GÜNDEM

Yıkanmayan Sebze Ve Meyveler Hastalık Saçıyor

Gıda güvenliği uzmanları, yıkanmamış sebze ve meyve tüketiminin özellikle çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere toplum genelinde ölümcül sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyardı.

Abone Ol

Türkiye'de günlük yaşamın koşturmacası içinde sıkça ihmal edilen bir detay olan meyve ve sebzelerin yıkanmadan tüketilmesi, uzmanlara göre çok ciddi ve hayati sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Gıda güvenliği alanında önde gelen bilim insanları, ürünlerin menşei veya türü ne olursa olsun yıkama adımının atlanmasının bakteriyel ve kimyasal zehirlenme olasılığını inanılmaz boyutlarda artırdığını vurguluyor. Aceleyle yapılan alışverişler veya seyahat esnasında yıkanmadan tüketilen atıştırmalık meyveler, dışarıdan zararsız görünse de insan vücudu için adeta saatli bir bombaya dönüşebiliyor. Özellikle çocuklar, ilerleyen yaştaki bireyler, hamile kadınlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar için bu durumun oluşturduğu tehdit çok daha yüksek seviyelerde seyrediyor. Uzmanlar, yıkanmamış ürünlerin tüketiminin sadece basit bir mide rahatsızlığı değil, uzun vadeli ve kalıcı hasarlar bırakan ciddi enfeksiyonlara zemin hazırladığını belirterek toplumun acilen bilinçlenmesi gerektiği yönünde uyarılarda bulunuyor.

Bakteri Ve Parazitler Ölümcül Sonuçlar Doğurabiliyor

Konunun ciddiyetini ortaya koyan bilim insanlarından biri olan Clemson Üniversitesi Gıda Sistemleri ve Güvenliği Programı Direktörü Dr. Kimberly Baker, toprak, su, hayvan veya insan temasıyla bulaşan tehlikelere dikkat çekiyor. Dr. Baker tarafından yapılan açıklamalara göre yıkanmamış gıdalar E. coli, Salmonella, Listeria ve Shigella gibi son derece agresif bakterilerin yanı sıra Cyclospora gibi parazitleri de bünyesinde barındırıyor. Söz konusu mikroorganizmalar vücuda girdiğinde ishal, şiddetli karın krampları, bulantı, kusma ve yüksek ateş gibi semptomlarla kendini gösteriyor. Ancak tablo her zaman bu kadar hafif atlatılamayabiliyor. Vücut direnci düşük kişilerde bu basit gibi görünen ihmal; böbrek yetmezliği, kan enfeksiyonları ve hatta menenjit gibi hayati tehlike yaratan boyutlara ulaşabiliyor. Pişirme aşaması olmayan ve doğrudan çiğ tüketilen ürünlerde riskin maksimum seviyeye çıktığını belirten uzmanlar, özellikle lahana veya yaban mersini gibi katmanlı ve gözenekli yapıya sahip gıdalarla toprağa sıfır yetişen kavun gibi meyvelerin kontaminasyona çok daha açık olduğunu ifade ediyor.

Hassas Gruplar İçin Risk Çok Daha Büyük

Gıda güvenliği organizasyonu Stop Foodborne Illness yöneticisi Sandra Eskin de tehlikenin savunmasız gruplar üzerindeki yıkıcı etkisine değiniyor. Eskin, küçük yaştaki çocukların ve bağışıklığı zayıf yetişkinlerin bu zararlı bakteriler karşısında çok daha ağır enfeksiyonlar geçirdiğini belirtiyor. Hatta hamilelik döneminde yaşanan komplikasyonların temelinde yatan gizli sebeplerden 1 tanesinin de bu tür ihmaller olduğu düşünülüyor. Eskin'in uyarıları arasında en dikkat çeken nokta ise ürünlerin kesilme aşamasıyla ilgili. Dış yüzeyi yıkanmamış 1 meyveyi veya sebzeyi bıçakla kestiğiniz anda, kabuktaki tüm toprak, bakteri ve zehirli tarım ilacı kalıntıları bıçak vasıtasıyla doğrudan yiyeceğin iç kısmına taşınıyor. Bu nedenle uzmanlar, ne olursa olsun tüm ürünlerin mutlaka soğuk akan suyun altında detaylıca yıkanmasının en güvenli ve tek yol olduğunun altını çiziyor.

Toprağa Yakın Yetişen Ürünlere İki Kat Dikkat Edilmeli

Gıda bilimci Dr. Bryan Quoc Le ise tarımsal üretim aşamasındaki fiziksel tehlikelere ışık tutuyor. Doğrudan toprağa temas ederek yetişen sarımsak, çilek, kavun ve kök sebzelerin diğer ürünlere oranla tam 2 kat daha fazla kirlilik riski taşıdığı belirtiliyor. Yetiştirilme ve hasat işlemleri sırasında bu gıdalar böcekler, hayvan dışkıları, kum ve minik taş parçalarıyla doğrudan temas halinde oluyor. Bu kalıntıların yıkanmadan yutulması sadece enfeksiyon riskini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda dişlerin kırılmasına veya boğulma tehlikesine bile yol açabiliyor. Ürünlerin detaylı 1 şekilde yıkanması, hem gözle görülen bu kaba kirleri hem de sağlığı tehdit eden mikroskobik canlıları büyük ölçüde ortadan kaldırarak güvenli 1 tüketim sağlıyor.

Zirai İlaç Kalıntıları Sessiz Bir Zehir Gibi Birikiyor

Yıkanmamış gıdaların taşıdığı tek risk bakteriler değil. Tarım ürünlerini haşerelerden korumak amacıyla sıkça başvurulan pestisitler, yani kimyasal ilaçlamalar, hasat sonrasında ürünlerin yüzeyine adeta yapışıp kalıyor. Dr. Baker, şeftali, salatalık, domates, biber ve böğürtlen gibi dış yüzeyi ince veya gözenekli olan ürünlerin bu kimyasalları çok daha fazla tuttuğunu belirtiyor. Ürünleri sadece soğuk suyla yıkamak yüzeydeki bazı kimyasalları temizlese de bitkinin dokusuna işleyen zehirleri tamamen yok etmeye yetmiyor. Bu noktada soyulabilen meyve ve sebzelerin kabuklarının kalınca kesilerek atılması, kimyasala maruz kalma oranını ciddi anlamda düşürüyor. Yıkanmamış ürünleri tüketmekte ısrar eden bireylerin vücutlarında yıllar içinde biriken bu kimyasal pestisitler, ilerleyen yaşlarda sebebi anlaşılamayan kronik hastalıklara ve organ hasarlarına yol açabiliyor.

Temizlik İşlemini Tüketmeden Hemen Önce Yapın

Peki bu ürünleri nasıl ve ne zaman yıkamalıyız? Uzmanlar meyve ve sebzelerin eve gelir gelmez yıkanıp dolaba kaldırılmasının, nem nedeniyle çürümeyi ve bozulmayı inanılmaz derecede hızlandırdığını belirtiyor. En doğru ve sağlıklı yöntem, ürünleri tam tüketileceği veya pişirileceği esnada yıkamak. Sert yüzeyli patates veya havuç gibi sebzelerin özel 1 fırça yardımıyla ovalanarak temizlenmesi tavsiye ediliyor. Marul ve ıspanak gibi yapraklı yeşilliklerin ise yaprak yaprak ayrılarak su dolu 1 kapta bekletilmesi ve ardından durulanması içlerindeki çamurun akması için şart. Çilek gibi narin meyvelerin ise kısa 1 süre sirke damlatılmış suda bekletilmesi ekstra 1 hijyen sağlıyor. Ancak tüm bu işlemler sırasında piyasada satılan kimyasal deterjanların veya ticari temizlik spreylerinin kesinlikle kullanılmaması gerekiyor. Uzmanlar, hem bireysel sağlığın hem de toplum sağlığının korunması adına özellikle okullar, hastaneler ve restoranlar gibi toplu yemek tüketilen alanlarda bu basit ama hayati hijyen kurallarına tavizsiz 1 şekilde uyulması çağrısında bulunuyor.