GÜNDEM

National Geographic Gözünden Türkiye'nin 10 Antik Rotası

Dünyanın bilinen en eski tapınağından Bizans'ın aşılmaz surlarına uzanan bu liste, seyahat planlarınızı tamamen değiştirecek güçte. İşte adım adım Anadolu'nun o görkemli rotaları:

Abone Ol

1. Tarihin Sıfır Noktası: Göbeklitepe (Şanlıurfa)

MÖ 9600 yılına dayanan geçmişiyle Neolitik döneme ait bu tapınak kompleksi, insanlık tarihine dair bildiğimiz tüm doğruları altüst etti. Tarımın yerleşik hayatı, yerleşik hayatın ise inancı doğurduğu teorisini yıkan Göbeklitepe; organize inanç sistemlerinin tarımdan çok daha önce var olduğunu kanıtladı. T biçimli devasa dikilitaşları ve üzerindeki hayvan kabartmalarıyla listenin ilk sırasında yer alıyor.

2. Tanrıların Tahtı: Nemrut Dağı (Adıyaman)

2 bin 134 metre yükseklikte, Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından yaptırılan devasa taş heykeller, tam iki bin yıldır zamana meydan okuyor. Kral, tanrı, aslan ve kartal figürlerinin yan yana sıralandığı bu mistik zirve, özellikle gün doğumu ve gün batımı anlarında sunduğu büyüleyici manzara ile dünyanın en etkileyici açık hava tapınaklarından biri.

3. Roma'nın İhtişamı: Efes Antik Kenti (İzmir)

MÖ 10. yüzyıla kadar uzanan köklü tarihiyle Efes; Celsus Kütüphanesi, devasa antik tiyatrosu ve mermer caddeleriyle Roma Dönemi'nin metropol hayatını günümüze taşıyor. Aynı zamanda erken Hristiyanlık tarihi için de çok kritik bir öneme sahip olan kent, İncil'in Vahiy Kitabı'nda adı geçen kutsal yerlerden biri ve Aziz Pavlus ile Aziz Yuhanna'nın izlerini barındırıyor.

4. Kayalara Kazınan İnanç: Kapadokya ve Göreme (Nevşehir)

Sadece peri bacalarıyla değil, yeraltı şehirleri ve kayalara oyulmuş manastırlarıyla da bir tarih vahası. 4. yüzyıldan itibaren erken Hristiyanların sığınma ve ibadet merkezi olan bölgede, Göreme Açık Hava Müzesi içindeki Bizans kiliseleri ve tazeliğini hâlâ koruyan canlı duvar freskleri büyüleyici bir atmosfer sunuyor.

5. Yeraltındaki Gizem: Yerebatan Sarnıcı (İstanbul)

  1. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından şehrin su ihtiyacını karşılamak için inşa edilen bu devasa sarnıç, adeta bir yeraltı sarayı. Suyun içinden yükselen yüzlerce mermer sütunun en arkasında yer alan ve ters yerleştirilen gizemli Medusa başı heykelleri, sarnıcın mistik havasını yüzyıllardır korumasını sağlıyor.

6. Doğa ve Tarihin Dansı: Hierapolis-Pamukkale (Denizli)

Bembeyaz traverten teraslarının hemen arkasında yükselen Hierapolis Antik Kenti, şifalı termal suları nedeniyle antik dönemin en büyük sağlık merkezlerinden (spa) biriydi. Helenistik ve Roma dönemlerine ait anıtsal kapıları, iyi korunmuş antik tiyatrosu ve nekropol alanı ile hem görsel hem de tarihi bir şölen sunuyor.

7. Sınırda Bir Hayalet Şehir: Ani Örenyeri (Kars)

Türkiye-Ermenistan sınırında konumlanan Ani, Orta Çağ'da İpek Yolu'nun en canlı ticaret merkezlerinden biriydi ve Bagratlı Krallığı'na başkentlik yapıyordu. Döneminde 100 bin nüfusa ulaşan bu "Binbir Kiliseli Şehir", günümüze kadar ulaşan devasa katedrali, camisi ve sur kalıntılarıyla, özellikle kışın kar altındayken masalsı bir görünüme bürünüyor.

8. Sarp Kayaların Mucizesi: Sümela Manastırı (Trabzon)

Maçka ilçesindeki Karadağ'ın dik yamaçlarına, yerden yüzlerce metre yükseklikteki sarp kayalara oyularak inşa edilen manastırın geçmişi 4. yüzyıla kadar uzanıyor. Karadeniz'in sisli ve yemyeşil doğası içinde göğe yükselen bu inanılmaz mimari yapı, kapsamlı restorasyonların ardından müze olarak ziyaretçilerini kabul ediyor.

9. Van Gölü'nün İncisi: Akdamar Adası ve Kilisesi (Van)

Van Gölü üzerinde yapacağınız huzurlu bir tekne turuyla ulaşılan ada, 921 yılında inşa edilen kutsal Haç Kilisesi'ne ev sahipliği yapıyor. Kilisenin dış cephesindeki taş kabartmalarda yer alan İncil ve Tevrat hikayeleri, Ermeni mimarisinin en seçkin örneklerinden biri. Ada aynı zamanda sevimli gri tavşan popülasyonuyla da ünlü.

10. 1500 Yıllık Aşılmaz Kalkan: İstanbul Kara Surları

Listenin kapanışını, 5. yüzyılda İmparator II. Theodosius döneminde kenti akınlardan korumak için inşa edilen tarihi kara surları yapıyor. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in ağır top atışlarına göğüs geren bu surlar, aldıkları hasarlara rağmen görkemli yapısıyla İstanbul'un fethine ve bin yıllık bir imparatorluğun çöküşüne tanıklık eden yaşayan bir tarih abidesi.