Ortadoğu’da dengeleri değiştirecek ABD-İran mutabakatı, İsrail siyasetinde derin yankı uyandırdı. Lübnan'dan tüm bölgeye yayılması beklenen çatışmaları durdurma hedefiyle şekillenen süreç, İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli tarafından sert bir dille eleştirildi. Chikli’nin, anlaşmanın mimarı olarak Türkiye, Katar ve Pakistan’ı işaret etmesi, bölgede "yeni bir siyasi eksen" tartışmasını başlattı.
Bakan Chikli'den "Eksen" İddiası: Yeni Bir Güç Odaklanması Var
Başbakan Binyamin Netanyahu’nun partisi Likud’un önde gelen isimlerinden olan Diaspora Bakanı Amichai Chikli, katıldığı bir radyo programında mutabakata dair endişelerini dile getirdi. İran ekonomisinin yaptırımlardan kurtulmasının ötesinde, sürecin arkasındaki diplomatik mimariyi hedef alan Chikli, şu dikkat çekici ifadeleri kullandı:
"Anlaşmanın içeriğinden ziyade beni asıl endişelendiren husus, süreci şekillendiren eksendir. Türkiye, Katar ve Pakistan... Gözlerimizin önünde yükselen ve bizim için tedirginlik verici olan yeni bir siyasi hat görüyoruz."
Süreç Nasıl İşledi? 19 Haziran'da İmza Vakti
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in 15 Haziran'da dünyaya duyurduğu ABD-İran mutabakatı, Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmaların sonlandırılmasını öngörüyor. İran Dışişleri Bakanlığı tarafından da doğrulan süreçte, mutabakat zaptının 19 Haziran tarihinde İsviçre'de resmiyete kavuşturulması bekleniyor. Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd'in, sürecin yürütülmesinde Türkiye ile tam bir "ortak duruş" içinde olduklarını belirtmesi, Ankara'nın diplomatik masadaki ağırlığını bir kez daha tescillemiş oldu.
Tel Aviv'de "Çekilme" Krizi
ABD ile İran arasındaki mutabakatın Lübnan cephesini de kapsayacak olması, İsrail hükümetinde ciddi bir dirençle karşılandı. Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, uluslararası baskılara rağmen Lübnan'ın güneyindeki işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini ilan ederek, askeri operasyonel önceliklerinin bu mutabakatın dışında tutulması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel Siyasette Yeni Bir Dönem Mi
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Türkiye, Katar ve Pakistan'ın bu mutabakattaki aktif diplomatik rolünün, Batı ile Doğu arasında yeni bir "denge unsuru" yarattığına dikkat çekiyor. Özellikle Türkiye'nin bölgesel krizlerdeki arabuluculuk rolünün başarısı, Batılı başkentlerdeki "geleneksel dış politika" ezberlerini bozmuş durumda.
İsrail'in yaşadığı "eksen" tedirginliği, bölgedeki jeopolitik oyunun artık sadece taraflar arasında değil, bu süreçte aktif rol alan bölgesel güçlerin inisiyatifinde şekillendiğini kanıtlar nitelikte. Şimdi dünya, 19 Haziran'daki imza törenine ve tarafların sahadaki yansımalarına kilitlenmiş durumda.




