Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, CHP’den istifa ederek AK Parti’ye katılan Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın partiye katılım sürecinde yaptığı konuşma ve sergilediği tavırları eleştiren bir paylaşım yaptı. Arınç, söz konusu tutumların siyasetin seviyesini düşürdüğünü ve siyaset kurumunun itibarına zarar verdiğini ifade etti.
Arınç paylaşımında, geçmişte bu tür davranışların “tabasbus” olarak adlandırıldığını hatırlatarak, merhum düşünür Cemil Meriç’in “Hiçbir lütuf, zilletli bir tabasbusa değmez” sözünü anımsattı. Günümüz diliyle bunun, “İnsan onuru ve şahsiyeti her türlü maddi ve manevi çıkardan üstündür” anlamına geldiğini belirtti.
Bu tür davranışların zaman zaman başkaları tarafından da tekrarlandığını ifade eden Arınç, bunun siyasetin derecesini düşürdüğünü ve millet nezdinde siyasetçinin itibarını zedelediğini vurguladı. Meclis Başkanlığı dönemine değinen Arınç, göreve geldiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin güvenilir kurumlar sıralamasında yedinci sırada yer aldığını, ortaya koydukları duruş ve çalışmalarla bu konumu daha yukarılara taşıdıklarını kaydetti. Arınç, “Meclisin itibarı milletvekillerinin, milletvekillerinin itibarı da siyaset kurumunun itibarını belirler. Bunu düşürmeye kimsenin hakkı yoktur” ifadelerini kullandı.
Milletvekili transferlerine ilişkin yaklaşımını da paylaşan Arınç, bu isimlerin öncelikle kendi seçmenlerine karşı bir sorumluluğu bulunduğunu ve bunun aynı zamanda bir “kul hakkı” meselesi olduğunu belirtti. Transfer olan milletvekillerinin seçmenleriyle helalleşmeleri gerektiğini dile getiren Arınç, ayrıca katıldıkları partide eski alışkanlıklarını bırakarak halka ve partilerine nitelik itibarıyla faydalı işler yapmalarının şart olduğunu ifade etti.
İşte Arınç'ın o paylaşımı:
"Bir milletvekilinin son grup toplantımızda partimize katılışı akabinde yaptığı konuşma ve tavırlarını son derece yadırgadım; kendi adıma da mahcup oldum. Eskiler bu gibi durumlar için tabasbus kelimesini kullanırlar. Cemil Meriç’in bu konuda çok güzel bir sözü vardır. “Hiçbir lütuf, zilletli bir tabasbusa değmez.” Günümüz için daha anlaşılabilir bir hale getirmek gerekirse, insan onuru ve şahsiyeti her türlü maddi ve manevi çıkardan üstündür, diyebiliriz.
Bu gibi hareketler maalesef başkaları tarafından da zaman zaman tekrarlanıyor ve bunlar siyasetin derecesini düşürüyor. Millet gözünde de siyasetçinin itibarını yerle bir ediyor. Bendeniz meclis başkanı olduğumda güvenilir kurumlar anketinde TBMM yedinci sırada gelmekteydi. Yaptığımız çalışmalar ve ortaya koyduğumuz duruş ile bunu daha yukarılara taşıdık. Meclisin itibarı, milletvekillerinin itibarıdır; milletvekillerinin itibarı da siyaset kurumunun itibarıdır. Bunu düşürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Hamdolsun biz ilk on yılımızda meclisimize ve siyasetçiye büyük bir itibar kazandırdık. Söz konusu davranışlar bizim daha da geriye gidebileceğimizi ve niteliksiz insanlar marifetiyle siyaset kurumunun seviye kaybedebileceğini gösteriyor. Bütün milletvekillerinden bu gibi davranışlardan kaçınmalarını rica ediyorum.
Milletvekili transferlerine bakış açım şudur. Birincisi bu isimlerin kendi seçmenlerine karşı bir borcu vardır. Bu borcu ödemeleri lazım. Kaldı ki aynı zamanda ortada bir kul hakkı da vardır. Öncelikle seçmenleri ile helalleşmeleri gerekmektedir. İkincisi de katıldıkları partide eski alışkanlıklarını bırakıp halka ve partisine nitelik itibariyle yararlı olabilecek işler yapması gereklidir."

NE OLMUŞTU?
CHP’den kesin ihraç istemiyle PM’ye sevk edildikten sonra istifa eden Hasan Ufuk Çakır, AK Parti’ye katılımında rozetini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan almış, Erdoğan törende “Allah mahcup etmesin” demişti. Çakır ise konuşmasında, “İftiraya uğramış, haksızlığa maruz kalmış ama başını öne eğmemiş bir insanım. Makamlar geçici, onur ve haysiyet kalıcıdır” ifadelerini kullanmıştı. Çakır ayrıca, “İki başkomutan var; biri Gazi Mustafa Kemal Paşa, biri de Türkiye Cumhuriyeti’nin başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan” diyerek asker selamı vermişti.





