İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Aile İşletmeleri ve Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi (AGMER) tarafından gerçekleştirilen 11’inci Aile İşletmeleri Kongresi, Akıngüç Oditoryumu’nda başladı. ‘Başarılı Aile İşletmelerinin Kodları’ temasıyla düzenlenen kongrede, aile şirketlerinde yönetişim, liderlik, kuşaklar arası geçiş ve dijital dönüşüm gibi başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı.
Kongrenin açılış konuşmaları AGMER Müdürü Prof. Dr. Mahmut Paksoy, İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe tarafından gerçekleştirilirken, programın ana konuşmasını Çelebi Havacılık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Canan Çelebioğlu yaptı. Çelebioğlu, 35 yılı aşkın liderlik deneyiminden hareketle aile şirketlerinde sürdürülebilir büyüme, profesyonelleşme ve uluslararasılaşma konularına değindi. Kongre kapsamında düzenlenen oturumlarda akademi ve iş dünyasından birçok isim deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.
Kongrenin evsahipliğini yapan İstanbul Kültür Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, aile işletmeleri konusunu yalnızca bir etiket olarak değil, aynı zamanda öğrenilmesi ve geliştirilmesi gereken bir alan olduğuna dikkati çekerek Kongrenin önemini şu sözlerle ifade etti.
“Belirsizliğin küresel ölçekte arttığı bu dönemde, aile işletmeleri ülkenin refahı ve ekonomik kalkınmasında en önemli rolü üstlenmekte. İnş. Yük. Müh. Sayın Fahamettin Akıngüç’ün ülkemizde eğitim kulvarına kazandırdığı Kültür Markası da 65 yıllık bir aile işletmesi. İşletme kimliğimiz ve tarihimizden aldığımız sorumlulukla aile işletmelerinin ihtiyaç duyduğu bilgi üretim ve paylaşım zemini oluşturarak, akademi ile iş dünyası arasında güçlü bir köprü kurmayı sorumluluk olarak benimsedik. Aile İşletmeleri Uygulama ve Araştırma Merkezimiz de bu sorumluluğumuzun en güçlü çıktılarından biri.”
HALKA AÇILMAYI KURUMSALLAŞMAYI GÜÇLENDİRMEK İÇİN YAPTIK
Programda konuşan Çelebi Havacılık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Canan Çelebioğlu, “1995 yılına gelindiğinde, şirket Türkiye pazarının yaklaşık yüzde 50’sine sahip büyük bir yapıya ulaşmıştı. Bu noktada kurumsallaşma ihtiyacının da karşılanması gerektiği düşünüldü. Çünkü o zamana kadar birçok konu, detay düzeyinde takip edilerek, kontrol ve denetim sağlanabiliyordu. Ancak 1995 sonrasında yurt dışına açılma ve farklı ülkelerde hizmet verme kararı alınmasıyla birlikte, kurumsallaşma ihtiyacının daha hızlı bir şekilde giderilmesi gerektiği anlaşıldı. Bu doğrultuda halka açılma kararı alındı. Halka açılma genellikle şirketlerde finansman desteği sağlamak veya ortakların şirketteki paylarını değerlendirmek amacıyla alınan bir karar olarak bilinse de, bu durumda temel motivasyon kurumsallaşmaya katkı sağlamaktı” dedi.
ÇALIŞANLARLA OMUZ OMUZA ÇALIŞARAK BUGÜNLERE GELDİK
Çelebioğlu, “Bu süreçte, şirketin bir patronu olması ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması hedeflendi. Böylece, bugüne kadar alışılmış uygulamalar sürdürülürken, bir denetim mekanizması içinde hareket edilmesi ve disiplinin daha hızlı şekilde kazanılması amaçlandı. Ben şu şekilde bitirmek isterim: Bizim yolculuğumuz aslında çok fazla bilgi ve birikimle başlamış bir yolculuk değildi. Ancak süreç boyunca edindiğimiz tecrübelerde gördüğümüz en önemli şey şuydu: Çalışanlarımıza güven vermek, onlarla omuz omuza çalışmak ve onların da imkanlarının şirketin imkanlarıyla birlikte gelişebildiğini göstermek. Bunun yanı sıra, iyi günde de kötü günde de hem çalışanlarımızla hem de şirket olarak birlikte hareket etmeyi, yan yana olmayı başardığımız için bugün bulunduğumuz noktaya gelebildiğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
KONGRENİN İKİNCİ GÜNÜNDE BİLİMSEL ÇALIŞMALAR SUNULUYOR
Aile İşletmeleri ve Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi (AGMER) Müdürü Prof. Dr. Mahmut Paksoy ise, “Bu yıl 11’incisini düzenlediğimiz Aile İşletmeleri Kongresi, Aile İşletmeleri ve Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi (AGMER) tarafından gerçekleştirilmektedir. AGMER, 2004 yılında kurucumuz İnşaat Yüksek Mühendisi Sayın Ahmet Akıngüç ve ikinci dönem rektörümüz Prof. Dr. Sayın Tamer Koçel’in önderliğinde kurulmuştur. Merkez olarak, her iki yılda bir aile işletmelerinin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla kongreler düzenliyoruz. Bunun yanı sıra seminerler ve webinarlar da gerçekleştiriyoruz. Kongrenin ikinci gününde ise aile işletmeleriyle ilgili bilimsel çalışmalar sunulmakta, bu eserler tartışılmakta ve elde edilen çıktılar katılımcılarla paylaşılmaktadır” diye konuştu.
ULUSLARARASI NİTELİKTE BİR DERGİ OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ
Prof. Dr. Paksoy, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ayrıca, bu alanda bir dergi yayımlamayı planlıyoruz. Çünkü şu an bu konuda uluslararası düzeyde nitelikli bir dergi bulunmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle, sadece yurt içindeki akademisyenlerin değil, yurt dışındaki araştırmacıların da katkı sağlayabileceği, uluslararası bir dergi oluşturmayı hedefliyoruz. Ancak bu çalışmayı uzun vadeli bir plan çerçevesinde yürütüyoruz. Öte yandan, aile işletmeleri içerisinde büyük ölçekli şirketler olduğu gibi küçük ve orta ölçekli işletmeler de bulunmaktadır. Biz özellikle küçük ve orta ölçekli aile işletmeleri üzerinde yoğunlaşıyoruz. KOBİ’lerin büyük bir kısmı, yaklaşık yüzde 95’i, aile işletmelerinden oluşmaktadır. Bu nedenle bu işletmelerin etkin ve verimli şekilde yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. Büyük ölçekli aile işletmeleri genellikle belirli bir kurumsallık seviyesine ulaşmışken, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerin daha iyi yönetilmesi gerekmektedir. Çünkü bu işletmelerin istihdama ve ülke ekonomisine katkısı oldukça yüksektir. Bu doğrultuda araştırmalar yapıyor ve elde ettiğimiz bulguları ilgili kuruluşlarla ve aile işletmeleriyle paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.