GÜNDEM

Osmaniyeli İsmail Usta Bıçak Ustası

Osmaniye’de 10 yaşında çırak olarak adım attığı demircilik mesleğini 67 yıldır sürdüren 77 yaşındaki bıçak ustası İsmail Turan, makineleşmeye meydan okuyan asırlık el emeği zanaatını çocuklarına aktarıyor.

Abone Ol

Çukurova’nın bereketli toprakları üzerinde yükselen kültürel mirasın en canlı örneklerinden biri Osmaniye’de asırlık geleneklerle yaşatılmaya devam ediyor. Kentin simge zanaatkarlarından 77 yaşındaki bıçak ustası İsmail Turan, henüz 10 yaşındayken Kahramanmaraş’ta adım attığı mesleğini tam 67 yıldır büyük bir sadakatle sürdürüyor. Merkez Alibekirli Mahallesi’ndeki evinin bitişiğinde kurduğu tek odalı mütevazı atölyesinde çeliğe şekil veren emektar usta, endüstriyel üretime karşı geleneksel Türk demircilik sanatının bayraktarlığını yapıyor.

Çıraklık Serüveninden Zanaatın Şifrelerine

Edinilen yerel ve sosyo-kültürel kaynakların bilgilerine göre İsmail Turan, çocukluk yıllarında Kahramanmaraş’ın meşhur ustalarından "Bıçakçı Ahmet Usta"nın yanında örs vurmaya başladı. Kısa sürede zekası ve el becerisiyle öne çıkan Turan, ustasının kendisine verdiği kurumsal öğüdü şu sözlerle aktardı:

"Henüz çocuk yaştayken ustam bana, ‘Oğlum, bu sanatı hakkıyla öğrenirsen hayatta yapamayacağın iş olmaz, her şeyi üretirsin’ demişti. O zaman çocuk aklımla bir bıçak yapmayı öğrenmenin diğer işlerle bağını kuramamıştım. Ancak mesleğin sırlarına vakıf olunca anladım ki ustam tamamen haklıymış. Bugün elime neyi alsam; bıçak, tabanca, tüfek mekanizması akla ne gelirse yapabiliyorum. İnsan kafasını yorup zekasını üretim için çalıştırırsa, bu topraklarda başaramayacağı hiçbir teknik iş yoktur."

Makineleşme Geldi, Demirin Sağlamlığı Gitti

Evli ve 7 çocuk babası olan İsmail Turan, sanayileşme ve seri üretimin geleneksel bıçakçılık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek endüstriyel ürünler ile el emeği arasındaki nitelik farkını vurguladı. Eski üretim modellerinin mukavemet açısından daha üstün olduğunu belirten Turan, çeliğin işlenme felsefesini şöyle özetledi:

"Şimdi her şey makineleşmiş durumda. Bizim dönemimizde her aşama tamamen el emeğiydi. Örsün üzerinde çekiç gücüyle, eğeyle ve zımparayla sabırla çalışılırdı. Çekiçle vura vura demiri, çeliği özleştirip yoğunlaştırmak bambaşka bir kalitedir. İnsan nasıl emek verdikçe, idman yaptıkça gelişirse; demir ve çelik de öyledir. Ne kadar çok çekiç darbesi yerse o kadar iyi olur. Elde dövülen bıçak keskin olur, körelme bilmez ve evladiyeliktir. Şimdi ise her şey fabrikasyon, çekiçle döverek demirin hakkını veren kalmadı."

Genç Nesillere Önemli Çağrı: Hakiki Bir Ustanın Yanında Sanat Öğrenin

Yeni neslin meslek öğrenmeye ve üretmeye olan ilgisinin azalmasından derin üzüntü duyduğunu ifade eden asırlık usta, gençlerin hazır tüketim kalıplarından sıyrılması gerektiğini savundu. Kendi atölyesinde çocuklarını yetiştirerek mesleki devamlılığı sağladığını kaydeden Turan, "Şimdi maalesef herkes her şeyin hazır olmasını istiyor. 'Bir zanaat öğreneyim, ülkeme ve aileme üreterek katkı sunayım' diyenlerin sayısı çok azaldı. İnsan doğası gereği üretken olmalıdır. Gençlere tavsiyem; mutlak surette bir meslek edinmeleri, kendilerini bir alanda geliştirmeleridir. Sanat öğrenmek isteyenler de bu işi tabeladan değil, sahadaki hakiki bir ustanın tezgahında öğrensinler" diyerek kurumsal usta-çırak doktrininin önemine işaret etti.