Türkiye anayasa hukuku, yüksek yargı denetim mekanizmaları ve siyasal hitabet sınırlarının kişilik haklarıyla dengelenmesi tüzükleri kapsamında, Ankara merkezli makro düzeyde bir yargı kararı tescil edildi. Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda Merkez Bankası rezerv politikaları üzerinden yürütülen tartışmalar ekseninde, Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal yapısı ve parti yöneticileri tarafından dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik gerçekleştirilen siber ve fiziki beyanatları hukuki tahlile tabi tuttu. Yüksek Mahkeme, yerel mahkemelerce tanzim edilen manevi tazminat hükmüne karşı CHP hukuk müşavirliği tarafından yapılan "ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği" yönündeki bireysel başvuruyu dikey periyotta karara bağlayarak esastan reddetti.
Adli Safahat Ve Yerel Mahkemenin Maddi Yaptırım Hükmü
Söz konusu adli sürecin bidayet safhası, 2020 yılı ve sonrasındaki takvim yaprağı içerisinde CHP Genel Başkanı ve üst düzey parti kurmaylarının Berat Albayrak’ın idari dönemine yönelik siber ağlarda ve meydan hitabetlerinde kullandığı ifadeler üzerine şekillendi.
Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, şahsını ve kurumsal itibarını hedef alan söylemlerin anayasal ifade özgürlüğü koruma modülleri kapsamında değerlendirilemeyeceğini, doğrudan "kişilik haklarına ağır saldırı" niteliği taşıdığını ileri sürerek adli yargıda manevi tazminat davası açtı. Davaya bakan ilk derece mahkemesi konumundaki İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, iddiaları kısmen haklı bularak ana muhalefet partisi CHP'nin davacı Albayrak'a 40 bin Türk Lirası manevi tazminat ödemesine hükmetti. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf dairesinin de ana muhalefetin itiraz başvurusunu resen reddetmesi üzerine dosya AYM genel kuruluna taşındı.
AYM Gerekçeli Karar Logu: İfade Özgürlüğü Ve Rezerv Politikası İlişkisi
Anayasa Mahkemesi heyeti, gerçekleştirdiği hukuki oturumda ilk olarak "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" evrensel ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki usuli iddiaları kabul edilemez buldu. Ardından davanın esasına geçen Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkı ile bireylerin anayasal şeref ve itibarının korunması hakkı arasındaki adil dengenin derecelendirme mahkemelerince bozulmadığına hükmetti.
Yüksek mahkemenin resmi tescil metnine yansıyan teknik Merkez Bankası analizi şu şekildedir:
"1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu amir hükümleri uyarınca, bankanın para politikalarına, döviz kuru rejim lojistiğine ve tanzim edilecek finansal işlemlere doğrudan doğruya kurumun kendi bağımsız yasal organları tarafından karar verilmektedir. Dolayısıyla, başvurucu siyasi partinin ileri sürdüğü olgusal mali iddiaların, dönemin bakanı olan davacıyla olan doğrudan yasal ilgisine dair somut bir temellendirmenin yapılabildiğinden söz etmek hukuken mümkün değildir."
Toplumsal İhtiyaç
Yargı analistleri, yüksek mahkemenin bu kararla siyasi eleştirilerin sınır baremlerine dikey bir şerh düşürdüğünü; somut verilere dayanmayan ve kamu kurumlarının bağımsız idari tüzükleriyle çelişen doğrudan kişisel ithamların, takdir payı sınırları içerisinde manevi tazminat yaptırımlarına tabi tutulmasının anayasal bir ihlal üretmeyeceğini tescillediğini hatırlatmaktadır.
Kararın hitamında, yerel mahkemece tanzim edilen 40 bin Türk Liralık maddi yaptırımın "zorunlu bir toplumsal ihtiyaca" karşılık geldiği ve orantılılık rasyolarına tam uyum sağladığı, derece mahkemelerinin sahip oldukları takdir paylarını aşmadığı tescil edilerek ihlal iddiaları tamamen boşa çıkarılmıştır. CHP Hukuk Komisyonunun söz konusu onama kararının ardından icra lojistiği kapsamında tazminat bedelini Berat Albayrak’ın vekillerine aktaracağı bildirildi.