Fransa'daki G7 Zirvesi'nin ardından İsviçre'de temaslarını sürdüren ABD Başkanı Donald Trump, İran ile sağlanan mutabakat ve küresel enerji piyasalarına yönelik oldukça dikkat çekici açıklamalarda bulundu. "Hürmüz Boğazı" vurgusuyla dikkat çeken Trump, anlaşmanın şartlarına dair "yumuşak" diplomasiyi bir kenara bırakarak, gerektiğinde askeri güce başvurma sinyalini korudu.
Anlaşma Güçlü, Ancak Gerektiğinde Bombalar Yağdırabiliriz
İran ile varılan mutabakatın ardından dünya genelinde petrol fiyatlarının gerilediğine dikkat çeken ABD Başkanı Trump, sürecin perde arkasına dair şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"İran ile çok güçlü bir mutabakat zaptına imza attık. Çoğu kişi bu durumdan oldukça memnun. Ancak net olmalıyım; bu anlaşma bir başlangıç. Eğer teklif edilen nihai şartları veya gelişmeleri beğenmezsem, onları tekrar vurabiliriz. Üzerlerine bombalar yağdırmaktan çekinmeyiz."
Trump, "Her gece 15 ila 20 gemi batırdık" şeklindeki çıkışıyla askeri baskının anlaşma sürecindeki etkisine de vurgu yaptı.
Hürmüz Boğazı Anlaşma Sayesinde Açıldı
ABD Başkanı, İran ile sağlanan mutabakatın bölgedeki ticaret hatları için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Küresel enerji arzının ana damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı'na değinen Trump, "Bu mutabakat olmasaydı, Hürmüz Boğazı'nın açılması mümkün olmazdı. Güçlü bir duruş sergiledik ve sonuç aldık" değerlendirmesinde bulundu.
350 Milyar Dolarlık Yatırım İddialarına "10 Sent"li Yanıt
Trump, ABD'nin İran'a devasa bir yatırım paketi sunacağı yönündeki spekülasyonları sert bir dille yalanladı. Yatırım iddialarının çarpıtılmış haberler olduğunu savunan Trump, "Biz İran'a 10 sent bile vermiyoruz. Yatırım yapmak isteyenlere engel olmuyoruz, kendi istediğiniz şekilde yatırım yapabilirsiniz ancak ABD'nin böyle bir taahhüdü yoktur" diyerek pozisyonunu netleştirdi.
Diplomasi Ve Askeri Baskı Dengesi
Uzmanlar, Trump’ın bu açıklamalarını "ABD’nin İran stratejisinde yeni bir dönem" olarak yorumluyor. Bir yandan diplomatik kanalların açık tutularak ticaretin ve enerji piyasasının rahatlatılması, diğer yandan "askeri müdahale" tehdidinin masada tutulması, Trump'ın gelenekselleşen "al-ver" siyasetinin bir yansıması olarak görülüyor. İsviçre’deki bu çıkış, 19 Haziran'da imzalanacak nihai mutabakat öncesinde tüm taraflara verilmiş "sert bir uyarı" niteliği taşıyor.




