DÜNYA

Trump’ın Uçak Değişikliği, New York Times'ı Mahkemelik Etti

Ankara’daki NATO Zirvesi sonrasında, Katar’ın hediye ettiği uçağın güvenlik eksiklikleri nedeniyle terk edilip eski başkanlık uçağının kullanılması, Beyaz Saray ile New York Times arasında yeni bir yargı krizine yol açtı.

Abone Ol

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara'da katıldığı NATO Zirvesi’nin ardından dönüş yolculuğuna başlarken, Katar tarafından hediye edilen ve "yeni nesil" olarak tanıtılan Boeing 747-8 model uçağı kullanmak yerine, hizmet süresi 30 yılı aşan emektar Air Force One uçağını tercih etti. Kamuoyunda ve diplomatik çevrelerde yankı uyandıran bu ani değişiklik, başkanlık filosundaki güvenlik donanımları hakkındaki soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Edinilen bilgiler, güvenlik protokolleri gereği yeni uçağın henüz eski modeldeki askeri savunma ve füze ikaz sistemlerine tam donanımlı olarak sahip olmadığını ortaya koydu.

Basın Özgürlüğüne Hukuki Müdahale Girişimi

Bu gelişmeleri haberleştiren New York Times muhabirlerine yönelik başlatılan hukuki süreç, basın özgürlüğü savunucularını ayağa kaldırdı. Yönetimin, haberin arka planındaki güvenlik detaylarının ifşa edilmesinden rahatsız olduğu ifade edilirken, ilgili muhabirlere Manhattan’daki mahkemede ifade vermeleri için celp gönderildiği açıklandı. Gazetenin hukuk birimi, bu adımı bir "sindirme girişimi" olarak nitelendirerek, gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevlerinin Anayasa tarafından korunduğunu vurguladı.

Güvenlik Zafiyeti Tartışmaları Sürüyor

Tartışmaların merkezinde, Katar'ın ABD’ye hediye ettiği 500 milyon dolar değerindeki uçağın teknik kapasitesi yer alıyor. Söz konusu uçağın sivil altyapı üzerine inşa edilmiş olması, askeri tehditlere karşı gerekli olan koruyucu sistemlerden mahrum kalmasına neden olduğu iddiasını güçlendiriyor. Trump’ın, Ankara'da İran ile ilişkili stratejik mesajlar verdiği bir dönemde, bu uçağın güvenlik riskleri nedeniyle tercih edilmediği ve Başkan’ın yolculuğuna İngiltere’de eski uçağa geçerek devam etmeyi seçtiği kaydedildi. ABD yönetimi ile basın kuruluşları arasındaki bu gerginlik, ifade hürriyeti ve ulusal güvenlik dengesi üzerinden daha uzun süre tartışılacak gibi görünüyor.