Türkiye ekonomisinde uygulanan sıkı para politikaları nedeniyle uzun süredir baskı altında kalan gayrimenkul ve konut piyasasında, önümüzdeki döneme dair beklentiler şekilleniyor. Piyasa analistleri ve Goldman Sachs gibi küresel finans kuruluşlarının raporları, enflasyonla mücadele sürecindeki katılık nedeniyle politika faizlerinde yakın vadede bir gevşeme beklemiyor. Uzmanlar, faiz indirim döngüsünün başlaması için 2027 yılının ilk çeyreğini işaret ederken, bu süreçte finansal otoritelerin atacağı adımların odak noktasını ise "konut sektörü" oluşturacak.

Enflasyonu Tetiklemeden Sektörel Destek

Finansal otoritelerin temel hedefi, enflasyonla mücadele konusundaki kararlılığı sürdürürken, vatandaşın barınma ihtiyacını da göz ardı etmemek üzerine kurulu. Merkez Bankası ve BDDK'nın, tüketici ve ihtiyaç kredilerinde uygulanan sıkı büyüme sınırlarını tavizsiz bir şekilde korumaya devam edeceği öngörülüyor. Ancak, barınma krizinin derinleşmesini engellemek adına atılacak ilk adımın konut kredilerine özel teşvikler veya sınırlı gevşemeler olması bekleniyor.

İlk Evini Alacaklara Özel Kredi Kapısı

Uzmanların ortak görüşüne göre, indirim süreci başladığında sektörler arasında "ayrıştırılmış" bir kredi politikası izlenecek. Otomobil veya genel tüketici kredilerine yönelik sıkı duruş devam ederken;

2027'ye Kadar Bekleyiş Sürecek

Piyasa uzmanları, yüksek faiz oranlarının mevcut ekonomik programın bir parçası olarak bir süre daha devam edeceğine dikkat çekiyor. 2026 yılı içerisinde piyasayı rahatlatacak majör bir faiz indiriminden ziyade, mevcut durumun korunması bekleniyor. Yatırımcılar ve ev sahibi olmayı planlayan vatandaşlar için ise asıl rahatlamanın 2027 yılının ilk çeyreğinden itibaren başlaması öngörülüyor. Bu süreçte gayrimenkul piyasasında "bekle-gör" politikasının bir süre daha hakim olması bekleniyor.