GÜNDEM

Yaz Aylarında Bu Hastalığa Dikkat! İlk 24 Saat Çok Kritik

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda görülen ishal vakalarında endişe verici bir artış yaşanıyor.

Abone Ol

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkması, beraberinde özellikle hassas bir bünyeye sahip olan çocukları hedef alan sağlık sorunlarını da getiriyor. Son günlerde hastanelerin acil servislerine ve çocuk polikliniklerine yapılan başvurularda ishal şikayetlerinin zirveye ulaştığı görülüyor. Tıp dünyasından uzmanlar, yaz mevsiminin getirdiği rehavetle birlikte beslenme ve hijyen kurallarında yaşanan esnemelerin bu tabloya zemin hazırladığını ifade ediyor. İstatistiksel araştırmalar, yaz aylarında ishal görülme sıklığının kış mevsimine oranla yaklaşık iki kat artış gösterdiğini kanıtlıyor. Özellikle henüz bağışıklık sistemi tam anlamıyla olgunlaşmamış olan 5 yaş altındaki çocuklar, ishal ve buna eşlik eden kusma nöbetlerinin yarattığı ani sıvı kaybı karşısında en büyük risk grubunu oluşturuyor. Vücuttan atılan su ve elektrolit miktarının kısa sürede tehlikeli boyutlara ulaşması, minik bedenlerde kalıcı hasarlara ve hayati risklere yol açabiliyor.

Kirli Su Ve Gıdalar Salgına Zemin Hazırlıyor

Vakaların tıbbi arka planı incelendiğinde, yaz ishallerinin büyük bir çoğunluğunun virüs, bakteri ve parazit kaynaklı enfeksiyonlardan türediği ortaya çıkıyor. Uzman hekimler; sıcak havalarda çok daha hızlı üreme imkanı bulan koli basili, rotavirüs, norovirüs, salmonella ve shigella gibi mikroorganizmaların salgının ana sorumluları olduğuna dikkat çekiyor. Çocukların serinlemek amacıyla girdiği hijyenik olmayan havuzlar, tam anlamıyla arıtılmamış içme suları ve iyi yıkanmadan tüketilen taze sebze ile meyveler, enfeksiyonun bulaşma hızını artırıyor. Bunun yanı sıra, sıcak ortamda uzun süre bekletilen et, tavuk ve süt ürünleri gibi çabuk bozulan gıdaların tüketilmesi gıda zehirlenmelerine davetiye çıkarıyor. Sağlıklı olduğu düşüncesiyle çocuklara aşırı miktarda yedirilen bazı sulu meyvelerin de bağırsak florasını bozarak ishali tetikleyebileceği gerçeği, beslenme alışkanlıklarında ölçülü olunması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sıvı Kaybına Karşı İlk 24 Saat Hayati Önem Taşıyor

Hastalığın baş göstermesiyle birlikte ebeveynlerin atacağı adımlar, iyileşme sürecinin gidişatını doğrudan belirliyor. Pediatri uzmanları, ishal tablosunun ortaya çıktığı andan itibaren başlayan ilk 24 saatin adeta altından daha değerli olduğunu vurguluyor. Bu kritik zaman diliminde vücudun kaybettiği sıvının acilen yerine konması gerekiyor. Anne sütü alan bebeklerin bu süreçte çok daha sık emzirilmesi, bağışıklıklarının desteklenmesi açısından büyük önem taşıyor. Daha büyük yaştaki çocuklara ise sık aralıklarla temiz su, taze yapılmış ayran veya hekimin önerdiği özel elektrolit sıvıları yudum yudum içirilmesi tavsiye ediliyor. Beslenme düzeninde de köklü bir değişikliğe gidilerek sindirimi yormayan gıdalara ağırlık verilmesi isteniyor. Potasyum zengini muz, doğal probiyotik kaynağı yoğurt, yağsız pirinç lapası ve haşlanmış patates gibi bağırsak hareketlerini düzenleyen yiyecekler iyileşme sürecini hızlandırıyor. Aşırı şeker içeren hazır meyve suları, asitli içecekler ve ağır yağlı yiyeceklerden ise kesinlikle uzak durulması şart koşuluyor.

İlaç Kullanımında Doktor Tavsiyesi Asla Göz Ardı Edilmemeli

Ebeveynlerin iyi niyetle ancak kulaktan dolma bilgilerle yaptıkları yanlış müdahaleler, hastalığın seyrini çok daha tehlikeli bir noktaya taşıyabiliyor. Doktor muayenesi gerçekleşmeden, evde bulunan ishal kesici şurupların veya antibiyotiklerin gelişigüzel bir şekilde çocuğa verilmesi, bağırsağın kendini temizleme mekanizmasını durdurarak enfeksiyonun vücuda daha fazla yayılmasına sebep oluyor. Vücudun savunma sistemini bozmamak adına ilaç kullanımının sadece hekim kontrolünde yapılması gerektiği şiddetle hatırlatılıyor. Eğer çocukta ağız kuruluğu belirginleşmişse, gözyaşı olmadan ağlama görülüyorsa, gün içindeki idrar miktarında ciddi bir azalma varsa ve bu duruma durdurulamayan kusma nöbetleri, yüksek ateş ile aşırı halsizlik eşlik ediyorsa, evdeki müdahalelere derhal son verilmesi gerekiyor. Bu belirtiler vücuttaki sıvı oranının kritik seviyenin altına düştüğünü gösterdiğinden, vakit kaybetmeksizin en yakın donanımlı sağlık kuruluşuna başvurulması hayati bir zorunluluk haline geliyor.