Eğitim ve bilim iş kolunda faaliyet gösteren Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) genel merkezi, idari takvim doğrultusunda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in bakanlık koltuğundaki üçüncü yılını değerlendirmek üzere Ankara'da kurumsal bir saha faaliyeti gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) merkez binası önünde toplanan sendika yönetim kurulu ve üyeleri, yürürlükte olan eğitim modelleri, öğretmenlik meslek kanunu, okullardaki bütçe ile personel rasyoları ve sosyal protokoller üzerine eleştirel bir basın açıklaması paylaştı. Düzenlenen bu kurumsal faaliyete Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ankara İl Başkanı Fırat Çoban da katılarak destek verdi.
Müfredat Ve Protokoller Eğitim Sisteminde Tahribat Yarattı
Eğitim-Sen üyelerinin taşıdığı hijyen, bütçe planlaması, güvenlik personeli istihdamı ve mesleki eğitim odaklı dövizlerin ardından sendika adına resmi bildiriyi yayımlayan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Bakan Tekin’in geride kalan 3 yıllık yönetim periyodunu kurumsal rasyolar üzerinden analiz etti.
Irmak, yayımlanan metinde şu temel eleştirileri sıraladı:
-
Bakanlık bünyesinde işletilen idari süreçlerde eğitim emekçilerinin, akademik çevrelerin, velilerin ve sendikal yapıların görüşlerinin göz ardı edildiği, kararların yukarıdan aşağıya yönetim modelleriyle uygulandığı öne sürüldü.
-
Pilot uygulamaları gerçekleştirilmeden ve bilimsel alt yapısı olgunlaşmadan yürürlüğe konulduğu savunulan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nin, kurumsal eğitim hakkına ve laik eğitim parametrelerine olumsuz yansımaları olduğu ifade edildi.
-
Mesleki Eğitim Merkezleri üzerinden yürütülen lojistik sanayi entegrasyonlarının, çocuk iş gücü sömürüsüne ve denetimsizlik sebebiyle iş sahası hadiselerine zemin hazırladığı, bu durumun bir başarı öyküsü olarak sunulamayacağı aktarıldı.
Kemal Irmak, açıklamasını tamamlanırken, mevcut yönetim dönemini "eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, okulların hijyen ve personel yetersizliği ile karşı karşıya kaldığı bir süreç" olarak nitelendirdi.
Siyasi Kanattan Yıkım Projesi Eleştirisi
Basın toplantısında söz alan CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ise eğitim kurumlarının fiziki ve idari koşullarına yönelik eleştirilerde bulundu. Özçağdaş, okullardaki hijyen standartlarının yetersiz olduğunu, öğretmenlerin mali açıdan yoksulluk sınırı rasyoları altında görev icra etmeye zorlandığını iddia etti. ÇEDES ve benzeri lojistik projelerin okulları siyasallaştırdığını savunan Özçağdaş, "Milli Eğitim Bakanlığı makamında bulunan idari irade, bir Cumhuriyet kurumu gibi değil, sistemsel bir yıkım mühendisliği anlayışıyla görev icra etmektedir" şeklinde konuştu.
Sendika İçi Siyasi Konumlandırma Tartışması
Açıklamaların ardından sendika içi idari süreçlere ve güncel siyasi gelişmelere de değinen Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, kurumsal bağımsızlık vurgusu yaptı. Sendikanın Kurucu Genel Başkanı ve eski CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya'nın, mahkeme kararıyla idari durumu netleşen Kemal Kılıçdaroğlu'na olan siyasi yakınlığını ve sosyal medyadaki kurumsal unvan kullanımlarını eleştiren Irmak, şu kurumsal kararı paylaştı:
"Sendika olarak demokratik kurumlara ve halkın iradesine yönelik her türlü hukuk dışı uygulamaya karşı tavrımız nettir. Ancak sendikamızın isminin belirli siyasi kliklerle yan yana getirilmesine izin vermeyiz. Kurucu genel başkanımız Yıldırım Kaya'nın yanlış bir siyasi konumlanma içinde olduğunu düşünüyoruz. Kendisinden sosyal medya hesaplarındaki kurumsal tanımları kaldırmasını talep ettik. Bu yasal ve idari düzeltme yapılmadığı ve mevcut duruş sürdürüldüğü müddetçe, kendisini sendikamızın hiçbir kurumsal etkinliğine davet etmeyeceğiz."