GÜNDEM

Restorasyon Bitti: Tarihi Kandilli Camii İbadete Açıldı

İstanbul Boğazı'nın en zarif yalı camilerinden biri olan tarihi Kandilli Camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu denetiminde yürütülen 2 yıllık kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından, Kurban Bayramı'nda düzenlenen manevi törenle yeniden cemaatiyle buluştu.

Abone Ol

Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü mevzuatları, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararları ve tarihi eser restorasyon tüzükleri kapsamında; İstanbul Boğazı'nın ikonik silüetini oluşturan en nadide eserlerden Kandilli Camii'nde yürütülen lojistik yenileme çalışmaları başarıyla tescillendi. 6 Nolu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun aldığı hukuki ve teknik kararlar doğrultusunda 2024 yılında başlatılan bilimsel restorasyon süreci, 2 yıllık titiz bir mesainin ardından nihayete erdirildi.

4 Asırlık Saray Semtinde Kaza Kırım Geçiren Ahşap Yapı Yeniden Ayağa Kaldırıldı

Kurban Bayramı'nın manevi atmosferinde sivil cemaatin ve semt sakinlerinin katılımıyla fiziki olarak tescillendi. Kandilli semtinin Sultan IV. Murad dönemine kadar uzanan köklü saray envanteri ve tarihi geçmişi, caminin ihya sürecinde de rehber kabul edildi.

1916 yılındaki büyük yangın felaketinde tamamen kül olan ahşap yapının yerine 1929-1931 yılları arasında Birinci Ulusal Mimarlık Akımı izleriyle kâgir olarak inşa edilen mabet, zamanla oluşan yapısal deformasyonlar ve yüzey bozulmaları nedeniyle kaza kırım riski taşıyordu. Ayhan Ailesi'nin finansal ve kurumsal katkılarıyla yürütülen iki yıllık restorasyon envanteri kapsamında; rölöve çizimlerinin ardından çıtakari tavan restorasyonu 3 ay, kalemişi raspası 2 ay, sıva raspası 45 gün, yapısal güçlendirme işlemleri ise 3 ay boyunca saniye saniye tescillenerek uygulandı.

Mihrap Çinileri 1600'lerin Geleneksel Tekniğiyle Atölyelerde Üretildi

Caminin sanat tarihi yönünden en kıymetli envanteri olan Tekfur Sarayı üretimi 18. yüzyıl vazo motifli mihrap çinileri ile Yemen Fatihi Sinan Paşa Mescidi'nden nakledilen İznik çinileri koruma altına alındı.

Geçmiş dönemlerde sökülerek sabote edilen ve yerine cam takılan eksik karo bölümleri, 1600'lü yılların geleneksel üretim metotlarına uygun olarak özel atölye fırınlarında siber hassasiyetle yeniden üretilerek montajlandı. Minare alemleri ve minberdeki bakır alanlara altın varak tescili yapılırken; giriş kapısındaki taç kapı yazıları ve hat levhaları ünlü hattatlar Davut Bektaş ve Ali Toy tarafından tüzüğe uygun olarak hazırlandı. Ayrıca avludaki tüm hukuka aykırı işgaller kolluk ve belediye unsurlarınca kaldırılarak, camiye yeni bir şadırvan ve abdesthane lojistiği kazandırıldı.

Kapı Tokmağında Selvi Ve Kandil İstifi Sivil Emanete Verildi

Restorasyonun en estetik siber ve fiziki tasarım adımı ise semtin adına ithafen hazırlanan özgün kapı tokmağında hayat buldu. Müsenna besmeleler, üst üste yerleştirilen üç kandilden müteşekkil ve selvi ağacını andıran tarihi bir istife dönüştürüldü. Tasarımı hattat Levent Karaduman'a ait olan bu özel tokmaktan 70 adet daha yedek olarak döküldü. Bu tokmaklar, orijinalinin kaybolması veya kaza kırıma uğraması durumunda geri getirilmek üzere "müminlere sivil emanet" olarak dağıtıldı.