DÜNYA

İran Lideri Mücteba Hamaney Nerede? Babasının Cenazesine Katılamadı

İran'ın suikast sonucu öldürülen eski dini lideri Ali Hamaney için düzenlenen görkemli cenaze törenine yeni lider Mücteba Hamaney'in katılmaması ülkede büyük bir tartışma yarattı.

Abone Ol

Amerika Birleşik Devletleri, İran ve İsrail arasında patlak veren savaşın ilk gününde hayatını kaybeden eski dini lider Ayetullah Ali Hamaney, başkent Tahran'da düzenlenen geniş katılımlı bir devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Çatışmaların başladığı günden bu yana aynı kareye girmekten kaçınan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Devrim Muhafızları generallerinin törende tam kadro yer alması dünyaya birlik mesajı olarak yansıdı. Ancak bu tarihi günde tüm gözler, babasının koltuğunu devralan yeni dini lider Mücteba Hamaney'i aradı. Göreve geldiği günden itibaren adeta sırra kadem basan ve kamuoyunun karşısına çıkmayan Mücteba Hamaney, savaşın ilk gününde kaybettiği eşi ve oğlunun anma merasimlerine de katılmayarak dikkatleri üzerine çekmişti.

Güvenlik Gerekçesiyle Dışarı Çıkmasına İzin Verilmiyor

Yeni liderin bu gizemli yokluğu uluslararası basının da bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Amerika Birleşik Devletleri merkezli New York Times gazetesinin üst düzey istihbarat kaynaklarına dayandırdığı habere göre, İranlı güvenlik yetkilileri İsrail'in olası bir suikast girişimi veya yer tespiti operasyonu riski nedeniyle Mücteba Hamaney'in sığınağından çıkmasına kesinlikle müsaade etmiyor. Babasının 9 Temmuz tarihinde Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbesi'nde gerçekleştirilecek defin törenine bizzat katılarak cenaze namazını kıldırmak isteyen Hamaney'in bu talebinin, güvenlik bürokrasisi tarafından kesin bir dille reddedildiği iddia ediliyor.

Başkentte Pragmatistler Ve Sertlik Yanlıları Çatışıyor

Dini liderin sahadaki yokluğu, Tahran yönetiminin kendi içindeki güç savaşlarını da gün yüzüne çıkardı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Galibaf ve Devrim Muhafızları generallerinin başını çektiği pragmatist kanat, ülkenin ekonomik çöküşten kurtulması için Amerika Birleşik Devletleri ile acilen uzlaşılması gerektiğini savunuyor. Diğer tarafta yer alan ve milletvekilleri ile medya bürokratlarından oluşan aşırı sertlik yanlıları ise Washington yönetimiyle masaya oturmayı açık bir ihanet ve teslimiyet olarak nitelendiriyor. Rejimin şahinleri olarak bilinen bu gruplar, Mücteba Hamaney'in en azından bir ses kaydı yayınlayarak Amerika Birleşik Devletleri ile yapılmak istenen mutabakata karşı olduğunu ilan etmesini talep ediyor.

Cumhurbaşkanından İstifa Resti Ve Kıtlık Uyarısı

Kapalı kapılar ardında yaşanan diplomatik pazarlıklar ise ülkenin içinde bulunduğu vahameti gözler önüne seriyor. Amerikan basınının gündeme taşıdığı iddialara göre Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, gizli bir görüşme gerçekleştirdiği Mücteba Hamaney'e, Amerika Birleşik Devletleri'nin uyguladığı deniz ablukasının ekonomiyi felç ettiğini ve bir anlaşma sağlanamaması durumunda derhal istifa edeceğini bildirdi. Bu kritik restin hemen ardından Merkez Bankası Başkanı Abdülnasır Himmeti'nin de dini lidere acil kodlu bir mektup gönderdiği ortaya çıktı. Mektupta, ülkenin tek kuruşluk petrol satamadığı, ablukanın sürmesi halinde ağustos ayının sonu itibarıyla temel gıda ve tıbbi malzemelerin tamamen tükeneceği ve İran'da resmi olarak ölümcül bir kıtlığın baş göstereceği vurgulandı.

Güvenlik Konseyi Anlaşmaya Yeşil Işık Yaktı

Ekonomik çöküş ve istifa tehditleri altında köşeye sıkışan yeni dini lider Mücteba Hamaney, ideolojik olarak tamamen karşı olmasına rağmen pragmatist kanadın baskılarına boyun eğmek zorunda kaldı. Hamaney'in, sorumluluğu üzerinden atarak Ulusal Güvenlik Konseyinin onaylaması şartıyla Amerika Birleşik Devletleri ile yapılacak olan tarihi anlaşmaya yeşil ışık yaktığı belirtildi. Yaşanan bu baş döndürücü gelişmelerin ardından olağanüstü toplanan Ulusal Güvenlik Konseyi, 13 üyeden 12'sinin kabul oyuyla Washington ile uzlaşma metnini onaylayarak rejimi büyük bir yıkımın eşiğinden aldı.