Doğu Akdeniz'de Hassas Süreç Ve Fransız Faktörü
Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında denizaltı elektrik bağlantısı kurulmasını hedefleyen Great Sea Interconnector (GSI) projesinde deniz tabanı araştırmalarının yeniden başlaması gündeme geldi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Fransız bayraklı araştırma gemilerinin ve Fransız sermayesinin devreye girmesiyle meselenin boyut değiştirdiğini belirtti. Temmuz 2024'te Kasos Adası çevresinde yaşanan gerilimi hatırlatan Bağcıoğlu, sürecin artık sadece bir altyapı ya da enerji projesi olarak değerlendirilemeyeceğini, egemenlik hakları açısından kritik bir noktaya ulaştığını ifade etti.
Hukuki Ayrım: Su Altı Araştırmaları Ve Kablo Döşeme Faaliyeti
Projedeki faaliyetlerin hukuki boyutunun doğru analiz edilmesi gerektiğine dikkat çeken Bağcıoğlu, süreci iki ayrı başlıkta değerlendirdi. Güzergah tespiti amacıyla yürütülecek jeolojik ve teknik su altı araştırmalarının sıradan bir işlem olmadığını ve Türk deniz yetki alanlarında bu çalışmalar için mutlaka Türkiye'den izin alınması gerektiğini vurguladı. Fiziki kablo döşeme faaliyeti bakımından ise kıyı devletinin izni genel bir şart olmasa da Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki hak ve yetkilerinin korunması, deniz emniyetinin sağlanması, gerekli bildirim ve koordinasyonun yapılması zorunda olduğunun altını çizdi.
Diplomatik Önlem ve Sahadaki Kararlılık Vurgusu
Gelişmelerin henüz saha faaliyetleri başlamadan önce diploması kanalıyla yönetilmesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, Türkiye'nin yetki alanı kabul ettiği sahalarda izinsiz bir adıma geçit verilmemesini istedi. Türkiye'nin denizlerdeki hak ve menfaatlerini koruma konusunda onlarca yıllık sarsılmaz bir iradeye sahip olduğunu hatırlatan Bağcıoğlu, diplomatik, hukuki ve sahadaki süreçlerin bütüncül bir yaklaşımla takip edilerek Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarından taviz verilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.





