GÜNDEM

Adalet Bakanlığından İzmir Barosu Yönetimine İnceleme

Adalet Bakanlığı, İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri hakkında mesleki faaliyetler ve raporlama süreçleri kapsamında yeni bir soruşturma başlattı.

Abone Ol

Türkiye'deki yargı mekanizmasının kurucu unsurlarından olan savunma mesleğinin kurumsal yapıları ile idari otoriteler arasında, mesleki faaliyetlerin sınırları ve yasal sorumluluklar ekseninde yeni bir hukuki süreç nüksetti. İzmir Barosu Başkanlığı, Baro Başkanı Avukat Sefa Yılmaz ve baro yönetim kurulu üyeleri hakkında adli ve idari makamlarca yeni bir soruşturma dalgasının başlatıldığını kurumsal bir deklarasyonla duyurdu. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün yasal izin protokolüne dayandırılan soruşturmanın; ceza infaz kurumlarındaki hak temelli raporlama çalışmaları, kurumsal basın açıklamaları ve sivil eylemlere yönelik katılım rasyoları gerekçe gösterilerek hazırlanan bir fezleke üzerinden yürütüldüğü tescillendi.

Soruşturma İznine Gerekçe Gösterilen İdari Ve Teknik Faaliyetler

Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca baro başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri iddia edilen cürümler için Adalet Bakanlığı'nın yasal soruşturma izni vermesi amir hükümdür.

Kırıklar Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde nüksettiği iddia edilen hak ihlallerinin baro komisyonlarınca veri tabanı haline getirilerek kamuoyuyla paylaşılması.

Menemen Ceza İnfaz Kurumu'nda 19 Mart protestoları kapsamında tutukluluk hali tescil edilen gençlere yönelik kötü muamele iddialarının raporlaştırılması.

Baro Başkanı ve idari kurul üyelerinin, söz konusu toplumsal gösteriler esnasında saha alanlarında hazır bulunarak eylemlerin anayasal ve meşru zeminine yönelik kurumsal söylemler geliştirmesi.

Baro başkanlığı tarafından dijital iletişim ağlarına sunulan deklarasyon metninde şu kurumsal ifadelere yer verildi:

"İzmir Barosu, 118 yıllık kurumsal tarihi boyunca hiçbir idari baskıya boyun eğmeden, her zaman hukukun üstünlüğünü, anayasal insan haklarını ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini savunmuştur. Yönetim kurulumuz tarafından tanzim edilen her rapor ve kurulan her cümle, Avukatlık Kanunu’nun baro yönetimlerine yüklediği yasal ve anayasal sorumlulukların doğrudan bir gereğidir. Baroların mesleki, yasal ve kamusal denetim yetkilerinin soruşturma konusu yapılması, hukuk devleti ilkelerini tartışmaya açmaktır. Bilinmelidir ki İzmir Barosu, dün olduğu gibi bugün de demokratik değerleri savunmaktan ve yargının bağımsızlığını talep etmekten geri durmayacaktır."