Türkiye'nin önde gelen yer bilimcilerinden Prof. Dr. Naci Görür, deprem dirençli yerleşim alanlarının nasıl kurulması gerektiğine dair çok kritik uyarılarda bulundu. Kentsel dönüşüm süreçlerinin sadece bina yenilemekle sınırlandırılmasını eleştiren Görür, "Yalnız ev yaparak bir kentte yaşanmaz" diyerek, afet yönetimine bütüncül bir yaklaşım getirilmesi gerektiğini savundu. Görür, Türkiye'nin deprem kuşaklarında yer aldığı gerçeğini hatırlatarak, vakit kaybetmeden stratejik adımların atılması gerektiği uyarısında bulundu.
Yedi Maddelik Acil Eylem Planı
Prof. Dr. Naci Görür'ün sosyal medya üzerinden paylaştığı ve çözüm yol haritası olarak nitelendirilen 7 maddelik plan şu temel prensiplerden oluşuyor:
-
Afet Bakanlığı Kurulmalı: Deprem dirençli yerleşim alanları için ilk adım olarak acilen bir Afet Bakanlığı kurulmalıdır. Bu bakanlığın hızlıca teşkilatlanması, güçlü bir bütçeye kavuşturulması ve özellikle deprem kuşaklarında aktif çalışmalara başlaması şarttır.
-
Mikro-Bölgeleme Çalışmaları: Her yerleşim alanının zemin özelliklerini tüm detaylarıyla ortaya koyan mikro-bölgeleme çalışmaları eksiksiz bir şekilde tamamlanmalıdır.
-
Topyekûn Dirençlilik: Bir kentin sadece konutlarını değil, tüm bileşenlerini deprem dirençli hale getirecek bütüncül bir strateji uygulanmalıdır.
-
Doğal ve Kentsel Faktörler: Kentin zemin, jeoloji ve jeofizik gibi doğal etmenleri; yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem, çevre ve ekonomi gibi kentsel bileşenleriyle birleştirilerek detaylıca incelenmelidir.
-
Dönüşümün Ötesine Geçilmeli: Kentsel dönüşüm tek başına depreme hazırlık demek değildir; sadece konut yenilemek güvenliği sağlamaya yetmez.
-
Zaman Faktörü: Bir kentin tamamen depreme hazır hale getirilmesinin en az 15-20 yıllık uzun soluklu bir süreç olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.
-
Venezuela Örneği: Küresel ölçekte yaşanan ihmallerin acı sonuçlarından ders çıkarılmalı; depremle ilgili hiçbir risk unsuru hafife alınmamalıdır.
Depreme Hazırlık Bir Maratondur
Naci Görür’ün "Venezuela’yı unutmayın" uyarısı, afet yönetimindeki aksaklıkların nasıl geri dönülemez felaketlere yol açabileceğinin bir simgesi olarak dikkat çekiyor. Uzmanların sıkça vurguladığı gibi, deprem dirençli şehirler inşa etmek, binaları sağlamlaştırmanın ötesinde, altyapıdan yönetişim biçimine kadar her alanda bir zihniyet değişimini gerektiriyor. Prof. Dr. Görür’ün işaret ettiği 15-20 yıllık süreç, Türkiye’nin şehirlerini deprem tehdidine karşı korumak için gereken yapısal dönüşümün ciddiyetini ortaya koyuyor.