Tarım sektöründe girdi maliyetleri rekor seviyelere ulaşırken, üretim planlamasındaki aksaklıklar ve öngörülemeyen piyasa koşulları üreticiyi tarlada vurmaya devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan güncel Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verileri, çiftçinin omuzlarındaki yükün ne denli ağırlaştığını açıkça ortaya koyuyor. Gübre, mazot, tohum ve zirai ilaç gibi temel üretim kalemlerinde yaşanan durdurulamaz artışlar, üreticiyi koruyan uzun vadeli ve sürdürülebilir tarım politikalarının eksikliğini her hasat döneminde yeniden hissettiriyor. Binbir emekle toprağı işleyen çiftçiler, hasat zamanı geldiğinde ürünlerini hak ettiği değerden satamamaktan şikayet ederken, plansızlık ve tedarik zincirindeki aracıların müdahalesi nedeniyle tüketici de aynı ürüne fahiş fiyatlarla ulaşabiliyor. Bu derin fiyat dengesizliğinin en çarpıcı ve can yakıcı örneklerinden biri, Türkiye’nin en önemli soğan üretim merkezlerinin başında gelen Amasya'da yaşanıyor.
Bir Bardak Çay Ve Sigara Fiyatıyla Çarpıcı Kıyaslama
Amasya ovalarında bir zamanlar yüksek getirisi sebebiyle "kırmızı altın" olarak adlandırılan soğan, bu sezon tarlada kilosu 15 ile 25 Türk lirası arasında değişen rakamlarla yok pahasına alıcı buluyor. Bölgede uzun yıllardır soğan üretimi ve ticaretiyle uğraşan Oğuz Çelik, bahar aylarında etkili olan yoğun yağışlar nedeniyle hasat sürecinin sarktığını ifade ediyor. Piyasadaki fiyat tartışmalarına değinen Çelik, soğanın halen en ucuz temel gıda maddesi olduğunu belirterek çok çarpıcı bir kıyaslamaya imza atıyor. Ortadaki emeğin ve katlanan maliyetlerin görmezden gelindiğini savunan üretici, bir kilo soğanın bugün lüks kafelerde satılan bir bardak çaydan ya da bir paket sigaradan çok daha ucuza gittiğini söylüyor. Eskiden bir çuval soğan satarak bir çeyrek altın alabildiklerini, bugün ise 10 çuval soğanın bile bir çeyrek altın etmediğini aktaran çiftçiler, hak ettikleri kazancı elde edememekten dert yanıyor. Oluz Köyü Muhtarı Sami Baş da benzer bir tepki göstererek, kafelerde bir bardak çayın 40 liradan satıldığı bir ekonomik iklimde, mutfakların ana maddesi olan soğanın tarladaki fiyatının abartılmaması gerektiğini, üretimin artmasıyla birlikte önümüzdeki iki hafta içinde pazar fiyatlarının da aşağı yönlü bir seyre geçeceğini öngörüyor.
Tarla İle Tezgah Arasındaki Devasa Fiyat Uçurumu
Üreticinin tarlada maliyetine, hatta bazen zararına elden çıkardığı soğan, büyükşehirlerdeki tezgahlara ulaştığında ise bambaşka bir boyut kazanıyor. Amasya'da 15 liraya kadar düşen ürünün fiyatı, İstanbul'un birçok bölgesindeki semt pazarlarında ve marketlerde 80 lirayı aşan rakamlarla vatandaşa sunuluyor. Tarladan sofraya uzanan bu lojistik ve ticari zincirdeki devasa uçurum, hem üreticiyi hem de tüketiciyi aynı anda mağdur eden bir sömürü düzenine dönüşmüş durumda. Soğan eleme depolarında alın teri döken tarım işçilerinden İnci Cingöz de bölgede geçmişte soğana değerinden ötürü "kırmızı altın" denildiğini hatırlatarak, tüm emekçilerin ve çiftçilerin döktükleri alın terinin karşılığını tam anlamıyla alabileceği o bereketli günlerin geri gelmesini umut ediyor. Tarım paydaşları, hem üreticinin emeğini koruyacak hem de tüketicinin ucuz gıdaya ulaşmasını sağlayacak yapısal reformların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiği konusunda hemfikir görünüyor.