde elbette, hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir. Hazineden kaynak kullanılmayacaktır. Her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir. Yatırımcılara payları oranında dağıtım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir."
Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyona kadar ana paraların geri ödenmesinin planlandığını belirten Yılmaz, önceliğin küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemelerin gerçekleştirileceğini söyledi.
FİNANS PİYASALARINDAKİ SORUNLAR SADECE TÜRKİYE'YE ÖZGÜ DEĞİL
Yılmaz, 2008'de Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan Madoff şirketi krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime krizini örnek gösterdi.
Denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini belirten Yılmaz, finans piyasalarının yapısında maalesef böyle bir durum bulunduğunu söyledi.
Yılmaz, çeşitli dönemlerde ve çeşitli sebeplerle finans piyasalarında sorunların ortaya çıkabildiğini belirterek, önemli olanın bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit etmek ve en etkili şekilde tasfiye etmek olduğunu ifade etti.
10 MÜFETTİŞLE DEVLET DENETLEME KURULU SAHADA
Türkiye'de yaşanan süreçte ilgili kurumların ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumluluklarının, Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılan kapsamlı incelemelerle netleştirileceğini belirten Yılmaz, bağımsız denetleyici ve düzenleyici kurumlarla ilgili Meclis tarafından çıkarılan ayrıntılı kanunlar ve bu kanunlarda belirlenen usuller bulunduğunu söyledi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdiğini belirterek, "Şu anda sahada 10 müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulumuz bu çalışmaları sürdürmektedir. Gerekirse daha fazla müfettişle de bu çalışmalar etkili bir şekilde yapılacak; idari sorumluluklar, kişisel sorumluluklar bu süreçte ortaya çıkarılacaktır." dedi.
Güçlü bir ekiple sahada olan Devlet Denetleme Kurulu tarafından yapılacak inceleme ve soruşturmaların, benzer sorunlarla bir daha karşılaşılmaması adına gereken ilave tedbirlere de ışık tutacağını belirten Yılmaz, kurulun hazırlayacağı raporun yalnızca sorumlulukları netleştirmekle kalmayacağını ifade etti.
Yılmaz, sistemde tespit edilen açıkların da belirleneceğini ve buna dönük olarak bir daha böyle sorunların yaşanmaması adına alınması gereken tedbirlere ilişkin yol gösterici bir raporun ortaya çıkmasının beklendiğini söyledi.
FON PİYASASINDAKİ RİSKLERE KARŞI ÖNCEDEN TEDBİRLER ALINDI
Yılmaz, süreç öncesinde de çeşitli adımlar atıldığını belirterek, kamuoyunda, Meclis'te ve siyasi çevrelerde dile getirilen "Hiçbir şey yapılmadı mı bu süreçte?" şeklindeki hassasiyet ve eleştirilere dikkat çekti.
Bu kapsamda sorunlar ortaya çıkmadan önce atılan bazı adımları hatırlatmak istediğini belirten Yılmaz, 21 Kasım 2024'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar sonrasında para piyasası fonlarının portföylerinin en az yüzde 10'unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasının zorunlu hale getirildiğini söyledi.
Yılmaz, "İyi ki bu yapılmış, bugün bu sayede fonlarda en azından kesin olarak nakde çevrilebilir hazine bonoları ve tahvilleri var; bunları da elbette yatırımcılar için değerlendireceğiz." ifadelerini kullandı.
2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nin hisse senetlerinde manipülasyona ve serbest fonlardaki risklere karşı tedbir alınması hususunda değerlendirme yaptığını ve harekete geçtiğini belirten Yılmaz, 18 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar gereği serbest fonlara giriş eşiğinin 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye yükseltildiğini söyledi.
Yılmaz, 17 Haziran 2026'da Sermaye Piyasası Kurulu'nun serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAŞ uygulama esaslarını onayladığını, 20 Temmuz 2026'da TEFAŞ'ın fon alım-satım altyapısının yenilendiğini belirtti.
30 Temmuz 2026'da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 1 Ekim'den itibaren uygulanmak üzere tasarruf finansman şirketlerinin topladıkları kaynakların hangi enstrümanlara yatırılabileceği hususunda düzenleme yaptığını ifade eden Yılmaz, aynı tarihte fonların portföyündeki borsada işlem gören gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonlarının borsa fiyatı yerine en son açıklanan birim net aktif değer ile değerlendirilmesine karar verildiğini söyledi.
FONLARA İLİŞKİN YENİ REHBER SORUNLARI GÖRÜNÜR HALE GETİRDİ
Yılmaz, 28 Ağustos 2026'da SPK'nın yatırım fonlarına ilişkin rehberini yayımladığını ve rehberin 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girdiğini belirtti.
Rehber ile ilgili fonların işlemleri konusunda önemli kurallar getirildiğini ifade eden Yılmaz, rehberin yürürlüğe girmesiyle sisteme giren sıcak paraya bel bağlayan çeşitli fonlardaki sorunların görünür hale geldiğini söyledi.
Yılmaz, "Bu adımlar atılmamış olsa sorunlu fonların, takdir edersiniz ki, büyümeye devam edeceği bir süreç olurdu ve bugünkünden de daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalırdık." dedi.
Rehberin yayımlanmış olmasının ve sorunlu fonların ortaya çıkmasının, geriye kalan fonlarda da çok daha güvenceli bir yapının oluştuğunu gösterdiğini belirten Yılmaz, tüm bunlarla birlikte kurumsal ve kişisel sorumlulukların Devlet Denetleme Kurulu süreci sonucunda netleşeceğini ve bunun gereğinin yapılacağını ifade etti.
131 FONUN TASFİYESİNE KARAR VERİLDİ
Yılmaz, Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu başta olmak üzere ilgili tüm kurumların hızlı şekilde aksiyon aldığını söyledi.
16 Eylül 2026'da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine 2 yıl borsada işlem yasağı getirildiğini, bazılarının ise tüm lisanslarının iptal edildiğini belirten Yılmaz, 17 Eylül 2026'da Finansal İstikrar Komitesi'nin toplandığını ve sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için önemli kararlar alındığını ifade etti.
Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından piyasaya ilave likidite sağlandığını belirten Yılmaz, SPK tarafından sistemik riski azaltmak için 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini söyledi.
Ayrıca bu şirketlere ait diğer fonların da TEFAS'ta işleme kapatıldığını belirten Yılmaz, "Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır." dedi.
BAZI BANKA VE FAKTORİNG ŞİRKETLERİ TMSF'YE DEVREDİLDİ
BDDK tarafından sorunlu gruplara ait 3 bankanın; Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım ile 2 faktoring şirketinin; Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring'in TMSF'ye devrinin kararlaştırıldığını ve bu devrin gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası'nın devir alınma sürecinin başlatıldığını söyledi.
Bağımsız idari otoriteler bu adımları atarken, adli süreçlerin de hızlı ve etkin şekilde devreye girdiğini belirten Yılmaz, halihazırda adli süreçlerin devam ettiğini söyledi.
Anayasa ve İçtüzük'te yargı mercilerinde görülmekte olan davalara ilişkin sınırlar bulunduğunu belirten Yılmaz, bu çerçevede Adalet Bakanlığı ve yargının süreç içindeki çalışmaları hakkında da bilgi verdi.
220 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM YAPILDI
Söz konusu sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapıldığını belirten Yılmaz, bunlardan 85'inin tutuklu olduğunu, 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğunu ve 81 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulandığını söyledi.
ŞÜPHELİLERİN MAL VARLIKLARINA EL KONULDU
Yılmaz, 15 Eylül'den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazlar üzerinde 21 el koyma kararı verildiğini belirtti.
Ayrıca 67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına; 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulduğunu ifade etti.
Tasfiyenin özünü 1 milyon liraya kadar ana paraların ödenmesi oluşturuyor
Olağanüstü tasfiyenin özünü, Meclis'in takdirine sunulacak düzenleme kapsamında 1 milyon liraya kadar ana paraların ödenmesinin oluşturduğunu belirten Yılmaz, fon alacaklarının tahsili ve borçların ödenmesi kapsamında çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.
Yılmaz, nihai tasfiye bakiyesinin 5-6 ay gibi bir süreç içinde sonuçlandırılacağını belirterek, "Bu yapılan ödemeler ara ödemeler, nihai noktada da mahsuplaşmayla bu hesaplara girmiş olacaktır." dedi.
Meclis'in takdirine sunulacak olağanüstü tasfiye kurallarını içeren taslak kanun teklifinin yasalaşması halinde, Ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerinin yapılabileceğini öngördüklerini belirten Yılmaz, bu konuda SPK tarafından gerekli detay kararların alınacağını ifade etti.
Yılmaz, teknik hazırlıkların tamamlandığını söyledi.
455 BİN 758 KİŞİ 131 FONDA YATIRIMCI
Yılmaz, tasfiyesi öngörülen 131 fonda 455 bin 758 tekil kişinin bulunduğunu belirterek, Ziraat Bankası'nın tasfiyesinden sorumlu olduğu 125 fonda 151 bin 247 tekil yatırımcı bulunduğunu söyledi.
İş Bankası'nın tasfiyesinden sorumlu olduğu 6 fonda ise 388 bin 718 tekil yatırımcı bulunduğunu belirten Yılmaz, olağan tasfiyesi yapılacak 3 şirketin 17 fonunda 43 bin 643 yatırımcı bulunduğunu ifade etti.
Bu yatırımcılara perşembe günü ödeme yapılacağını belirten Yılmaz, bu şirketler kapsamında geriye kalan 49 özel fonda ise 2 bin 98 kişinin bulunduğunu ve kendi kapsamlarında sorunlarının çözülmesinin planlandığını söyledi.
Gerekli teminatların alınması halinde Atlas şirketinde bulunan 56 bin 614 kişiyi kapsayan 16 fonda da olağan tasfiye kuralları ile ödemelerin ivedilikle yapılacağını belirten Yılmaz, olağanüstü tasfiye kapsamında ise hak kazanılacak ödemeye mahsuben ara ödeme yapılacağını kaydetti.
NET YATIRIM TUTARI HESAPLANARAK ÖDEME YAPILACAK
Ara ödemede Merkezi Kayıt Kurumu tarafından hesaplanacak net yatırım tutarının esas alınacağını belirten Yılmaz, bunu bir örnek üzerinden açıkladı.
Yılmaz, "Bir X şahsı düşünün, 1 milyon lira yatırmış sisteme, bu parası 5 milyon olmuş. Arada 4 milyonunu çekmiş. Şimdi biz bunun ana parasını çektiğini düşünüyoruz, onu ödemeyeceğiz. Ama 1 milyona kadar sistemin içinde olan, çekmemiş olan miktarlar bu net yatırım tutarı tarifiyle ödemelere konu olacaktır." dedi.
Ara ödemenin en fazla 1 milyon lira olacağını belirten Yılmaz, 1 milyon liraya kadar olanların tamamının ödeneceğini, 1 milyon liranın üzerinde olan hesapların ise sadece 1 milyon lira ödeme alacağını söyledi.
Yılmaz, bunun sonraki hakların baki kalması koşuluyla gerçekleştirileceğini ifade etti.
131 İADE HESABI AÇILDI
Merkezi Kayıt Kurumu kapsamında net yatırım tutarı algoritmasının yazıldığını belirten Yılmaz, Takasbank'tan fiyat bilgisi alındıktan sonra tutarların hesaplanacağını söyledi.
Tüm bu işlemlerin yürütülmesinde SPK kararı ile TMSF bünyesinde 131 isteğe bağlı iade hesabı ve 1 adet genel hisse iade hesabı açıldığını belirten Yılmaz, her bir fonda oluşan kaynağın ilgili fonun alacaklıları için kullanılacağını ifade etti.
Genel hesaba gelen kaynağın ise SPK tarafından belirlenecek kriterlerle fonlara adil bir şekilde dağıtılacağını söyledi.
455 BİN 758 KİŞİNİN BÜYÜK KISMININ ÖDEMESİ EKİMDE TAMAMLANACAK
El konulan veya müsadere edilen varlıkların satışından elde edilen gelirlerin de geri kazanım hesabına aktarılarak ödemelerde kullanılacağını belirten Yılmaz, hak sahipliğinin fon ve hesap bazında belirleneceğini söyledi.
Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin Ekim ayı içinde yapılmasıyla birlikte 455 bin 758 kişinin çok büyük bir kısmının ödemelerinin tamamen yapılmış olacağını ifade etti.
Yılmaz, "İnanıyorum ki yatırımcıların beklentilerini dikkate alacak olan Meclisimiz bu kanunu ivedilikle ele alacaktır. Elbette takdir Meclisimizindir." dedi.
Olağanüstü tasfiye konusunda aktardığı hususların, kanun metninin nihai halinin Meclis'te alınmasının ardından kesinleşeceğini belirten Yılmaz, teknik olarak tüm hazırlıkların yapıldığını ve kanun yürürlüğe girer girmez en kısa sürede gereğinin yapılacağını söyledi.
Konuşmasının sonunda sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, devletin bu süreci vatandaşların haklarını esas alan, piyasa güvenini gözeten ve hukukun gereklerini eksiksiz yerine getiren bir anlayışla yürüttüğünü vurguladı.
Tasfiye kapsamındaki fonlarda hak sahibi olacak yatırımcıların haklarının korunması için gereken adımların atılacağını belirten Yılmaz, haksız kazanç sağlayanların ve piyasa düzenini bozanların da hukuk önünde hesap vermesinin sağlanacağını söyledi.
Yaşanan tecrübenin sermaye piyasalarının işleyişini daha da güçlendirecek bir imkana dönüştürülmesinde kararlı olduklarını ifade eden Yılmaz, bu çerçevede yapısal bazı hususları içeren bir kanun çalışmasının da sürdürüldüğünü belirtti.
Yılmaz, olağanüstü tasfiye kanun teklifi dışında daha yapısal birtakım hususları içeren bir kanun hazırlığının da değerlendirildiğini söyledi.
Ancak bu hazırlığın Devlet Denetleme Kurulu raporundan sonra Meclis'in takdirine sunulmasının daha sağlıklı olacağını düşündüklerini belirten Yılmaz, Devlet Denetleme Kurulu'nun yalnızca sorumlulukları netleştirmekle kalmayacağını, sistemde varsa açıkları da ortaya çıkaracağını ifade etti.
Bu çerçevede gerekli daha yapısal düzenlemeleri içeren bir kanun teklifinin de zamanı geldiğinde gruplar aracılığıyla Meclis'in takdirine sunulmasının planlandığını kaydetti.
Yılmaz, düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarının ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendirileceğini belirtti. Yatırımcıların haklarının daha güçlü şekilde korunacağı, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısının geliştirilmesi için çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.
Yaşananların, sermaye piyasalarının tamamına mal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, hukuk dışı işlemlere karışmamış fonların veya diğer yatırım araçlarının bu süreçten ayrı tutulması gerektiğini vurguladı.
Yılmaz, son dönemde getirilen kuralların sorunun daha hızlı ortaya çıkarılmasını sağladığını belirterek, sorunlu fonların belirginleşmesi ve tasfiye edilmesinin önünü açan bu düzenlemelerin mevcut fonların güvenilirliğini de artırdığını söyledi.
Bu kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren fonların eskisine kıyasla daha güvenilir bir çerçeveye kavuştuğunu ifade etti.
"SİSTEMİK BİR RİSK YOK"
Sermaye piyasalarında sistemik bir risk bulunmadığını yineleyen Yılmaz, sosyal medya ve medyada sermaye piyasaları ile Borsa İstanbul üzerinden yürütülen gereksiz tartışma ve spekülasyonların milyonlarca kişiye zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Yılmaz, söz konusu tartışmaların ne millete ne de yatırımcılara fayda sağladığını belirterek, bu konuda herkese ortak sorumluluk düştüğünü vurguladı.




