GÜNDEM

Sıcak Suların Gizli Tehdidi: 'Beyin Yiyen Amip' Yeni Bölgelere Yayılıyor

Sıcak tatlı sularda barınan ve burun yoluyla bulaşan "beyin yiyen amip" vakaları, küresel ısınmanın etkisiyle yeni bölgelerde de görülmeye başlandı.

Abone Ol

Bilimsel araştırmalar, dünya genelinde vaka sayılarındaki artışın ve coğrafi genişlemenin ardındaki en büyük etkenlerden birinin iklim değişikliği olduğunu gösteriyor. Su sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte amip çok daha aktif hale geliyor ve daha önce yaşayamadığı serin bölgelerde bile hayatta kalma şansı buluyor. Yapılan incelemelere göre, 1962 ile 2023 yılları arasında dünya genelinde 488 vaka bildirildi ve bu hastaların yaklaşık yüzde 97'si ne yazık ki hayatını kaybetti. Eskiden sadece ABD’nin güney eyaletleri, Pakistan ve Avustralya gibi sıcak bölgelerle ilişkilendirilen bu ölümcül enfeksiyon, son 20 yılda İtalya, Belçika, Slovakya ve ABD’nin kuzeyindeki serin eyaletlerde de kayıtlara geçmeye başladı. Moleküler parazitoloji uzmanları, suların ısınmasının eğlence amaçlı su aktivitelerinde temas riskini ciddi şekilde artırdığını belirtiyor. Ancak uzmanlar, görünürdeki bu artışın sadece çevresel faktörlerle sınırlı olmadığını, gelişen test teknolojileri ve sağlık çalışanları arasındaki farkındalık sayesinde geçmişte teşhis edilemeyen vakaların artık daha kolay saptanabildiğini de ekliyor.

Hindistan'daki Büyük Salgın Ezberleri Bozdu

Yakın geçmişte yaşanan trajik olaylar, bu amibin ne kadar hızlı ve acımasızca ilerlediğini gözler önüne seriyor. ABD'nin Florida eyaletinde yaşayan 11 yaşındaki Jordan, 2014 yılında Kosta Rika’da gerçekleştirdikleri bir tatil sırasında doğal bir kaplıcada yüzdükten günler sonra hayatını kaybetmişti. Tamamen sağlıklı olan küçük çocuğun baş ağrısı ve kusmayla başlayan süreci, halüsinasyonlar ve nöbetlerle devam ederek beyinde ağır hasara yol açtı. Tıp literatüründe primer amebik meningoensefalit kısa adıyla PAM olarak bilinen bu tablo, ilk aşamada klasik menenjit belirtileriyle büyük benzerlik gösterdiği için tanı sürecinde ölümcül gecikmeler yaşanabiliyor. Diğer taraftan, 2025 yılında Hindistan’da 200’den fazla vakanın bildirilmesi küresel ölçekteki en büyük salgın olarak kayıtlara geçti. Ancak bu büyük salgın, hastalığın mutlak surette ölümle sonuçlanacağına dair eski kabulleri de sarstı. Araştırmalar, erken teşhis, artan farkındalık ve daha düzenli uygulanan tedavi protokolleri sayesinde Hindistan'daki hastaların yarısından fazlasının hayatta kalmayı başardığını ortaya koydu.

Burun Yıkama Sistemleri Ve Tatlı Sularda Alınması Gereken Önlemler

Bilim insanları, hastalığa yakalanma olasılığının son derece düşük olduğunu ancak enfeksiyon geliştiğinde ölüm riskinin çok yüksek seyrettiğini vurgulayarak paniğe gerek olmadığını belirtiyor. Korunma adına basit ama hayati önem taşıyan bazı tedbirlerin alınması korunmada kilit rol oynuyor. Naegleria fowleri yalnızca tatlı suların burun yoluyla vücuda çekilmesiyle bulaştığı için sıcak göl, akarsu veya kaplıcalara girildiğinde başın suyun altına sokulmaması ya da burun tıpası kullanılması öneriliyor. Risk sadece doğal su kaynaklarında yüzmekle de sınırlı kalmıyor. Evlerde sinüs temizliği amacıyla kullanılan burun yıkama kitlerinde steril olmayan musluk sularının tercih edilmesi, amibin vücuda girmesine doğrudan zemin hazırlayabiliyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, burun temizliği uygulamalarında mutlaka damıtılmış, steril veya önceden kaynatılıp soğutulmuş suların kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. Sıcak havalarda tatlı sularla temas sonrasında ani başlayan şiddetli baş ağrısı, yüksek ateş, mide bulantısı, kusma, ense sertliği ve kafa karışıklığı gibi belirtiler görüldüğünde, zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.