Türkiye bugün, tarihte eşine az rastlanır bir demokrasi ayıbına şahit oldu.
4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan CHP Kurultayı'nda delegelerin oyuyla seçilerek göreve gelen, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde partiyi 47 yıl sonra birincilik konumuna taşıyan Özgür Özel ve yönetimini CHP Genel Merkezi'nden çıkarmak için polis operasyonu gerçekleştirildi.
CHP Genel Başkanlığına kamuoyunda "mutlak butlan" olarak bilinen mahkeme kararıyla atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı tarafından yapılan başvurunun ardından polis, CHP Genel Merkezi'ne girdi.
Müdahalenin ardından binada bulunanlar dışarı çıkarılırken Kemal Kılıçdaoğlu'nun avukatları polis eşliğinde Genel Merkez'e girdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir süre sonra CHP Genel Merkezi'nden ayrıldı.
Özel, Genel Merkez'in önünde yaptığı açıklamada, "Buraya bir daha geldiğimizde ne bu iktidar, ne de bu iktidarın işbirlikçileri bir daha buna cesaret edemeyecekler" ifadelerini kullandı.
Özgür Özel, CHP Genel Merkezi'nden ayrıldıktan sonra TBMM'ye yürüyüş gerçekleştirdi.
Yoğun katılımın olduğu yürüyüşte CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e destek verilirken, Kemal Kılıçdaroğlu'na sert tepki gösterildi. Kitle sık sık "Hain Kemal" sloganını attı.
Özgür Özel ve beraberindekiler, yoğun yağışa rağmen yürüyüşlerini sürdürdü.
TOMA'YA ÇIKTI
Özgür Özel yürüyüş sırasında TOMA'ya çıktı ve kitleyi selamladı.
Özgür Özel ve kitle "Direne direne kazanacağız", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganlarını attı.
"GENEL MERKEZ, MECLİS'TEKİ GRUP ODASIDIR"
Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özgür Özel, "Siyasi partilerin başarı için binalara değil; kararlılığa ihtiyacı var. Bir makam odası geride kaldı, meraklısına bıraktık. Ama bir diğeri Meclis'te. Bundan sonra CHP'nin gerçek genel merkezi, TBMM'deki grup odasıdır. 81 tane de tüm il başkanlıklarımız genel merkezimizdir" açıklamasını yaptı.
Özel, şöyle devam etti:
"Bundan sonra sokaktayız, sahadayız. Mücadeleyi biz oturarak kazanmadık. Bu parti 47 yıl sonra sokakta olduğu için, meydanda olduğu için, mücadele ettiği için kazandı. Şimdi o şekilde kazandı."
Genel Merkez'den başlayan yürüyüş, TBMM'nin karşısındaki Milli Egemenlik Parkı'nda tamamlandı.
MİTİNGE DÖNÜŞTÜ
ÖZGÜR ÖZEL: "BABA OCAĞINI İŞGALDEN KURTARACAK MIYIZ?
Burada otobüsün üzerine çıkarak kitleye seslenen Özgür Özel, şunları söyledi:
"Ankara'nın taşına bak, gözlerinin yaşına bak. Butlan bizi esir almış, şu feleğin işine bak. Ankara'yı, Cumhuriyet Halk Partisi'ni, baba ocağını esaretten kurtaracak mıyız? İşgalden kurtaracak mıyız? Bu yolda hep birlikte yürüyecek miyiz? İşte bugün, Cumhuriyet Halk Partisi'nde günlerdir sabaha kadar bekleyen sizlerle, baba ocağını korumak için, işgal olmasın diye baba ocağı kime emanetse, üyeden, delegeden, oraya ait olmayan kimsenin eli değmesin diye canını siper edenlere, selam olsun hepinize!
Biz, yıllarca seçim akşamları partinin Genel Merkezi'nin, il-ilçe binalarının ışıklarının erkenden sönmesine razı olmayanlar, buna katlanamayanlar, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yenilgiyi yakıştıramayanlarız. İşte bu yüzden 28 Mayıs 2023 günü o seçimi kazanamadığımızda hepimiz 'Artık bir şeylerin sonuna gelindi' dediğimizde, gözler yerdeyken, başlar öndeyken, kimse kimseyle konuşacak hâlde değilken, görev yine bize düşer dedik! Cumhuriyetin gençlerine, cumhuriyetin kadınlarına, her yaştan cumhuriyetin muhafızlarına görev düşer dedik.
Ve "İşimiz" dedik, yola çıktık. Söz verdik; "Bir daha yenilmeyeceğiz" dedik! "Kaybetmeyeceğiz" dedik! "Işıkları erkenden kapatmayacağız" dedik!
Bu kararlılıkta millet samimiyet gördü. Millet bu samimiyete değer verdi. "Gelin" dedi, "Siz geçin partinin başına, biz size güveniyoruz" dedi.
Öyle zor bir işi başardık ki hep beraber... Öyle zor bir işi... "Asla olmaz, Atatürk gelse bu delegeyle seçim kazanamaz.
Cumhuriyet tarihi boyunca ne bu partide ne herhangi bir partide baştaki genel başkan seçimle değişmedi, değişemez" dediler. "Delege başkana bağlı, sesini duyuramazsın, sen bu işi başaramazsın" dediler.
Dedim ki; bizim delegeyi; onu tıraş eden berberi, aynı apartmanda yaşayan 18 yaşındaki gencecik komşusu, tarlayı birlikte suladığı sınır komşusu, mezun ettiği öğrencisi ikna edecek. "Ankara'ya gelirken onlarla konuşun da gelin" dedim.
Öyle yaptılar. Geldiler, salondaki yerini aldılar. Siz, kiminiz salondaydınız, zemindeydiniz, kiminiz tribünlerde, kiminiz kapının önünde, kiminiz de duayla ekranın başındaydınız.
O gün, o gün, o gün şuydu: 'Delege, halkın sesini dinle! Delege, sokağın sesini dinle!"
Tüyleri diken diken oldu hepsinin. On binler, yüz binler, milyonlar 'Delege sokağın sesini dinle!' diye bağırıyordu. Ellerini vicdanlarına koydular, bir karar verdiler. Partide değişimi yaptılar.
O gün söz verdiğim gibi, söz verdiğimiz gibi; o günden sonra, dört ay sonraki ilk seçimde 47 yıllık hasreti bitirdik. 23 yıllık kibri söndürdük, yendik!
Adalet ve Kalkınma Partisi'ni ilk kez yendik. 47 yıl sonra partiyi kurulduğu günkü gibi yaptık. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisidir artık.
İşte bizim hikayemiz böyle. Bizim hikayemiz böyle; bir umutsuzluktan umuda, umuttan zafere, zaferden de zulme dönüştü. Niye zulüm görüyoruz? Niye zulüm görüyoruz? Kazandığımız için! Onu yendiğimiz için! Onu yeneceğimiz için! Onu indireceğimiz için görüyoruz zulmü!
En iyisini siz biliyorsunuz, en iyisini siz biliyorsunuz. Türkiye biliyor ki ne 31 Mart zaferi ne de gelecek seçimde saraydakinin aşağıya inmesi tek başına Cumhuriyet Halk Partisi'nin gücüyle olacak şey değil. İşte bu yüzden; birbirini seven, ülkesini seven, farklı siyasi partilerde de olsa kurtuluşu birliktelikte gören, tam bağımsızlıkta gören, bayrağını seven, Atatürk'ü seven milyonlar kurtaracak.
Ve zulüm o gün başladı dedim ya... İttifak ittifak, bir ittifak da sonradan şekillendi, karşımıza dikildi. İki mağlubiyeti hazmedemeyenler... Birincisi; 31 Mart seçiminde partilerinin kurulduğu günden beri ilk yenilgiyi ve bundan sonra onları yenme ihtimalimizi hazmedemeyen sarayın ittifakıyla...
Türkiye'de ilk kez bir siyasi partide genel başkanın değişmesini; 48 yaşında, 49 yaşında bir bahçıvanın torununun, bir emekli öğretmen çocuğunun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olmasını hazmedemeyenlerin ittifakı dizildi karşımıza. AK Parti'nin militan kolları kol kola karşımızdadır, kol kola karşımızdadır.
"BİZ KİMSEYİ SATMAYIZ"
"Ve buradan bugüne kadar hep sustum. Ve hep sustum. Ben 10 yaşında, 10 yaşında lastik ayakkabıyla yatılı okula giden Özgür... Büyüğünü sayan Özgür... Kendisine dün koluna girdiğine kötülük düşünmeyen, dün 'abi' dediğine bugün 'bey' söylemeyen Özgür. Sıktım dişimi sustum, sıktım dişimi sustum.
Ama, ama yeter. Kendime acımıyorum. Kendime acımıyorum ama her seçim akşamı başına tülbentini silkeleyip bağlayan, haftalarca başı ağrıyan kadın kollarına, babasının yüzüne bakamayan gençlik kollarına acıyorum.
Kendime acımıyorum. Bir seçim kaybetmeden, bir seçim kazanmadan onu göndermeden gidersem diye gözü açık giderim diyen partililerimizin cenazesine katılmaktan nefret ediyorum.
O yüzden size söz veriyorum. Beni acıyla, zulümle, baskıyla terbiye edemezler. Gazla sindiremezler. Dayaktan yılmam ama asla bir daha ben mağlubiyete alışmam, kaybetmeye tahammül edemem.
19 Mart darbesi bu ülkedeki en son darbedir. En yeni nesil darbedir. En uyanıkça darbedir. 19 Mart darbesi bu Cumhurbaşkanı'nın kendisinden sonraki Cumhurbaşkanı'na, Ekrem İmamoğlu'na yaptığı darbedir.
19 Mart darbesinden sonra verilen mücadele hesapları bozmuştur. Birileri bu partinin evlatlarına hırsız demiştir, yolsuz demiştir. Bu ülkenin bu partinin evlatlarına hırsız demiştir, yolsuz demiştir, casus demiştir, vatan haini demiştir. Ama, ama bu parti evladını da bilir, iftiracıları da bilir. Yolumuz birdir, biz kimseyi satmayız, kimseyi satmayız."
"PARTİNİN DOST BİLDİĞİMİZİN İHANETİNDEN GAYRI ARINACAK HİÇBİR ŞEYİ YOKTU"
"Hangi suçlu tipi varsa onları arkalarına alarak bu partiye saldırdılar, gençlere saldırdılar, gençlik kollarına saldırdılar" diyen Özel, ifadelerini şöyle sürdürdü:
"Partiyi, Genel Merkez'i hep beraber koruduk. Hiç utanmadan, çekinmeden, sıkılmadan; İstanbul'da yaptıkları gibi bu kez de Türk polisini, şerefli Türk polisini kirli emellerine alet ederek Genel Merkezimize girdiler. Kapıları, camları indirdiler, gaz sıktılar, işgal ettiler!
Biz, işte biz; ben, sen, hepimiz hep beraber son ana kadar direndik. Sonra yollara döküldük geldik. Yolda yağmur yağdı üstümüze, dolu yağdı üstümüze. Hani diyor ya birileri 'arının' diye; onların sıktırdığı biber gazından, yağan yağmurun altında biz arındık. Biz o biber gazından arındık!
Bu partinin iktidarın biber gazından gayrı, dost bildiğimizin ihanetinden gayrı arınacak hiçbir şeyi yoktur!"
"KAZANMAK İÇİN YÜRÜYORUZ"
Neden Milli Egemenlik Parkı'nda bir araya geldiklerine dair detaylar aktaran Özel ifadelerini şöyle sürdürdü:
"Burası Milli Egemenlik Parkı. Altı barikat aştık geldik, TOMAları aştık geldik. Hep birlikte Meclis'in önüne, Milli Egemenlik Parkı'na geldik.
Niye? Şunun için: Bu parti kurulduğunda bir genel merkezi yoktu. Bu parti Sivas Kongresi'nde, sonra Anadolu yaylalarında, Anadolu topraklarında, sonra harp sırasında çadırlarda kuruldu.
Bu partinin, bu partinin ilk genel merkezi Birinci Meclis'teki bir odaydı sadece!
Cumhuriyet Halk Partisi'ne, başarılı olmak için... Burası Milli Egemenlik Parkı, burası Meclis'in bahçesi. Buraya gelmeyelim diye altı barikat kurdular, en son TOMA’ları koydular ama hep beraber aştık geldik.
Niye Meclis'teyiz? Çünkü Genel Merkezimize yapılanı biliyorsunuz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğunda bir genel merkezi yoktu. Parti Sivas Kongresi'nde, devamında Anadolu'da Milli Mücadele'de asker çadırlarında kuruldu. Karargah çadırlarında kuruldu.
Ardından 23 Nisan 1920'de Meclis açıldı. Resmen 9 Eylül 1923'te dilekçe verildi, o gün de bir genel merkezi yoktu. Genel Merkez, Birinci Meclis'te bir odaydı.
Bizi genel merkezimizi elimizden alarak, baba ocağına sokmayarak CHP'yi elimizden alacaklarını sananlara söylüyoruz: Biz o binadan çıktık, meraklısına bıraktık, sonuna kadar mücadele ettik. Ve şimdi, bundan sonraki genel merkezimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndedir!
Partinin ilk genel merkezi Meclis'teydi. Bu mücadele sırasında parti işgalden kurtulana kadar şu anki genel merkezimiz TBMM'deki CHP grubudur.
Teslim olmuyoruz, boyun eğmiyoruz, geri çekilmiyoruz! Sadece ve sadece kazanmak için, başarmak için kararlılıkla yürüyoruz. Sizinle birlikte yürüyoruz.
Bu meydanın, bu meydanın özelliği şudur: Biz birbirini sevenleriz, biz ülkesini sevenleriz, biz Cumhuriyet'i sevenleriz. Ne yaparlarsa yapsınlar biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız!"
"CUMHURİYET HALK PARTİSİ KAPANMIŞTIR"
"Bu parti resmen 9 Eylül 1923 günü Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından açıldı. Bu partiyi darbeciler kapattı. 9 Eylül 1992 günü, 9 Eylül 1992 günü parti yeniden açıldı ve o günden beri faaliyetlerine devam ediyordu. 21 Mayıs 2026 günü AK Parti'nin yargı kolları ve butlan kolları Cumhuriyet Halk Partisi'ni bir kez daha kapattı. Sizi partinin üçüncü kez açılışına davet ediyorum! Üçüncü kez açılışına!" diyen Özel sözlerini şöyle sonlandırdı:
"Partiyi ilk seferinde Mustafa Kemal ve arkadaşlar açtı. İkinci seferinde Erol Tuncer ve arkadaşları açtı. Üçüncü seferinde Cumhuriyet Halk Partisi'ni işgalden kurtarıp hep birlikte yeniden açmaya var mısınız?
Partiyi 12 Eylül darbecileri gibi, 19 Mart darbecileri, 21 Mayıs darbecileri fiilen kapatmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi milletin dedikleri yönetmiyorsa, delegenin seçtikleri yönetmiyorsa, hele hele Cumhuriyet Halk Partisi'ni sarayın seçtikleri yönetiyorsa Cumhuriyet Halk Partisi kapanmıştır!
Cumhuriyet Halk Partisi'ni üçüncü kez açmak için ben var gücümle çalışacağım. Eninde sonunda o sandığı getireceğim, Cumhuriyet Halk Partisi'ni sizin seçtikleriniz yönetecek! Ve partideki sandıktan sonra hep beraber ülkedeki sandığı da getireceğiz!
Ülkedeki... Ülkedeki sandığı da getireceğiz. Hep beraber hem Cumhuriyet Halk Partisi'ne hem de Atatürk'ün diğer emaneti Türkiye Cumhuriyeti'ne sonuna kadar sahip çıkacağız! Hepinize güveniyorum! Hepinizi çok seviyorum! Hep birlikte başaracağız!
Hepinize güveniyorum! Hepinizi çok seviyorum! Hep birlikte başaracağız! O sandık gelecek, o butlan gidecek! O sandık gelecek, Saray ittifakı bitecek! O sandık gelecek, millet iktidar olacak! Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız!
Ben... Ben partimin yöneticileri, milletvekillerimizle birlikte Meclis'e doğru geçeceğim ve yeni genel merkezimize yerleşeceğim. Sizleri... Aynı bugün olduğu gibi, kalbin nerede atması gerekiyorsa orada atan kalplerinizle, ayak hangi yolu yürüyecekse orayı yürüyen ayaklarınızla ve yarınlarımıza sahip çıkan kararlılığınızla bundan sonra hep birlikte mücadeleye bekliyorum! Hep birlikte! Birlikte yöneteceğiz!"