Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan Muhittin Böcek'in savcılık ifadesine yansıyan yeni detaylar siyaset dünyasında adeta deprem etkisi yarattı. Cumhuriyet Halk Partisi içindeki adaylık süreçleri, yerel seçim finansmanları ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hazırlıklarına dair çarpıcı iddialarda bulunan Böcek, akıllara durgunluk veren bir para trafiğini gözler önüne serdi. İfadesinde daha önce Özgür Özel’in yönlendirmesiyle merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’e bir çanta dolusu 950 bin euro götürdüğünü belirten Böcek, bu kez okları doğrudan Ekrem İmamoğlu'na çevirdi. İddiaya göre İmamoğlu, kendisinden tam 15 milyon euro tutarında devasa bir maddi destek talep etti ve bu dudak uçuklatan rakamın 5 milyon euroluk kısmını havala adı verilen gizli bir ödeme yöntemiyle İstanbul'a ulaştırdı.
Gizemli Kapalıçarşı Teslimatı Ve Havala Yöntemi
Muhittin Böcek'in savcılık tutanaklarına geçen ifadeleri, filmleri aratmayacak bir para transferi ağını gün yüzüne çıkardı. Antalya'dan İstanbul'a uzanan bu karanlık trafiğin detaylarını anlatan Böcek, dostu aracılığıyla temin ettiği beş milyon euroyu teslim etmek için şifreli bir yöntem kullandığını iddia etti. Kendisine ulaştırılan ve üzerinde bir isim ile telefon numarası yazan kağıt eşliğindeki seri numarası belli 100 liralık banknot fotoğrafıyla Kapalıçarşı'da tahsilat yapıldığını öne süren Böcek, bu kayıt dışı sistemin havala olarak bilindiğini vurguladı. 16 Aralık tarihinde Ekrem İmamoğlu ile iletişime geçerek bir gün sonra İstanbul'daki yüksek katlı bir plazanın giriş katında bulunan seçim ofisinde gizli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Böcek, şifreli banknotu ve kağıdı bizzat İmamoğlu'na teslim ettiğini savundu. Geriye kalan on milyon euroluk devasa tutarın ise İmamoğlu'nun tutuklanması nedeniyle ödenmediğini ifadelerine ekledi.
Parti Üstü Güç İddiası Ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun Haklılığı
Soruşturma dosyasında yer alan beyanların siyasi boyutu da en az maddi iddialar kadar dikkat çekici detaylar barındırıyor. Ekrem İmamoğlu'nun belediye başkanlığı görevini tamamen ikinci plana iterek erkenden cumhurbaşkanlığı yarışına odaklandığını savunan Böcek, bu şahsi hırsların Cumhuriyet Halk Partisi genelinde büyük bir belirsizlik ve tedirginlik yarattığını öne sürdü. İmamoğlu'nun zamanla tüm belediye başkanlarının belirlenmesinde tek yetkili haline gelerek parti üstü bir siyasi güce dönüştüğünü belirten Böcek, Özgür Özel'in dahi bu tahakkümün dışına çıkamadığını iddia etti. İfadesinin en can alıcı noktasında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun belediyelerin genel merkezlerin ve liderlerin taleplerini karşılayacak yerler olmadığı yönündeki tarihi uyarısına atıfta bulunan Böcek, bu sözlerin yaşanan mevcut krizin tam bir özeti olduğunu vurguladı. Siyasi hedeflerin hizmetin önüne geçmesinin ülkeye ve partiye onulmaz zararlar verdiğini dile getiren Böcek'in bu samimi itirafları, siyaset arenasında uzun süre tartışılacak gibi görünüyor.