Küresel enerji koridorlarının ve Orta Doğu asimetrik askeri dengelerinin geleceğini tayin edecek tarihi bir diplomatik sızıntı, ABD Senatosu’nun koridorlarında resmen de jure ve de facto tescil edildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington ile Tahran arasında patlak veren askeri çatışma sürecinin başlangıcından bu yana ilk kez federal Kongre önünde resmi ifade verdi. Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin bütçe duruşmasında senatörlerin sorularını yanıtlayan Rubio, ABD ordusunun düzenlediği "Destansı Öfke Operasyonu" sonrasında İran’ın konvansiyonel gücünün maruz kaldığı yıkımı ilan ederken, nükleer müzakerelerde yaşanan eksen kaymalarını ilk ağızdan deşifre etti.
Destansı Öfke Operasyonu Başarılı Oldu, İran Donanması Resif Olacak
Dışişleri Bakanı Rubio, Pentagon’un icra ettiği askeri harekatın stratejik hedeflerine ulaştığını savunarak İran'ın savunma sanayi altyapısının, füze rampalarının ve İHA üretim tesislerinin de facto felç edildiğini ileri sürdü. İran’ın deniz gücünün tamamen tasfiye edildiğini radikal bir üslupla deklare eden Rubio, şu ifadeleri kullandı:
"Artık kurumsal bir İran donanması de facto mevcut değil. Üzerine makineli tüfek monte edilmiş birkaç küçük sürat teknesi dışında operasyonel bir unsur kalmadı. İran Donanması şu an okyanusun dibinde yatıyor ve muhtemelen birkaç yıl içinde doğal birer deniz resifine dönüşerek o bölgeleri iyi birer balıkçılık noktası haline getirecektir."
İran'ın insansız hava aracı (İHA) kapasitesinin ucuz maliyet ve kolay üretim nedeniyle hala küresel bir asimetrik tehdit unsuru olduğunu hatırlatan Rubio, Meksika'daki uyuşturucu kartellerinin bile bu teknolojiyi de facto kullandığını belirterek konunun sınır ötesi boyutuna dikkat çekti.
Bir Numaralı Şart: Hürmüz Boğazı'nın Koşulsuz Açılması
Askeri darbenin ardından İran rejiminin de facto ateşkese razı olduğunu ancak mutabakatın bir parçası olan Hürmüz Boğazı seyrüsefer serbestisini henüz de jure tesis etmediğini belirten Rubio, Washington’ın müzakere masasındaki kırmızı çizgilerini sıraladı. Demokrat Senatör Chris Murphy’nin boğazın kapalı kalmasının Amerikan ekonomisine maliyetine ilişkin sorusuna yanıt veren Rubio, ablukanın tek nedeninin İran’ın uluslararası suları yasa dışı olarak mayınlaması ve ticari gemilere ateş açması olduğunu söyledi.
Müzakerelerin ilerleyebilmesi için bir numaralı önşartın Hürmüz Boğazı'nın açılması olduğunu vurgulayan Bakan, "İran, boğazın açık olduğunu, geçiş ücreti (vergi) talep etmeyeceğini, yerleştirilen deniz mayınlarının temizlenmesine yardım edeceğini ve ticari filolara ateş açmayacağını açıkça dünyaya deklare etmek zorundadır. Eğer bunu yapmayı reddederlerse elimizde askeri diğer seçenekler de jure hazırdır" dedi. Rubio, nükleer yaptırımların hafifletilmesi için ise ikinci aşamada yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum faaliyetlerine ağır ve uzun vadeli uluslararası sınırlamalar getirilmesinin mutlak şart olduğunu ekledi.
Mücteba Hamaney Hayatta Ve Süreci Yazılı Yönetiyor
Oturumun istihbarat ve diplomasi boyutuyla ilgili en çarpıcı saptama ise İran’ın hiyerarşik liderlik yapısına dair yapıldı. İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ardından de facto olarak makamı devralan yeni dini lider Mücteba Hamaney’in akıbetine dair soruları yanıtlayan Rubio, eldeki istihbarat verilerinin liderin hayatta olduğunu gösterdiğini onayladı.
Yeni dini liderin nükleer ve bölgesel müzakere süreçlerine geçmiş döneme kıyasla çok daha aktif şekilde de facto müdahil olduğunu belirten Rubio, "Kendisini güvenlik gerekçeleriyle kamuoyu önünde fiziken görmüyoruz. Ancak bazı göstergeler, yeni dini liderin süreçte giderek daha fazla devreye girdiğini kanıtlıyor. Sürecin yavaş ilerlemesinin nedeni İran rejiminin kendi içindeki parçalı yapısıdır. Tüm diplomatik iletişimler yazılı biçimde ve üçüncü ülke arabulucuları üzerinden yürütülüyor" diyerek Tahran’daki yeni idari hiyerarşiyi tasdik etti.
Demokrat Senatör Cory Booker’ın, Trump yönetiminin nükleer anlaşmayı bozduktan sonra şimdi İran’a adeta "yalvardığı" yönündeki sert eleştirisini de reddeden Rubio, "Kimseye yalvarmıyoruz. İran ekonomisi Hürmüz ablukası yüzünden günde yüz milyonlarca dolar kaybediyor ve 6 ay önceki sokak protestoları döneminden çok daha kırılgan bir makroekonomik kriz içinde bulunuyor. Yalvaran bir taraf varsa o da Tahran yönetimidir" dedi.