Medya ve iletişim eğitimini bir kenara bırakan Demirci, şimdi kuzu ve kazlarıyla üretim odaklı bir yaşamın tadını çıkarıyor.
Şehrin Gürültüsünden Doğanın Kalbine
İzmir gibi metropol bir kentte yetişen ve Akdeniz Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü’nden mezun olan Bedirhan Demirci, modern dünyanın dayattığı yoğun çalışma temposuna daha fazla direnmedi. Mezuniyet sonrası atıldığı tekstil sektöründe işlerin istediği gibi gitmemesini bir fırsata çeviren genç girişimci, rotasını Muğla’nın Kavaklıdere ilçesine bağlı huzur dolu Kurucuova Mahallesi’ne kırdı. Tek başına çıktığı bu yolculukta, beton yığınlarının yerini yeşilin her tonu, korna seslerinin yerini ise kuş cıvıltıları aldı.

Sabah Mesaisi Kuzularla Başlıyor
Henüz 27 yaşında olmasına rağmen büyük bir cesaretle hayvancılığa adım atan Demirci, gün doğarken başladığı mesaisinde kuzu, koyun, kaz, ördek ve hindileriyle ilgileniyor. Şehirde alışık olduğu hazır tüketim kültürünü terk eden genç üretici, artık kendi ürettiğini tüketmenin haklı gururunu yaşıyor. Doğayla iç içe kurduğu bu yeni dünyada sadece hayvan beslemekle kalmıyor, aynı zamanda ruhsal bir arınma yaşadığını dile getiriyor.
Zor Diyenlere İnanmayın, Huzurun Tadı Başka
Köy hayatına geçiş sürecini ve yaşadığı mutluluğu anlatan Bedirhan Demirci, hayvancılığın sanıldığı kadar korkutucu olmadığını şu sözlerle ifade ediyor:
"Ortaokul yıllarımdan beri en büyük hayalim sakin ve huzurlu bir yaşam sürmekti. Tekstil atölyemizi kapattıktan sonra internette Kurucuova’yı gördüm ve buraya vuruldum. İnsanlar hayvancılığın çok zor olduğunu söylüyor ama anlatıldığı kadar korkunç değil. Sevince her şey kolaylaşıyor. Burada sadece hayvanlarımla değil, mahalle sakinleriyle de büyük bir dayanışma içindeyim. Bir sorunum olduğunda herkes yardıma koşuyor."
Yeni Nesil Çiftçi Modeli
Bedirhan’ın hikayesi, son yıllarda eğitimli gençlerin kırsala dönüş akımının en taze ve başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Teknolojiyi ve üniversite vizyonunu hayvancılıkla birleştiren genç üretici, geleceğin üretimde ve toprakta olduğunu kanıtlıyor. Şehir hayatının stresinden kaçmak isteyen pek çok akranına da örnek olan Demirci, Kavaklıdere’nin sessiz sokaklarında kendi hikayesini yazmaya devam ediyor.




