AİHM Büyük Dairesi, İş İnsanı Osman Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını istedi. AİHM, Türkiye’nin Kavala’ya manevi tazminat ödemesine de hükmetti.

'EN KISA SÜREDE SERBEST BIRAKILMASI SAĞLANMALI'

AİHM kararında "Karar, tespit edilen ihlallerin ciddiyeti göz önüne alındığında, davalı devletin başvuranın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini belirtmektedir" ifadeleri yer aldı.

Kararda, Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ihlal edilmemiş olsaydı bulunacağı hukuki duruma getirilmesi istendi. AİHM, Kavala hakkındaki mahkûmiyet kararının Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz ve geçersiz sayılması gerektiğini belirtti.

TÜRKİYE'NİN İTİRAZ YOLU KAPANDI

Büyük Daire'nin kararı olması nedeniyle Türkiye'nin karara itiraz yolu da kapanmış oldu. AİHM Büyük Daire, söz konusu yargı organının en üst mahkemesi ve bu sebeple AİHM sözleşmesine taraf ülke olan Türkiye'nin Kavala için itiraz yolları tükendi.

KAVALA'YA TAZMİNAT ÖDENECEK

Mahkeme, tespit edilen hak ihlalleri nedeniyle Kavala’nın manevi zarara uğradığına da hükmetti. Türkiye’nin bu zarar karşılığında Kavala’ya tazminat ödemesine karar verildi. Tazminat miktarına ilişkin bilgi ise açıklamada yer almadı.

ŞİDDET İDDİASI İLE SOMUT NEDENSELLİK BAĞI KURULAMADI

Kararda, mahkûmiyete dayanak gösterilen eylemlerin büyük bölümünün kamusal tartışmalara katılmak, sivil toplum çalışmalarını desteklemek, bilgi paylaşmak ve Gezi Parkı olaylarıyla ilgili savunuculuk faaliyetleri yürütmekten oluştuğu kaydedildi.

AİHM, Türk Ceza Kanunu’nun 312’nci maddesinde düzenlenen suçun cebir ve şiddet unsuru içermesine rağmen Türk mahkemelerinin Kavala’nın eylemleri ile Gezi Parkı protestolarındaki şiddet olayları arasında somut bir nedensellik bağı kuramadığını belirtti.

'KAVALA'NIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İHLAL EDİLDİ'

Bu nedenle Kavala’nın ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedildi.

AİHM, kesinleşmiş bir ihlal kararının ardından yargılamanın yenilenmesinin Türk hukukunda mümkün olduğunu hatırlattı. Türkiye’den, ihlallerin bütün sonuçlarını ortadan kaldıracak bireysel ve genel tedbirleri alması istendi.

'AYM VE AİHM KARARLARINA UYUN' UYARISI

Kararda, hem AİHM hem de Anayasa Mahkemesi kararlarına tam ve gecikmeden uyulmasının önemine dikkat çekildi. AİHM kararlarını uygulama yükümlülüğünün yalnızca uluslararası hukuktan kaynaklanmadığı, aynı zamanda Anayasa’nın 2’nci maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin de bağlayıcı bir gereği olduğu belirtildi.

Zelenskiy’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Özel Teşekkür
Zelenskiy’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Özel Teşekkür
İçeriği Görüntüle

AİHM ayrıca, Türkiye’de tahliye imkânı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının ayrı bir sorun oluşturduğu ve bu sorunun giderilmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiği ifade edildi.

İŞTE KARAR METNİ

AİMH kararı özetle şöyle:

"Mahkûmiyete esas alınan eylemler büyük ölçüde kamusal tartışmalara katılmak, sivil toplum girişimlerini desteklemek, bilgi yaymak ve Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı savunuculuk faaliyetlerinde bulunmaktan ibarettir. Mahkeme, bunların Sözleşme’nin 10. ve 11. maddeleri kapsamındaki haklara yönelik bir müdahale oluşturduğu sonucuna varmıştır.

Kararda, söz konusu müdahalenin Sözleşme’nin 10. ve 11. maddeleri anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamayacağı belirtilmiş ve bu maddelerin ihlal edildiğine hükmedilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen suç, cebir ve şiddet kullanımını içermesine rağmen mahkemeler, başvurucunun eylemleri ile Gezi Parkı protestoları sırasında meydana gelen şiddet olayları arasında somut bir nedensellik bağı kuramamıştır.

Kararda, başvurucunun mahkûmiyetinden önceki ve sonraki tutukluluğunun Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasına göre hukuka uygun olmadığı ve 10 Aralık 2019’dan bu yana özgürlüğünden mahrum bırakılmasının Sözleşme’yi ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Bugünkü kararda, sonraki yargılamaların da bu ihlali ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir. Yeni, somut ve ikna edici herhangi bir delil sunulmamıştır. Başvurucunun mahkûmiyeti, belirli bir şiddet eylemine dayanmamaktadır. Kavala en kısa sürede serbest bırakılmalıdır.

Başvurucunun uzun süre özgürlüğünden mahrum bırakılması, siyasal faaliyet özgürlüğünü zedelemektedir. Bu ilkeler, demokratik toplumun özünde yer almaktadır. Mahkeme, başvurucuya uğradığı manevi zararın yanı sıra yargılama giderleri ve diğer masrafları için de tazminat ödenmesine hükmetmiştir."