Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; öğretmen adayları, bugün itibarıyla Milli Eğitim Akademisi’nde hazırlık eğitimine başladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 12 eğitim merkezinden biri olan Sultanahmet Eğitim ve Uygulama Merkezi’nde öğretmen adaylarının heyecanına ortak oldu. Akademinin ilk dersinde öğretmen adaylarına hitap eden Bakan Tekin, eğitim süreçlerinin milli ve manevi değerler ile medeniyet perspektifi temelinde şekillendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Bu mesuliyet bizler açısından hem dini açıdan hem de sahip olduğumuz engin medeniyet birikimimiz açısından ulvi bir mesuliyet. Bilmeyenlere ilim öğretmek sadakadır; sadakanın en faziletlisi de bir Müslüman'ın ilim öğrenmesi ve başkalarına öğretmesidir. Evet, bir peygamber mesleğine adım atıyorsunuz. Zira kadim geleneğimizde bütün peygamberlerin birer öğretmen olduğunu hepimiz biliyoruz. Peygamber Efendimiz, ‘Ben ancak bir muallim, bir öğretmen olarak gönderildim’ buyurmuştur" ifadelerini kullandı.
SAĞLAM ZEMİNE OTURTULMASI BİR ZORUNLULUK
Bakan Tekin, öğretmenlik mesleğine hazırlık sürecinin planlı, uygulama ağırlıklı ve fikri ile mesleki açıdan sağlam bir zemine oturtulmasının yalnızca pedagojik bir ihtiyaç değil, maarif nizamı, kültürel süreklilik ve milletin istikbali açısından ertelenemez bir zorunluluk olduğunu belirtti. Saha deneyimlerinin de bu gerekliliği açıkça ortaya koyduğunu, alan bilgisinin ise tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Bakan Tekin, "Öğretmenlik mesleğine ilk adımını atmak üzere olan siz sevgili kardeşlerim, teorik bilgiyle hayatın akışı arasındaki aralığı tek başına kapatmasını beklemek öğretmenin omuzuna, çocuğun gelişimine ve okulun bütün iklimine aynı anda ağır bir yük bırakıyor. Milli Eğitim Akademisi'nin mühim ve tarihi tarafı işte bu aralığı ciddiyetle ele alması, mesleğe geçişi biçimsel bir eşik olmaktan çıkarıp kültürle, uygulamayla, meslek hayatıyla ve okulun gerçek ritmiyle beslenen kuvvetli bir hazırlık düzenine kavuşturmasında tebarüz etmektedir. Hazırlık programımız da bu bakımdan sizleri kültürel kapasitesi güçlü, düşüncesi işlenmiş, kendini dönüştürme kudreti bulunan ve yaptığı işe dönüp yeniden bakabilen bir öğretmen kimliğine hazırlamayı hedeflemektedir" dedi.
PROGRAMIN KAPSAM VE İÇERİĞİ
Hazırlık eğitimi programının kapsamına ve içeriğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, şöyle konuştu:
"Hazırlık programını baştan sona geniş ve kuşatıcı bir yaklaşımla kurguladık. Ortak derslerin tertibinde de genç öğretmenlerimizi dar bir alan bilgisine sıkıştırmayan, onları hakkaniyet duygusundan demokrasi kültürüne, aileyle kurulacak irtibattan rehberliğin inceliklerine, eleştirel düşünmeden Türkçenin imkanlarına, kurucu metinlerimizden estetik ve nezaket terbiyesine, kapsayıcılıktan yapay zeka ve veri temelli değerlendirmeye kadar uzanan zengin bir düşünce ve mesuliyet alanıyla buluşturan geniş bir çerçeve tesis etmeye çaba gösterdik. Buradaki muradımız öğrencisinin özgür muhakeme kudretine alan açan, demokratik bilinci diri tutan ve farklılıkları hakkaniyet içinde okuyabilen bir öğretmenlik anlayışını kuvvetlendirmektir. Alan derslerinde de aynı dikkati derinleştirmeye çaba sarf ettik. Her bir branşı kendi fikri altyapısı, yöntem bilinci ve tatbik kudreti içinde ele aldık. Felsefeden uygulamaya uzanan olgun ve bütünlüklü bir hazırlık zemini kurduk. Tarih felsefesinden matematik ve bilim felsefesine, Türkçe düşünmekten sanatçı öğretmenliğe, dijital edebiyattan ahilik kültürüne çok kapsamlı bir çeşitlilikle öğretmenlerimizin kendi sahasına daha derinden nüfuz edebilmesini ve o derinliği sınıfın canlı hakikati içerisinde işleyebilmesini hedefledik. Aynı şekilde eğitim teknolojilerini de bu hazırlığın bir parçası olarak kabul ettik. Onları pedagojik dikkat, etik ilke ve öğretimsel fayda içinde ele alarak siz öğretmenlerimizin çağın imkanlarını yerli yerinde kullanabilmesini gözeten bir yaklaşım benimsedik."
Müfredat değişikliğine de değinen Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitimin daha kapsayıcı bir fikri zemine kavuştuğunu belirterek, modelin 'Köklerden Geleceğe' yaklaşımı doğrultusunda tecrübeyi çağın ihtiyaçlarıyla buluşturduğunu, bilgiyi beceriyle, beceriyi değerle ve değeri irade ile duyarlılıkla bütünleştiren bir anlayış ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Tekin, eğitimi, hem ülkenin maddi kalkınmasına katkı sunan stratejik bir alan hem de kültürel varlığı güçlendiren, toplumsal hafızayı canlı tutan ve bireyin kendini tanımasına imkan sağlayan sürekli bir öğrenme süreci olarak değerlendirdiklerini vurguladı.
MESLEĞİ EMANET GİBİ TAŞIYIN
Bakan Tekin, hazırlık sürecinde öğretmen adaylarının metinlerle etkileşim içinde olacaklarını, tartışma, gözlem ve uygulama temelli bir yaklaşımla kendi emeklerini sürekli değerlendireceklerini belirterek, kültür ve sanat derslerinin duyuş dünyasını, alan bilgisinin zihinsel birikimi güçlendireceğini, okul deneyiminin ise öğrenciler ve ailelerle kurulan ilişkinin mahiyetini doğrudan hissettireceğini ifade etti. Teknoloji kullanımının da etik bir dikkatle ele alındığını vurgulayan Bakan Tekin, "Biz sizlerin, elinde program taşıyan bir vazife insanı olmanın ilerisinde bir olgunluğa erişmesini arzu ediyoruz. Arzumuz, çocuklarımızın iç dünyasını okuyabilen, kendi medeniyet birikimini çağın diliyle konuşturabilen, bilgiyi hikmetle mezcedebilen öğretmenler olarak evlatlarımızın karşısına sizleri çıkarabilmektir. Kuşkusuz o gün geldiğinde burada kazandığınız her kavrayış ve her meslek şuuru memleketimizin dört bir yanında çocuklarımızın dünyasında karşılık bulacaktır. Sizlerden istirhamım akademide geçireceğiniz bu süreye hayatınızın sıradan bir safhası olarak bakmamanızdır. Kendinizi lütfen dikkatle yetiştirin. Kolay olana meyletmeyin, az okumayla yetinmeyin, hızlı kanaatlerle avunmayın. Birbirinizin tecrübesinden istifade edin. Bu mesleği bir iş gibi değil, bir emanet gibi taşıyın. Her çocuğa emanet gözüyle bakın. Akademide geçireceğiniz bu sürecin her birinizin içinde daha derin bir okuma iştiyakını, daha yüksek bir mesuliyet duygusunu ve daha köklü bir meslek vakarını beslemesini temenni ediyorum" diye konuştu.