Körfez sularında suların durulmasıyla birlikte diplomatik kanallar yeniden hareketlenirken, dünya gözünü Washington ile Tahran arasında perde arkasında yürütülen devasa mali müzakerelere çevirdi. Pakistan'ın arabuluculuğunda sağlanan ve bölgesel dengeleri sarsan uzlaşmanın ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin Katar ile işbirliği içinde İran'a yönelik erken bir mali teşvik paketi üzerinde yoğun mesai harcadığı ortaya çıktı. Uluslararası kamuoyuna yansıyan son bilgilere göre, yaptırımlar sebebiyle dünya genelinde bloke edilmiş durumda olan ve tahmini yüz milyar doları bulan İran varlıklarının bir kısmı, katı şartlar altında kullanıma açılacak. Henüz son şekli verilmeyen bu stratejik planın ilk aşamasında, Katar bankalarında tutulan altı milyar dolarlık devasa fonun kilidinin kırılması hedefleniyor. Anlaşma çerçevesinde bu fonların doğrudan nakit transferi yerine, yalnızca İran Merkez Bankası tarafından onaylanan gıda, tıbbi malzeme ve acil insani ihtiyaçların tedarikinde kullanılmasına izin verileceği belirtiliyor. Tamamı yurt dışı petrol satışlarından elde edilen ancak yaptırımlara takılan bu gelirlerin insani amaçlarla kullanıma sunulması, yeni dönem diplomasisinin en önemli güven artırıcı adımlarından biri olarak yorumlanıyor.

Dondurulmuş Varlıklar Küresel Enerji Güvenliğinin Gölgesinde Masada

Bu finansal esneklik planı, sadece basit bir fon transferi olmanın ötesinde, küresel enerji arzının şahdamarı sayılan Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini yakından ilgilendiren büyük bir jeopolitik satrancın parçasını oluşturuyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından on sekiz Haziran tarihinde dijital ortamda resmi olarak imzalanarak yürürlüğe giren on dört maddelik İslamabad Mutabakatı, bölgedeki sıcak çatışma riskini şimdilik rafa kaldırmış durumda. Lübnan'ı da kapsayan geniş çaplı bir ateşkesi, deniz ablukasının tamamen kaldırılmasını ve en önemlisi enerji piyasalarının kabusu haline gelen Hürmüz Boğazı'nın uluslararası ticarete yeniden ve kesintisiz açılmasını sağlayan bu mutabakat, uluslararası ilişkilerde nükleer caydırıcılık ve enerji güvenliği teorilerinin sahada nasıl karşılık bulduğunu net bir şekilde gösteriyor. Hazırlanan mali teşvik planının da, mutabakatın hemen ardından başlayacak olan ve iki ay sürmesi planlanan çetin müzakerelerde Washington yönetiminin elindeki en güçlü diplomatik kartlardan biri olacağı kaydediliyor.

Karadeniz'de Ticari Gemiye İHA Saldırısı: 1 Ölü, 2 Yaralı
Karadeniz'de Ticari Gemiye İHA Saldırısı: 1 Ölü, 2 Yaralı
İçeriği Görüntüle

Tarihi Mutabakatın Ardından Nükleer Müzakereler İçin Kritik Altmış Gün

Silahların susması ve boğaz trafiğinin normale dönmesiyle birlikte, asıl zorlu sürecin yeni başladığı belirtiliyor. Taraflar, geçici ateşkesi kalıcı bir barışa dönüştürmek ve yıllardır süregelen yapısal sorunları çözmek amacıyla altmış günlük son derece kritik bir müzakere maratonuna girmeye hazırlanıyor. Bu süreçte masadaki en çetrefilli konuların başında İran'ın nükleer programının geleceği, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve karşılığında Tahran ekonomisini boğan ağır uluslararası yaptırımların kademeli olarak kaldırılması yer alıyor. Serbest bırakılması planlanan milyarlarca dolarlık fonun, masaya oturacak olan İran heyeti için bir iyi niyet göstergesi mi yoksa taviz koparmak için kullanılan bir kaldıraç mı olacağı ise uluslararası siyaset uzmanları tarafından yakından takip ediliyor. Dünyanın gözü kulağı, önümüzdeki iki ay boyunca bu çetin pazarlıklardan çıkacak nihai kararlara çevrilmiş durumda.