GÜNDEM

Muharrem İnce Son Gelişmeler Sonrası Net Konuştu

Eski Yalova Milletvekili Muharrem İnce, istinaf mahkemesinin "mutlak butlan" kararı sonrasında CHP bünyesinde yaşanan idari gelişmelere ilişkin kurumsal duruşunu ilan etti.

Abone Ol

Ana muhalefet partisinde istinaf mahkemesinin 38. Olağan Kurultay kararlarına yönelik tesis ettiği "mutlak butlan" hükmü ve akabinde genel merkez ile meclis grubu koridorlarında nükseden lojistik/idari gelişmeler, Türk siyasetinin deneyimli aktörlerinin stratejik deklarasyonlarını beraberinde getiriyor. Memleket Partisi’ni kapatarak siyasi yaşamına kurucu irade zemininde devam etme kararı alan eski Yalova Milletvekili ve Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, parti bünyesinde "arınmak" ve "direnmek" kavramları üzerinden yürütülen idari uyuşmazlıklara dair sessizliğini bozdu. Sosyal iletişim kanalları üzerinden kurumsal bir bildiri yayımlayan İnce; hukuki pozisyonunu net bir dille "CHP'nin yanı" olarak tescilledi ve dışsal siyasi müdahaleleri boşa çıkarmak adına tüzük reformu ile acil delege seçimi takviminin işletilmesi gerektiğini savundu.

"Mutlak Butlan" Sonrası Gelişen İdari Kriz Ve İnce'nin Durum Tahlili

Muharrem İnce, CHP'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal güvencesi ve kurucu kalesi olduğunu belirterek, partinin bütünlüğünün sarsılmasının üniteryen devlet yapısına zarar vereceğini iddia etti. Mevcut siyasi iktidarın ve medya organlarının ekonomik krizleri perdelemek adına suni bir iç kriz mimarisi kurguladığını savunan İnce, tarafların bu durumsal tuzağa düşerek kurumsal itibarı aşındırdığını kaydetti.

Uluslararası Jeopolitik Riskler Ve Anayasa Değişikliği İkazı

Muharrem İnce, iç politika krizlerinin ötesinde, Türkiye'nin etrafındaki askeri ateş çemberine ve uluslararası diplomatik baskılara dikkat çekerek, güçlü bir ana muhalefet yapısına duyulan anayasal ihtiyacı şu kurumsal ifadelerle özetledi:

"Nerede durduğumu soranlara açık ve net cevabımdır; ben 40 yıllık emeğimin, alın terimin ve demokratik Cumhuriyet mücadelemin mirası olan CHP’nin yanındayım. Ne yazık ki partimiz bugün, 'arınmak' ve 'direnmek' sloganları altında genel merkezimize kolluk kuvvetlerinin girmesine kadar varan talihsiz bir sürecin içerisine itilmiştir. Oysa Türkiye, vatandaşlık kavramının ümmet ile yer değiştirtilmek istendiği, üniter yapının eyalet modelleriyle ikame edilmeye çalışıldığı totaliter bir anayasa mühendisliği süreciyle karşı karşıyadır. ABD düşünce kuruluşlarının monarşi övgüleri ve sınır ötesi riskler dikkate alındığında, CHP'nin acilen kendi içine dönerek yüzleşmesi ve meşruiyetini gerçek sahibi olan üyelerine teslim etmesi bir vatan ödevidir. Arkadaşlarımızın yeni parti arayışlarına girmeden, serin kanlılıkla acil tüzük ve seçim kurultayını toplaması gerekmektedir."