GÜNDEM

Antalya'da Emine Tektaş'ın 90 Yıllık Çobanlık Destanı

Antalya'nın Döşemealtı ilçesinde yaşayan 94 yaşındaki Emine Tektaş, henüz 5 yaşındayken nenesinin peşinde başladığı çobanlık mesleğini 90 yıldır aynı aşkla sürdürüyor.

Abone Ol

Antalya'nın doğal güzellikleriyle saklı kalan Döşemealtı ilçesine bağlı Bademağacı Mahallesi, eşine az rastlanır bir yaşam öyküsüne ev sahipliği yapıyor. Bu şirin mahallede ikamet eden doksan dört yaşındaki Emine Tektaş, ilerleyen yaşına rağmen çalışma azminden ve yaşama sevincinden hiçbir şey kaybetmeden, tam doksan yıldır dağların zirvesinde yankılanan bir destan yazıyor. Henüz beş yaşındayken oyun oynamak yerine çobanlık yapan nenesinin peşine takılarak dağların zorlu ancak bir o kadar da huzur veren yollarına düşen Emine Nine, o gün bugündür elindeki asasını ve yüreğindeki doğa sevgisini bir an olsun bırakmadı. İnsan ömrünün sınırlarını zorlayan bu uzun maratonda, günümüz gençlerine taş çıkartan bir enerjiyle hayata tutunan asırlık çınar, mesleğine olan sarsılmaz bağlılığıyla herkesin büyük bir saygısını ve hayranlığını kazanmayı başarıyor.

Şafak Vakti Başlayan Mesai Ve 80 Keçilik Kocaman Bir Aile

Zamanın adeta durduğu o sarp kayalıklarda ve yemyeşil otlaklarda yankılanan meleme sesleri, Emine Nine'nin güne başlama melodisi niteliğini taşıyor. Her sabah güneş henüz yüzünü göstermeden, şafak vaktiyle birlikte yatağından kalkan bu vefakar Anadolu kadını, "çocuklarım" diye seslendiği seksen keçilik sürüsüyle buluşmak üzere yola koyuluyor. Dağların tertemiz havasını içine çekerek keçilerini en güzel meralarda otlatan, büyük bir ustalıkla sütlerini sağan ve yaklaşan kavurucu yaz sıcaklarından etkilenmemeleri için yün kırkım işlemlerini dahi kendi elleriyle yapan Tektaş, fiziksel gücün değil, yürekteki inancın neleri başarabileceğini tüm Türkiye'ye kanıtlıyor. Başkalarının ekinlerine zarar gelmemesi için sürüsünü büyük bir titizlikle yönlendiren ve onlarla adeta görünmez bir bağ kuran Emine Nine, doğanın kalbinde sürdürdüğü bu sade ancak bir o kadar da zorlu yaşamı, kendi cenneti olarak tasvir ediyor.

Alın Teriyle Kurulan Bir Yuva Ve Geleceğe Bırakılan Eşsiz Miras

Bir asra yaklaşan çobanlık serüveninde sadece doğayla değil, hayatın zorluklarıyla da tek başına mücadele eden Emine Tektaş, ekonomik bağımsızlığını kendi elleriyle inşa etmenin haklı gururunu yaşıyor. Verdiği samimi röportajda, bu iş sayesinde evini geçindirdiğini ve ayakları üzerinde durduğunu vurgulayan Tektaş, keçilerin satışı, sağdığı bereketli sütler ve kendi elleriyle mayaladığı doğal peynirlerden elde ettiği gelirle hayalini kurduğu arsayı alarak üzerine sıcak yuvasını inşa ettiğini büyük bir mutlulukla anlatıyor. Beş çocuğundan birini toprağa vermenin acısını kalbine gömen, torunlarının sayısını dahi tam olarak hatırlayamayacak kadar geniş bir ailenin ulu çınarı olan Emine Nine, mesleğine dair hislerini anlatırken gözlerindeki ışıkla etrafına ilham saçıyor. Çobanlığın aslında çok zor olmadığını, sadece büyük bir özveri ve sevgi gerektirdiğini dile getiren Tektaş, Allah'ın kendisine ömür verdiği ve dizlerinin tuttuğu son ana kadar bu işi yapmaya kararlı olduğunu, gidemeyecek duruma geldiğinde ise bu kutsal emaneti kızına devredeceğini söyleyerek geleneklerin kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını gözler önüne seriyor.