Karadeniz’in yeşil tepelerinde çay hasadı başlarken, bölgeden gelen bir haber, tarım sektöründeki emeğin nasıl karanlık bir sömürü çarkına dönüştüğünü gözler önüne serdi. Rize’nin Çayeli ilçesinde, İran’dan umutla çalışmaya gelen ve aralarında kadınların da bulunduğu 30 göçmen işçi, sadece alın terlerinin karşılığını istedikleri için organize bir grubun vahşi saldırısına uğradı.
Sanayi Sitesinde İnsanlık Dışı Yaşam
İddialara göre, bölgeye çay toplamak üzere getirilen işçiler, modern kölelik koşullarını aratmayacak şartlarda konaklatıldı. Çayeli Sanayi Sitesi’nin beton zemininde, sağlıksız koşullarda yaşatılan işçilere, bölgedeki yevmiye rayicinin çok altında, sadece 1100 TL ödeme yapıldı. 15 gün boyunca gece gündüz demeden çalışan işçiler, toplamda 500 bin TL’yi bulan hak edişlerini talep ettiklerinde ise karşılarında bir muhatap değil, bir şiddet ordusu buldular.
Telefonla Çağrılan 15 Kişilik Saldırgan Grup
İşçileri bölgeye getiren Samsunlu aracı M.Y., hakkını arayan işçilerle tartışmaya girdikten sonra, durumu çözmek yerine şiddeti seçti. Aracı M.Y.’nin telefonla çağırdığı 15 kişilik saldırgan grup, savunmasız işçilerin üzerine saldırdı. Çıkan arbedede çok sayıda işçi ağır yaralandı. Saldırının en acı tarafı ise tedavi sürecinde yaşandı; çenesi kırılan bir işçi, 130 bin TL’lik tedavi masrafını karşılayamadığı için KTÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nden çenesi kırık halde geri çevrildi.
Otogar Mescidinde İnsanlık Dersi
Saldırganlar tarafından adeta kaderine terk edilen yaralı işçilere, bir otobüs işletmecisi olan İbrahim Öztürk sahip çıktı. İki gün boyunca yaralıları otogarın mescidinde misafir eden ve karınlarını doyuran Öztürk, bölgedeki vicdanın hâlâ yaşadığını kanıtladı. Mağdur işçiler, daha sonra Doğubayazıt sınır kapısı üzerinden ülkelerine gönderildi.
Devlet Bu İşin Peşini Bırakmaz
Olayın ardından AK Parti Çayeli İlçe Başkanı Abdullatif Kömürcü ve Çayeli Kaymakamı Sertaç Kırçuval, yaralıların kaldığı mescide giderek süreci bizzat takip etti. Kömürcü, olayın sadece basit bir darp vakası olmadığını, arkasında organize bir insan kaçakçılığı şebekesinin bulunabileceğini vurguladı. "Korktukları için karakolda 'bize vurmadılar' demişler. Ancak ortada kırık bir çene ve ağır yaralar var. Kamu davası şikayete bağlı olmaksızın devam edecektir," diyerek hukuki sürecin takipçisi olduklarını belirtti.
Ancak toplum vicdanını yaralayan asıl gelişme, olayın baş şüphelisi M.Y.’nin gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılması oldu. Kamuoyu şimdi, bu vahşetin sorumlularının hak ettiği cezayı alıp almayacağını merakla bekliyor.