Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanmış çiftler arasında mülkiyet uyuşmazlıklarına neden olan "aile konutu" tartışmalarına noktayı koyan emsal bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte taşınmazın "aile konutu" niteliğini kaybettiğine hükmederek, bu gerekçeyle açılan tapu iptal ve tescil davalarının reddedilmesi gerektiğine karar verdi.
Gölcük’teki Dava Emsal Oldu
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde yaşanan olayda; boşanan bir kadın, evlilik birliği devam ederken kendisinden rıza alınmadan üçüncü kişiye devredilen evin, "aile konutu" olduğu gerekçesiyle tapusunun iptal edilmesini ve taşınmazın tekrar kendi adına tescil edilmesini talep etti. Yerel mahkeme davayı kabul ederek tapunun iptaline karar verse de, dosyanın taşındığı Yargıtay, bu hükmü bozarak hukuki sürece yeni bir yön verdi.
Yargıtay: Aile Konutu Niteliği Kayboldu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hukuk sistemindeki aile konutu korumasının "evlilik birliğinin sürmesi" şartına bağlı olduğunu vurguladı. Kararda şu ifadelere yer verildi:
"Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte taşınmazın aile konutu olma niteliği sona ermiştir. Boşanma gerçekleştiği için aile konutuna dayalı hak iddiaları konusuz kalmıştır. Bu nedenle boşanma kesinleştikten sonra artık 'aile konutu' statüsü üzerinden tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamaz."
Hukuki Süreçte Ne Değişiyor
Yargıtay’ın bu emsal kararı, boşandıktan sonra eski eşine ait taşınmazlar üzerinde aile konutu şerhi veya tapu iptali yoluyla hak iddia edenler için süreci kökten değiştirdi:
-
Boşanma davası kesinleştiği an, mülkün aile konutu statüsü üzerinden yapılan tüm hukuki korumalar kalkıyor.
-
Bu kararla birlikte, boşanmış bireylerin artık aile konutu şerhine dayanarak tapu iptali davası açmaları hukuki dayanağını yitiriyor.
-
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin önceki kararını esastan kaldıran Yargıtay, bu kararıyla aile hukukundaki taşınmaz uyuşmazlıkları için yeni bir içtihat belirlemiş oldu.
Hukuk uzmanları, boşanma aşamasındaki bireylerin mülkiyet haklarını korumak için "aile konutu" statüsüne güvenmek yerine, mal rejimi tasfiyesi veya katkı payı alacağı gibi hukuki yolları boşanma davası sürecinde değerlendirmeleri gerektiği konusunda uyarıyor.