Türkiye siyaseti, kulislerin en derin noktalarından sızan ve kartların yeniden dağıtılmasına yol açacak bomba bir "özel haber" dalgasıyla sarsılıyor. Ankara'da uzun yıllardır siyasetin nabzını tutan güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre; CHP Eski Genel Başkanı Özgür Özel ve yakın çevresindeki siyasi yol arkadaşları, radikal bir kararla Cumhuriyet Halk Partisi'nden kopmaya hazırlanıyor.
Yeni Parti Yok: Seçime Girme Hakkı Olan O Partiyle Anlaştılar
Kulislerde günlerdir konuşulan "110 milletvekili istifa edecek, yeni parti kuruluyor" iddialarının perde arkası netleşti. Edinilen bilgilere göre, Özgür Özel ve arkadaşları sıfırdan yeni bir siyasi parti kurmuyor. Türkiye'de seçime girme yeterliliğine sahip olan 38 resmi siyasi partiden biriyle gizli bir mutabakat sağlandı.
Önümüzdeki 10 gün içinde düzenlenecek dev bir basın toplantısıyla, sayıları 80 ile 90 arasında değişen (kulislerde 84 vekil olarak telaffuz edilen) milletvekili CHP’den topluca istifa edecek. Bu vekiller, anlaşılan o partinin çatısı altına geçecek. Eğer bu sayı 90 civarında gerçekleşirse, yeni oluşum Meclis'te otomatik olarak "Ana Muhalefet Partisi" konumuna yükselecek. Ankara kaynakları, bu sayının Eylül ayındaki CHP kurultayını beklemek isteyen vekiller nedeniyle ilk etapta 45 bandında da kalabileceğini, ancak nihai hedefin çok daha büyük bir blok olduğunu belirtiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Eylül Kurultayı" Hamlesi
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Eylül ayında yapılacağını ilan ettiği kurultayın arkasında da bu büyük bölünmenin izleri var. Kılıçdaroğlu'nun koltuğa bizzat kendisi için değil, parti içinden siyasette kirlenmemiş, CHP'nin gelecekteki yüzü olabilecek "X" bir ismi (örneğin Oğuz Kaan Salıcı tarzı aktörleri) aday göstermek için hamle yaptığı konuşuluyor. İleriye dönük senaryolarda ise Özgür Özel ve İmamoğlu hareketinin, uzun vadede CHP çatısı altında yeniden birleşebileceği bir formül de masada tutuluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Yağlı Güreş" Metaforlu Oyun Planı: Hedef Eylül 2027
Muhalefetteki bu tarihi bölünme, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi hamlelerini de doğrudan şekillendiriyor. Ömer Çelik'in "Adayımız Erdoğan'dır" açıklamasının ardından, Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesi için anayasa değişikliğini Meclis'ten geçirmesi şart. Bunun için iktidar blokuna tam 40 milletvekili gerekiyor. Muhalefetteki parçalanmış tablodan ve son günlerde Keçiören, Tuzla, Aydın gibi belediyelerde yaşanan istifa/AK Parti'ye katılım süreçlerinden güç alan iktidarın, paranın ve gücün kudretiyle Meclis'teki aritmetiği değiştirebileceği iddia ediliyor.
Erdoğan’ın masasındaki asıl büyük plan ise adeta binlerce yıllık ata sporumuz yağlı güreşteki (kara kucak) yüzlerce oyundan biri olan "paça kazığı" hamlesini andırıyor. Kulislerden sızan senaryoya göre oyun planı şu adımlarla işleyecek:
-
Şu an %55 seçmen oranına tekabül eden 9 büyük şehirde kayyum yönetimleri bulunuyor. Erdoğan, anayasa paketi içerisine koyacağı yerel yönetim düzenlemeleriyle DEM Parti'nin desteğini almayı hedefliyor.
-
Anayasa paketinin içine eklenecek bir maddeyle hem yerel seçimler hem de genel seçimler Eylül 2027 tarihine çekilecek.
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027'ye kadar olan sürede ABD ile swap hatları veya dış kaynaklar yoluyla piyasaya para sürmeyi, emekli ve işçiye yapılacak büyük zamlarla ekonomik krizi unutturarak seçmeni konsolide etmeyi planlıyor.
-
En büyük iddia ise yeni anayasada Cumhurbaşkanlığı seçiminin "tek turlu" (ilk turda en çok oyu alanın kazanacağı) sisteme dönüştürülmesi. Bu, muhalefetin çok aday çıkarması durumunda Erdoğan'a doğrudan zafer getirecek bir kumar olarak görülüyor.
Milletin Namlusunda Tek Mermi Var
Saha araştırmaları Ekrem İmamoğlu'na yönelik "siyasi mağduriyet" algısının son dönemde eridiğini gösterirken, toplum genelinde hem iktidarın nepotizm ve liyakatsizlik düzenine büyük bir öfke birikmiş durumda hem de seçmenin %50'si sorunları CHP'nin çözebileceğine inanmıyor.
Ankara'da bugün konuşan tecrübeli bir siyasetçinin deyimiyle: "Milletin ağzını bıçak açmıyor, namlusunda tek mermi var ve o mermiyi saklıyor." Türk seçmeni pragmatiktir; 1950, 1987 ve 2002 seçimlerinde olduğu gibi, alternatifsiz görünen yapıları bir gecede silme ferasetine sahiptir. Önümüzdeki birkaç gün içinde belediye istifaları, Meclis'teki kopuşlar ve Erdoğan'ın radikal kararlarıyla Türkiye siyaseti geri dönülmez bir düzlüğe girecek.