Ankara'nın Çankaya ilçesi Konutkent Mahallesi'nde bulunan lüks bir gökdelenin 43'üncü katından düşerek yaşamını yitiren 27 yaşındaki binicilik eğitmeni Semanur Arslan’ın şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen adli soruşturmada kritik bir hukuki aşama geride kaldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının itirazı üzerine Sulh Ceza Hakimliği tarafından daha önce iptal edilen takipsizlik kararı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ek tahkikat neticesinde teknik ve siber delil yetersizliği gerekçe gösterilerek ikinci kez "Kovuşturmaya Yer Olmadığı" hükmüyle tescillendi.
Siber Rapor Dosyada: Akıllı Telefonun İmajı Alınamadı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosu tarafından tanzim edilen 14 Mayıs tarihli resmi karara göre, davanın seyrini değiştirebilecek en önemli materyal olan maktule ait akıllı telefon üzerinde siber inceleme gerçekleştirilemedi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan teknik raporda; maktulün şifreli dijital veri tabanına erişim sağlanamadığı ve cihazın imaj kaydının (bilişim kopyası) alınamadığı mahkeme dosyasına sunuldu.
Şüpheliler Ferhat D. ve Ezgi Ö.’nün mülki kolluk ifadeleri, HTS (iletişim trafiği) kayıtları ve olay yeri çevre kamera görüntü inceleme tutanaklarının birbiriyle uyumlu olduğunu belirten savcılık; maktulün tırnak parçalarından elde edilen erkek DNA'sının da profillemeye elverişli olmaması sebebiyle, şüphelilerin cezai sorumluluğunu doğuracak "her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil" bulunamadığına kanaat getirdi.
Kısa Soruşturma Süreçleri ve Yüzeysel Raporlarla Dosyaların Kapanması Hukuka Aykırı
Kararın tebliğ edilmesinin ardından Arslan ailesinin müdafiiliğini üstlenen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gönüllü avukatı Ilgın Naz Malkoç Karan, yargısal karara karşı mülki ceza hakimliğine yeniden itiraz edeceklerini açıkladı. Soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğini savunan Avukat Karan, adli süreçteki eksiklikleri şu sözlerle dile getirdi:
"Semanur, olaydan 1 yıl önce kardeşine gönderdiği kısa mesajda 'Bana bir şey olursa telefon şifrem budur, her şeyimi sil' diyerek adeta bir koruma refleksi geliştirmişti. Biz bu şifre bilgisini siber birimlere sunduk. Ancak emniyet, şifre denendiğinde 'cihaz kullanılamıyor' uyarısı verdiğini belirterek telefon incelemesini yarıda bıraktı ve imaj alamadı. İkinci takipsizlik kararının bu kadar hızlı ihdas edilmesinin ana sebebi adli bilişimdeki bu tıkanmadır. Maktulün olaydan hemen önce taksi çağırması, eşyalarını ve valizini salona nizamı şekilde konumlandırması hayatın olağan akışına göre bir intihar eğilimiyle bağdaşmamaktadır. Dosyadaki karanlık noktalar aydınlatılmadan, üstünkörü raporlarla sürecin sonlandırılması hukuka aykırıdır. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan komisyonların bu tür hassas dosyalarda daha titiz çalışmasını talep ediyoruz."




