İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen ve Türkiye gündeminin odağındaki dava sürecinde, sanıkların mahkemedeki beyanları uluslararası arenada da yankı bulmaya devam ediyor. Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in son duruşmada paylaştığı sarsıcı iddialar sonrası, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, sessizliğini bozarak destek içerikli bir açıklama yayınladı.
Çocuklarla Tehdit ve Çıplak Arama İddiaları
Duruşmada söz alan Fatoş Pınar Türker, gözaltı ve yargılama sürecinde yaşadığını iddia ettiği ağır hak ihlallerini mahkeme heyetine detaylarıyla aktardı. Emniyet mensupları tarafından çıplak aramaya zorlandığını belirten Türker, soruşturma aşamasında savcılık makamı tarafından "talep edilen ifadeyi vermezse çocuklarını bir daha göremeyeceği" şeklinde tehdit edildiğini ileri sürdü. Türker’in cezaevi koşullarına ilişkin anlattığı psikolojik baskı ve zorlu süreç, mahkeme salonunda duygusal anların yaşanmasına neden oldu.
Amor: O, Türkiye'nin Gerçek Değerlerini Temsil Ediyor
Türker'in ifadelerinin ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yapan AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, duyduğu üzüntüyü ve hayranlığı dile getirdi. Türker'in 15 ay süren tutukluluk sürecine rağmen sergilediği kararlılığın "etkileyici bir onur" olduğunu belirten Amor, "O, hayranlıkla sevdiğim Türkiye'yi temsil ediyor: Bağımsız, cesur ve kendi çabasıyla ayakta duran..." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Çirkin Yüzü Yükseliyor Ama
Sürecin sorumlularına yönelik sert eleştirilerde bulunan Raportör Amor, "Gücü kötüye kullanarak masum insanları aşağılayan, acımasızca kötü muamele edenler; Fatoş’u tehdit etmek için kızlarını kullanmaya kadar düştü" dedi. Türkiye'de yaşanan sürece dair umut verici bir not düşmeyi de ihmal etmeyen Amor, şu çarpıcı değerlendirmede bulundu: "Türkiye'nin o çirkin yüzü yükseliyor olabilir, ama Fatoş gibi insanların temsil ettiği ışığı, gerçek anlamda Cumhuriyet değerlerini savunan Türk halkının ışığını asla söndüremeyecek. Türkiye hâlâ mücadele etmeye değer."
Avrupa Parlamentosu yetkilisinin bu çıkışı, İBB davasının hem hukuk boyutuyla hem de siyasi yankılarıyla daha uzun süre tartışılacağını gösteriyor. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde insan hakları başlığı tekrar ön plana çıkarken, davanın ilerleyen celseleri dikkatle takip ediliyor.