Madenden Tezgaha Üretimin Her Aşamasında Onlar Var
Zorlu ve sabır gerektiren üretim sürecinin her evresinde kadınların imzası bulunuyor. Maden ocaklarından çıkarılarak ham halde atölyeye getirilen iri Oltu taşı kütleleri, ilk olarak kadın ustalar tarafından keserlerle vurularak işlenebilecek küçük parçalara ayrılıyor. Ardından torna ve tesviye makinelerinin başına geçen kadınlar; ham taşı sırasıyla kesme, delme, yontma ve parlatma işlemlerinden geçirerek dünyaca ünlü tespihlere, zarif takılara ve özgün hediyelik eşyalara dönüştürüyor.
Çocuklarımı Bu Taş Sayesinde Üniversitede Okutuyorum
Atölyede uzun süredir taş ustalığı yapan Aliye Yıldırım, bu zanaatın hayatında hem maddi hem de manevi olarak çok büyük bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. İşini büyük bir tutkuyla yaptığını belirten Yıldırım, mesleğinin ailesine olan katkısını şu sözlerle aktardı:
Hem Maddi Kazanç Hem Manevi Terapi: "Oltu taşı üretimiyle uğraşmak bana maddi kazancın ötesinde manevi bir güç katıyor. Tezgah başında çalışırken hem mutlu oluyorum hem de günün stresini atıyorum. Çocuklarım da yaz tatillerinde atölyeye gelerek bana yardım ediyor ve bu işi öğreniyorlar. Ben bu helal el emeği, bu zanaat sayesinde çocuklarımı üniversitede okutabiliyorum."
Kadın İstihdamında Oltu Modeli
İlçedeki kadınların iş gücüne katılım noktasında artık Oltu taşı sektörünü öncelikli olarak tercih ettiğini belirten Tuba Açıkgöz ise bölgede kadın girişimciliği ve istihdamı açısından bir ekol haline geldiklerini vurguladı. Açıkgöz, "Oltu taşını hem ham maden olarak koruyor hem de sabırla işleyerek katma değerli birer sanat eserine dönüştürüyoruz. Kadınların iş gücündeki yerini tahkim etmek adına bu atölyenin bölgemizde çok önemli bir öncü ve rol model olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Oltu'nun kadın ustaları, sert ve işlenmesi güç olan bu siyah taşa sadece şekil vermediklerini, aynı zamanda içlerindeki sevgiyi ve zarafeti de işlediklerini belirterek bu ata yadigar zanaatı gelecek nesillere eksiksiz bir şekilde aktarmayı hedeflediklerini dile getirdi.