Ortadoğu coğrafyasında sular bir türlü durulmuyor. İsrail ordusunun, uluslararası çağrılara ve ateşkes adımlarına rağmen Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik gerçekleştirdiği son hava saldırısı, bölgedeki tansiyonu bir kez daha zirveye taşıdı. İlk belirlemelere göre iki sivilin hayatını kaybettiği ve on bir kişinin de yaralandığı bu trajik saldırının yankıları sürerken, en sert tepki beklendiği üzere İran İslam Cumhuriyeti'nden geldi. Tahran yönetiminin üst düzey isimleri, yaşanan sivil kayıpların ve ateşkes ihlalinin cezasız kalmayacağını belirterek, hem İsrail'e hem de ona destek veren Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik son derece ağır mesajlar içeren resmi değerlendirmelerde bulundu.
Diplomasi Ve Ateşkes Umutlarına Ağır Darbe
Gelişmeler üzerine ilk kapsamlı değerlendirmelerden birini yapan İran Meclisi ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, sosyal medya platformları üzerinden uluslararası kamuoyuna seslendi. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in bölgede kalıcı bir barışa, diyaloğa veya ateşkese hiçbir şekilde inanmadığını savunan Kalibaf, bu iki ülkenin attığı her adımın Ortadoğu'daki gerilimi bilinçli olarak tırmandırdığını öne sürdü. Diplomatik kanalların tıkanmasından batılı müttefikleri sorumlu tutan Kalibaf, yürütülen deniz ablukasının ve Lübnan ile varılan anlaşmaların pervasızca ihlal edilmesinin, karşı tarafın yalnızca güç dilinden anladığının en somut kanıtı olduğunu ifade etti. İran Silahlı Kuvvetleri'nin bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve her zamanki gibi tam bir kararlılıkla mücadeleye hazır olduğunu belirten Meclis Başkanı, Washington yönetiminin politikalarına dair de ciddi uyarılarda bulundu.
Amerikan Üsleri Artık Meşru Hedef Konumunda
Saldırının faturasını sadece Tel Aviv yönetimine kesmeyen Tahran, Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki varlığını da doğrudan tartışmaya açtı. Muhammed Bakır Kalibaf, İran milletine yönelik sürdürülen deniz ablukasının ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin Siyonist rejimin operasyonlarına yaktığı yeşil ışığın, hukuki ve askeri dengeleri tamamen değiştirdiğini iddia etti. Kalibaf'ın ifadelerine göre, Washington'un İsrail'e sağladığı bu sınırsız destek, Amerika Birleşik Devletleri'nin ve İsrail rejiminin bölgede bulunan tüm askeri üslerini, stratejik varlıklarını ve tesislerini İran açısından meşru askeri hedefler haline getirmiş durumdadır. Bu çıkış, İran'ın önümüzdeki süreçte savunma stratejilerinden ziyade daha proaktif ve misilleme odaklı bir yol haritası izleyebileceğinin en güçlü sinyallerinden biri olarak yorumlanıyor.
Siyonist Rejime Kesin Ve Acı Verici Bir Yanıt Gelecek
Kalibaf'ın uyarılarının hemen ardından, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rezai de tartışmalara dahil olarak dozu yüksek bir açıklama yayımladı. Dahiye bölgesindeki can kayıplarının hesabının mutlaka sorulacağını belirten Rezai, İsrail'in sivilleri hedef alan bu operasyonlarına karşı İran'ın sessiz kalmasının söz konusu olamayacağını dile getirdi. Rejimin Dahiye saldırısına karşı hazırlıkların yapıldığını ifade eden sözcü, Siyonist rejime karşı kesin, net ve son derece acı verici bir cevabın yolda olduğunu duyurdu. İsrail'in anladığı tek dil olan sert bir karşılık almasının artık kaçınılmaz olduğunu belirten İbrahim Rezai, açıklamasının finalinde ise tüm bölgeyi alarma geçiren o çarpıcı mesajı paylaştı. Gözlerin bölge semalarına çevrilmesini isteyen İranlı yetkili, bu gece İsrail semalarını izleyin diyerek olası bir askeri misillemenin an meselesi olabileceği ihtimalini uluslararası toplumun gündemine taşıdı.