İstanbul Büyükçekmece Adliyesi'nin adli emanet bürosunda meydana gelen ve film senaryolarını aratmayan milyonlarca liralık dev soygunla ilgili yürütülen soruşturmada oldukça kritik bir dönemece girildi. Adaletin tecelli ettiği binanın en güvenli olması beklenen noktasından tam yirmi beş kilogram saf altın ve elli kilogram gümüşün çalındığı bu cüretkar hırsızlık vakasında aranmakta olan önemli isimler, sürpriz bir şekilde Türk makamlarına teslim olma kararı aldı. Soygunu dışarıdan organize ettiği ve hırsızlık anında kaçış aracında bekleyerek süreci yönettiği iddia edilen Muhammed Seferoğulları ile suç ortağı kuzeni Muhammed Efe'nin yasa dışı yollarla Gürcistan'da saklandıkları öğrenilmişti. Gürcistan güvenlik birimlerinin radarına takılan ve bir süre orada cezaevinde gözetim altında tutulan iki firari zanlı, akşam saatlerinde Sarp Sınır Kapısı'na getirilerek Türkiye sınırlarından içeri alındı ve adalet önünde hesap vermek üzere emniyet güçlerine teslim edildi.
Milyonluk Ganimetin Rotası Doğubayazıt'a Uzandı
Emniyet güçlerinin titizlikle yürüttüğü geniş çaplı incelemeler, çalınan servet değerindeki madenlerin izini adım adım takip ederek olayın şifrelerini çözmeye devam ediyor. Yüz kırk yedi milyon Türk Lirası değerindeki devasa ganimetin adliye binasından çıkarıldıktan sonraki güzergahı da emniyetin ısrarlı takibi sonucu deşifre oldu. Yapılan teknik ve fiziki takipler sonucunda, adli emanetten büyük bir ustalıkla çalınan altın ve gümüşlerin dikkat çekmemek amacıyla özel araçlara yüklenerek Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine kadar götürüldüğü kesin olarak saptandı. Bu devasa organizasyonun içinde yer aldığı ve hırsızlık ağına destek verdiği belirlenen tam on altı şüpheli daha önceki operasyonlarda kıskıvrak yakalanarak adalete teslim edilmişti. Ancak güvenlik birimlerinin operasyonları bu isimlerle sınırlı kalmayıp, şebekenin diğer karanlık bağlantılarını ve henüz ulaşılamayan firari üyelerini yakalamak adına tüm hızıyla ve kararlılığıyla sürdürülüyor.
Market Arabasıyla Yapılan İnanılmaz Vurgun
Soruşturma dosyasının derinliklerine inildikçe, bu akılalmaz soygunun içeriden nasıl bir yardımla gerçekleştirildiğine dair kan donduran detaylar da bir bir ortaya dökülüyor. Olayın baş şüphelisi ve mimarı olarak gösterilen adliye personeli Erdal Timurtaş'ın, soygun sabahı mesai arkadaşlarından çok daha erken bir saatte görev yerine gelerek planını tıkır tıkır işlettiği belirlendi. Kasım ayının on üçüncü günü sabahın erken saatlerinde adli emanet bürosuna giren Timurtaş'ın, kasalarda mühürlü halde muhafaza edilen servet değerindeki madenleri büyük poşetlere doldurduğu tespit edildi. Şüphelinin, yüz kırk yedi milyon lira değerindeki yükü adliye koridorlarından dışarı çıkarmak için dosya taşımada kullanılan sıradan bir market arabasını kullanması ise olayın ne kadar cüretkar bir soğukkanlılıkla işlendiğini gözler önüne seriyor. Hiç kimsenin şüphesini çekmeden koca bir serveti binadan çıkaran personelin bu inanılmaz eylemi, binanın iç güvenliği ve denetimi konusunda da ciddi bir zafiyeti gözler önüne serdi.
İngiltere'ye Uzanan Kaçış Ve Kırmızı Bülten Süreci
İçeriden sızdırılan kritik bilgiler ve yapılan kusursuz planla gerçekleştirilen bu soygunun hemen ardından emniyet güçleri hızlıca düğmeye bassa da, baş şüpheli Erdal Timurtaş o ilk kargaşa anında sırra kadem basmayı başardı. Milyonluk vurgunu gerçekleştiren adliye personelinin, hırsızlık olayının üzerinden çok geçmeden eşini de yanına alarak hızla yurt dışına çıktığı ve İngiltere'ye kaçtığı güvenlik kameraları ile pasaport kayıtları üzerinden kesinleştirildi. Adaletin peşlerini bırakmayacağını bilen emniyet güçleri, uluslararası arenada da hukuki adımlarını anında devreye soktu. Savcılık makamlarının yürüttüğü titiz çalışmalar neticesinde, İngiltere'ye firar eden Timurtaş çiftinin yakalanarak Türkiye'ye iade edilmesi amacıyla Interpol üzerinden kırmızı bülten çıkarılması için gerekli tüm resmi talepler uluslararası makamlara iletildi. Tüm Türkiye'nin şaşkınlıkla takip ettiği bu tarihi hırsızlık dosyasında sır perdeleri aralanmaya devam ederken, adaletin tecelli etmesi için yurt içinde ve yurt dışında kurulan çember giderek daralıyor.



