Bu yatırımlarımız üretime 1 trilyon dolar katkı sağlamış, yıllık ortalama 1 milyonun üzerinde de istihdama imkan sağlamıştır. Bizim için esas hedef, bu altyapının bölgesel ve küresel ulaştırma koridorlarının taşıyıcı omurgası haline gelmesidir. " dedi.
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) 2'nci Ulaştırma Bakanları Toplantısı İstanbul'da düzenlendi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 2'nci Ulaştırma Bakanları Toplantısı'na katıldı. Bakan Uraloğlu toplantıda üye ülke bakanlarıyla biraraya geldi.

JEOSTRATEJİK BİR GÜVEN ADASI HALİNE GELMİŞTİR
Toplantıda bir konuşma yapan Bakan Uraloğlu, "Bugün, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında, ulaştırma alanında Bakanlar düzeyinde yeniden biraraya gelmenin anlamı ve önemi son derece büyüktür. Aradan geçen yaklaşık 40 yıl içinde dünya ekonomisi, ticaret yolları, üretim merkezleri ve ulaştırma teknolojileri köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm, ulaştırma alanında işbirliğini her zamankinden daha stratejik hâle getirmiştir. Bu kapsamda Türkiye, sahip olduğu coğrafi konum, gelişmiş altyapısı ve çok modlu lojistik kapasitesiyle bugün küresel ticaretin vazgeçilmez merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Asya ile Avrupa, kuzey ile güney arasında kurduğu kesintisiz bağlantılar sayesinde Türkiye, yalnızca bir geçiş ülkesi değil, küresel tedarik zincirlerinin güvenilir, öngörülebilir konumlarındandır. Ayrıca şunu da ifade etmek isterim ki Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü, sağlam ve güvenli liderliğiyle, Türkiye uluslararası diplomasideki yapıcı duruşu ve kriz çözme kabiliyetiyle jeostratejik bir güven adası haline gelmiştir. Bu nedenle artık sadece Türkiye'nin jeopolitik konumundan değil, küresel bir güven aktörü olma özelliğinden de söz ediyoruz, ki bu özellik, uluslararası istikrarı destekleyen ve taraflar arasında köprü kuran benzersiz bir diplomasi mirasıdır" dedi.
ÜLKEMİZDE 355 MİLYAR DOLARDAN FAZLA YATIRIMI HAYATA GEÇİRDİK
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Son 23 yılda ulaştırma ve haberleşme alanında ülkemizde 355 milyar dolardan fazla yatırımı hayat geçirdik. Marmaray'dan Avrasya Tüneli'ne, İstanbul Havalimanı'ndan Yavuz Sultan Selim, Osmangazi ve 1915 Çanakkale Köprüleri'ne; İzmir-İstanbul, Ankara-Niğde ve Kuzey Marmara Otoyolları'na kadar birçok dev projeyi birbiri ardına hayata geçirdik. Bölünmüş yol uzunluğumuzu 6 bin 101 kilometreden 30 bin kilometrenin üzerine, otoyol ağımızı bin 714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye çıkardık. Demiryollarında yaklaşık 11 bin kilometre olan demiryolu ağımızı 14 bin kilometreye yükselttik ve 2 bin 251 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik. Aktif havalimanı sayımızı sadece 23 yılda 26'dan 58'e, dış hat uçuş noktalarımızı 50 ülkede 60 noktadan 133 ülkede 356 noktaya taşıdık. Türk Deniz Ticaret Filomuzu dünya sıralamasında sınıf atlattık ve denizcilikte lider 10 ülke arasına ülkemizi taşıdık. Bu yatırımlarımız üretime 1 trilyon dolar atkı sağlamış, yıllık ortalama 1 milyonun üzerinde de istihdama imkan sağlamıştır. Karayolu, demiryolu, havayolu ve denizyolunda eş zamanlı yürütülen bu yatırımlar sayesinde Türkiye entegre ve çok modlu bir ulaştırma sistemi tesis etmiştir. Bizim için esas hedef, bu altyapının bölgesel ve küresel ulaştırma koridorlarının taşıyıcı omurgası haline gelmesidir. Çünkü bugün ulaştırma koridorları, yalnızca malların taşındığı güzergâhlar değil, ticaretin, yatırımın ve refahın aktığı stratejik hatlardır. Türkiye olarak, bu yeni küresel tabloyu doğru okuyarak, ulaştırma koridorlarını çeşitlendirmeyi, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hâle getirmeyi ve bölgeler arası bağlantısallığı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu anlayışla geliştirdiğimiz Orta Koridor, Asya ile Avrupa arasında en kısa, en güvenli, en öngörülebilir ve en ekonomik güzergâhlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Kalkınma Yolu Projesi ise Basra Körfezi'nden başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan yeni bir doğu-batı ve kuzey-güney bağlantısı tesis etmeyi hedeflemektedir. Bu proje, Ortadoğu ile Avrupa arasında kesintisiz bir kara ve demiryolu hattı oluşturarak, ulaştırma sürelerini kısaltacak ve maliyetleri düşürecektir. Türkiye olarak, bu ve benzeri koridor girişimlerini rekabet yerine tamamlayıcılığı esas alan, bölgesel refahı, istikrarı ve ekonomik bütünleşmeyi artırmayı hedefleyen projeler olarak değerlendirmenin doğru olduğunu düşünüyoruz. Bu hatlar, küresel tedarik zincirlerine çeşitlilik ve dayanıklılık kazandırmakta, yalnızca Türkiye'nin değil, İslam İşbirliği Teşkilatı coğrafyasının küresel ticaretle entegrasyonunu da derinleştirecektir. Afrika'daki kardeşlerimizin kaderini değiştirecek Dakar-Port Sudan Demiryolu Projesi gibi girişimlere ise her türlü teknik desteği vermeye hazır olduğumuzu da huzurlarınızda belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
MUTABIK KALDIĞIMIZ KARARLARI SAHADA SONUÇ ÜRETİR HALE GETİRMELİYİZ
Uraloğlu, "İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yönetişim kapasitesini güçlendirmek istiyorsak artık çok net bir şekilde önceliklerimizi belirlemeliyiz. Ortaya koyduğumuz metinler üzerinde mutabık kaldığımız kararları sahada sonuç üretir hâle getirmeliyiz. Çünkü kurumsal itibarımızı büyütecek olan olgu, kabul edilen metinler değildir. Sınırda, ticarette, lojistikte ve vatandaşın günlük hayatında görünür hâle gelen uygulamalardır. Bugün ihtiyacımız olan, temenniden icraata, deklarasyondan etkiye geçiştir. Bu hedefe ulaşmak için kurumlarımız arasında net ve tamamlayıcı bir görev paylaşımı tesis etmek zorundayız. Bu çerçevede, 1987 yılında aldığımız karara dayanarak Türkiye’de İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde 'Kara Ulaştırma Merkezi' adıyla bir Uzmanlık Kuruluşu oluşturulması dahil, Birleşmiş Milletler'e (BM) Türkiye tarafından sunulan söz konusu belge çerçevesinde kara ulaştırması alanında küresel bir yapılanmanın tesis edilmesi aşamasında gerekli tüm adımların 2'nci İslam İşbirliği Teşkilatı Ulaştırma Bakanları Konferansı Başkanı sıfatıyla Türkiye tarafından atılmasının kararlaştırılmasını; bununla birlikte gerekli belgelerin Genel Sekreterlik ile eşgüdüm içerisinde hazırlanarak 2028 yılında düzenlenecek 3'üncü İslam İşbirliği Teşkilatı Ulaştırma Bakanları Konferansı’na sunulmasını hepinize öneriyorum" diye konuştu.Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği video konferansta izletildi. Aile fotoğrafı çekiminin ardından ülkeler arasındaki görüşmelere geçildi



