Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, son dönemde yurt dışına seyahat etmek isteyen vatandaşların vize randevusu alma süreçlerinde karşılaştığı teknik aksaklıklar, harici şirketlerin maliyet yapıları ve konuya ilişkin yasal denetim mekanizmaları ekseninde hareketli bir oturum icra edildi. İYİ Parti Grubu tarafından, vize başvuru operasyonlarının tüm idari boyutlarıyla tahlil edilmesi amacıyla sunulan Meclis Araştırma Önergesi, yapılan oylama neticesinde AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmedi. Müzakereler esnasında muhalefet temsilcileri aracı kurumların finansal işlem hacimlerine ve idari şeffaflık rasyolarına dikkat çekerken, iktidar grubu ise konuya dair ilgili bakanlıkların denetim ve soruşturma süreçlerinin halihazırda yürütüldüğünü kaydetti.
Muhalefet Grubu Finansal Ve İdari İddia Analizi
Hizmet bedelleri, zorunlu seyahat sigortası giderleri ve ek başvuru masrafları toplandığında, vize müracaatında bulunup ret cevabı alan vatandaşların aracı kurumlara bıraktığı toplam kaynağın 27 milyar Türk lirası (yaklaşık 500 milyon dolar) bandına ulaştığı iddia edildi. Onay alan müracaat sahiplerinin maliyetleri de eklendiğinde sürecin 750 milyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğü kapsadığı aktarıldı. Konuya ilişkin bazı medya haberlerine getirilen kurumsal erişim kısıtlamalarını eleştiren Kavuncu, Ticaret Bakanlığı'nın başlattığı güncel incelemelerin geçmiş takvimde neden uygulanmadığını sorguladı ve şeffaf bir parlamento araştırması talep etti.
Aracı Şirketlerin Sahiplik Yapıları Ve Vakıf Mevzuatı
Görüşmelerin ilerleyen safhasında söz alan Yeni Yol Grubu Başkanvekili Selçuk Özdağ, aracı kuruluşların kurumsal sahiplik yapılarının mercek altına alınması gerektiğini savunarak Dışişleri Bakanlığı’nın güncel vakıf yapılanmasına dair şu soruları yöneltti:
"Yurt dışı vize işlemlerine aracılık eden bazı şirketlerin, geçmiş ve şimdiki dönem bazı yasama ve yürütme organı temsilcileriyle durumsal ilişkiler içerisinde olduğuna dair ciddi iddialar mevcuttur. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulması kararlaştırılan yeni kurumsal vakıf modelinin, bu şirketlerin tüm operasyonel yetkilerini kapsayıp kapsamadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Mevcut statüde ilgili özel şirketlerin serbest piyasa koşullarından uzak ve şeffaf olmayan yöntemlerle haksız kazanç elde etmeye devam ettiği yönündeki parametreler araştırılmalıdır."
Milletvekili Üçüncü, Avrupa Birliği kurumları ve muhatapları ile yürütülen vize serbestisi müzakerelerinin nihai bir çözüme ulaştırılması amacıyla diplomatik kanalların etkin bir şekilde işletildiğini; haksız kazanç ve vatandaş mağduriyetine yol açan kurumların ise anayasal yasalar çerçevesinde gerekli idari cezalara çarptırılacağını bildirdi.