GÜNDEM

Mezdeke Dansçısı Aynur Kanbur Cinayetinde 10 Yıl Sonra Çarpıcı Gelişme! İddianame Kabul Edildi

Mezdeke grubunun eski dansçılarından Aynur Kanbur'un 2016 yılında öldürülmesine ilişkin soruşturma 10 yıl sonra aydınlatıldı. Cinayeti işlediğini itiraf eden Bülent Gündüz ile azmettirdikleri öne sürülen 3 kişi hakkında hazırlanan 29 sayfalık iddianame kabul edilirken, yargılama süreci resmen başladı.

Abone Ol

Şişli Fulya'da 24 Mart 2016'da meydana gelen olayda, Mezdeke grubunun eski dansçılarından Aynur Kanbur, yaşadığı apartmanın girişinde silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Kanbur, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Yıllarca faili belirlenemeyen cinayet dosyası, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız'ın faili meçhul dosyaların yeniden incelenmesi yönündeki talimatının ardından Cinayet Büro Amirliği ekiplerince tekrar ele alındı.

KAMERA GÖRÜNTÜLERİ YILLAR SONRA YENİDEN İNCELENDİ

Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu'nun özel haberine göre, soruşturma kapsamında daha önce elde edilen güvenlik kamerası kayıtları yeniden incelendi. Görüntülerdeki şüphelinin olayın ardından Barbaros Bulvarı yönüne gittiği belirlendi. Yapılan İstanbulkart incelemesinde ise Bülent Gündüz'ün olay günü saat 20.34'te otobüse bindiği ve Zincirlikuyu'da aktarma yaptığı tespit edildi. Soruşturma sırasında şüphelilerin sosyal medya hesapları da incelendi. İddianamede, Bülent Gündüz'ün Facebook ve Instagram paylaşımlarında üzerinde görülen mavi-lacivert renkli, iç kısmı açık yeşil kapüşonlu poların, cinayet günü güvenlik kameralarına yansıyan kişinin kıyafetiyle aynı olduğunun değerlendirildiği belirtildi. Ayrıca yüz, kulak ve burun yapısının da görüntülerdeki kişiyle örtüştüğü kaydedildi. Yapılan araştırmada Gündüz'ün Aynur Kanbur'un akrabası olduğu da ortaya çıktı.

CİNAYETİ İTİRAF ETTİ, YER GÖSTERDİ

Soruşturmanın önemli aşamalarından biri Bülent Gündüz'ün yakalanmasıyla yaşandı. Gündüz, hem emniyette hem de savcılıkta verdiği ifadelerde Aynur Kanbur'u öldürdüğünü kabul etti. Daha sonra gerçekleştirilen yer gösterme işlemi sırasında cinayeti nasıl işlediğini anlattı. Gündüz'ün ifadesine göre olay günü Mecidiyeköy tarafından yürüyerek apartmana geldi, balkonda gördüğü Aynur Kanbur'un evine yöneldi ve zile bastı. Diyafonda kendisini kargocu olarak tanıtıp “Paketiniz var” diyerek binaya girdiğini belirten Gündüz, Kanbur'un kendisini tanımasının ardından bağırmaya başladığını ve bu sırada tabancayla ateş ettiğini anlattı. Gündüz, Kanbur'un dansçılık yapmasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle cinayeti işlemeye karar verdiğini öne sürdü. Başka bir suç nedeniyle cezaevinde bulunduğu sırada televizyon ekranında gördüğü Kanbur'dan hesap sormayı düşündüğünü, tahliye olduktan sonra tesadüfen karşılaşarak onu takip ettiğini ve bu şekilde adresini öğrendiğini söyledi. Ancak savcılık bu anlatımı yeterli ve ikna edici bulmadı.

SAVCILIK, ANLATIMINDA ÇELİŞKİLER TESPİT ETTİ

İddianamede, Gündüz'ün cinayete ilişkin anlattığı senaryoda ciddi çelişkiler bulunduğu ifade edildi. Savcılık, Mezdeke grubunun 1990'lı yıllarda popüler olduğunu, Aynur Kanbur'un ise aktif dansçılık kariyerini 2000'li yılların başında bıraktığını belirtti. Gündüz'ün sözünü ettiği olay ile cinayet arasında yaklaşık 8 yıl bulunmasına da dikkat çekildi. Savcılığın dikkat çektiği bir diğer nokta, Gündüz'ün olay günü doğrudan Kanbur'un adresine gitmesi oldu. Kamera kayıtlarının incelenmesinde şüphelinin adrese herhangi bir tereddüt yaşamadan ulaştığı, bu nedenle tek başına hareket ettiği yönündeki ifadesinin şüphe uyandırdığı değerlendirildi.

KANBUR'UN YALNIZ OLDUĞU GÜNÜN SEÇİLMESİ DİKKAT ÇEKTİ

İddianamede, Aynur Kanbur'un cinayet günü evde yalnız olması da önemli bir ayrıntı olarak ele alındı. Kanbur'un kızı Dilara ile birlikte yaşadığı belirtilirken, Gündüz'ün yıllardır planladığını söylediği saldırıyı tam da kızının evde olmadığı ve Kanbur'un yalnız kaldığı gün gerçekleştirmesine dikkat çekildi. Savcılık, bunun tesadüf olarak değerlendirilemeyeceğini ve Gündüz'e Kanbur'un evde yalnız olacağı bilgisinin verilmiş olabileceğine dair kuvvetli şüphe bulunduğunu kaydetti.

HTS KAYITLARINDA DİKKAT ÇEKEN DETAY

Savcılığın azmettirme iddiasını destekleyen deliller arasında HTS kayıtları da yer aldı. İddianameye göre Bülent Gündüz'ün telefonu cinayetten kısa süre önce kapandı ve ertesi gün öğle saatlerine kadar yeniden açılmadı. Fazlı Kar'ın telefonunun saat 19.58'de, Serdar Kar'ın 19.50'de, Yüksel Kar'ın ise 19.38'de kapandığı belirlendi. Üç telefonun da ertesi gün öğle saatlerine kadar kapalı kaldığı aktarıldı. Savcılık, şüphelilerin günlük yaşamlarında özellikle akşam ve gece saatlerinde telefonlarını kapatma alışkanlığı bulunmadığını, ancak cinayet günü dördünün de telefonlarının kapalı olmasının dikkat çekici olduğunu belirterek bunun güçlü bir şüphe oluşturduğunu değerlendirdi.

SİLAHIN DENİZE ATILDIĞI ÖNE SÜRÜLDÜ

Bülent Gündüz, cinayette kullandığı tabancayı birkaç gün evinde tuttuğunu, ardından Emirgan-Kanlıca hattında çalışan küçük teknelerden birine binerek denize attığını söyledi. Ancak soruşturmada bu anlatım da incelendi. Dosyaya göre o dönemde Emirgan-Kanlıca hattında çalışan iki teknenin Fazlı Kar ve Yüksel Kar ile bağlantısının bulunduğu belirlendi. Savcılık, bu ayrıntının Gündüz'ün cinayeti tek başına işlemediği yönündeki şüpheyi güçlendirdiğini değerlendirdi.

TELEFONLARDAN DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR ÇIKTI

Şüphelilerin telefonlarında yapılan incelemelerde de çeşitli bulgulara ulaşıldı. İddianamede, Bülent Gündüz'ün 2026 yılında Fazlı Kar'a yaklaşık 350 adet 9 milimetre mermi ile bir tabanca kutusunun bulunduğu fotoğraflar gönderdiği belirtildi. Gündüz'ün ardından “Yokki şeklimiz bi silah alalım” ve “Olanı da gitti” ifadelerini içeren mesajlar gönderdiği, iki kişi arasında yaklaşık yarım saat süren görüntülü görüşme gerçekleştirildiği tespit edildi. Serdar Kar'ın telefonunda ise Pietro Beretta marka bir tabancaya ait fotoğraf bulunduğu aktarıldı.

ŞÜPHELİLERİN AKRABALIK BAĞLARI DA DOSYADA

İddianamede, cinayeti işlediğini kabul eden Bülent Gündüz ile azmettirici oldukları öne sürülen Yüksel, Fazlı ve Serdar Kar arasındaki akrabalık ilişkilerine de yer verildi. Savcılığın tespitine göre Kar kardeşler ile Gündüz teyze çocuklarıydı. Ayrıca Kar kardeşlerin annesiyle Gündüz'ün annesinin, Aynur Kanbur'un amcasının kızları olduğu belirlendi. Bu akrabalık ilişkisi, dosyada yer alan diğer deliller ve aile içerisindeki geçmiş husumetle birlikte değerlendirildi. Savcılık, değerlendirmesini yalnızca Gündüz'ün itirafına dayandırmadı. Akrabalık ilişkileri, HTS kayıtları, olay günü telefonların kapatılması, silahın ortadan kaldırılmasına ilişkin anlatım, Kanbur'un yalnız olduğu günün seçilmesi ve diğer deliller birlikte ele alındı. Tüm bu unsurlar doğrultusunda Yüksel Kar, Fazlı Kar ve Serdar Kar'ın Bülent Gündüz'ü cinayeti işlemek üzere azmettirdiği, eylemin önceden planlandığı ve olay günü uygulamaya konulduğu kanaatine varıldı.

29 SAYFALIK İDDİANAME KABUL EDİLDİ

Hazırlanan 29 sayfalık iddianamede Bülent Gündüz hakkında “tasarlayarak kasten öldürme” ve ruhsatsız silah suçlarından dava açılması istendi. Fazlı Kar, Serdar Kar ve firari Yüksel Kar için ise “tasarlayarak öldürmeye azmettirme” suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları talep edildi. Aynur Kanbur cinayetine ilişkin iddianame İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Böylece 2016 yılında işlenen cinayetle ilgili 10 yıl sonra yargılama süreci resmen başlamış oldu.

Kaynak: HaberTürk