New York Times muhabirleri Maggie Haberman ve Jonathan Swan tarafından kaleme alınan "Rejim Değişikliği: Donald Trump'ın Emperyal Başkanlığının Perde Arkası" isimli yeni kitapta, ABD ve İsrail yönetimleri arasında Gazze süreci boyunca yaşanan güven bunalımı ve perde arkası pazarlıklar ayrıntılarıyla anlatıldı.
Telefonu Açtığı Gibi Bağırdı: "Herkes Senden Nefret Ediyor"
Kitapta yer alan bilgilere göre, Netanyahu’nun Gazze planını sabote etmesinden endişe eden Beyaz Saray yetkilileri, telefon görüşmesi sırasında ABD Başkanı'nın Özel Kalemi Susie Wiles'ın talimatıyla Jared Kushner ve Steve Witkoff’u da hatta hazır bulundurdu. Görüşmenin başında Netanyahu’ya sert bir dille bağıran Trump’ın şu ifadeleri kullandığı aktarıldı:
"Tüm Yahudiler senden bıktı. Bu anlaşmadan geri adım atamazsın. Ben İsrail'in bugüne kadar sahip olduğu en iyi dostum. Herkes senden nefret ediyor ama ben senin arkanda durdum. Bu, İsrail için çok büyük bir anlaşma."
Doha Saldırısı Krizi: "Dermer Bize Yalan Söyledi"
Kitap, ateşkes görüşmelerinin ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini de ortaya koyuyor. İsrail'in, ABD ile Gazze planını görüştüğü günün hemen ertesi Katar'ın başkenti Doha'ya saldırı düzenlemesi Beyaz Saray'da şok etkisi yarattı. Eski İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer'in durumu gizlemesi üzerine Kushner ve Witkoff'un "Dermer bize yalan söyledi" diyerek duydukları rahatsızlığı dile getirdikleri belirtildi.
Bu saldırı krizini Netanyahu’yu uzlaşmaya zorlamak için bir kaldıraç olarak kullanan ABD heyeti, taslak metni Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile birlikte şekillendirdi.
Anlaşmaya Giden Zorlu Yol
ABD'nin yoğun baskısı karşısında geri adım atmak zorunda kalan Netanyahu, bu gergin görüşmeden sadece iki gün sonra Trump ile yan yana gelerek kamuoyuna "birlik" mesajı vermek zorunda kaldı. 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes; esir takası, insani yardımın artırılması ve İsrail ordusunun kısmi çekilmesini kapsıyordu.
Ancak kitapta paylaşılan bu çarpıcı detaylar, ateşkesin sadece diplomatik bir nezaketle değil, Washington’un Tel Aviv'e yönelik ağır bir siyasi baskısıyla mümkün olduğunu kanıtlar nitelikte. Filistinli kaynaklar ise İsrail'in anlaşmanın yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğini savunmaya devam ediyor.