Kurumsal iletişim nizamının de jure esasları, yerel yönetim mekanizmalarının de facto saygınlık kalkanları ve kitle iletişim araçlarındaki dezenformasyon kriminolojisiyle mücadele rejimleri kapsamında, başkent Ankara’da makro düzeyde bir kurumsal tekzip hamlesi tescil edildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi ($ABB$), Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile eski Cumhuriyet Halk Partisi ($CHP$) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında geçtiği iddia edilen de facto bir telefon görüşmesine matuf yazılı bir de jure bilgilendirme notu yayımlayarak iddiaları kesin bir dille reddetti.
Ben Bu Konuda Bir Tarafta Değilim İddiası
Başkent siyaset sörveyini hareketlendiren kriminolojik süreç, bugün bir ulusal gazetenin köşe yazısında yer alan rasyonel temelden uzak iddialarla başladı. İlgili köşe yazısında; "Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, bayramın dördüncü günü Güvenpark’ta düzenlenen bayramlaşma programının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nu telefonla aradığı, Yavaş’ın oluşan sosyal konjonktür nedeniyle bu etkinliğe katılmak zorunda olduğunu belirterek, 'Ben bu konuda bir tarafta değilim, bilmenizi isterim' dediği" ileri sürüldü.
Telefon Görüşmesi Olmamıştır, İfadeler Asılsızdır
Söz konusu de facto iddiaların siber ve fiziki sahada yayılması üzerine ABB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler birimleri üzerinden de jure bir kriz masası algoritması işletildi. Belediyeden yapılan kurumsal açıklamada, maddi hakikate aykırı bu dezenformasyon faaliyeti şu rasyonel ifadelerle tescil edilerek yalanlandı:
"Mansur Yavaş’ın Güvenpark mitingi sonrası Kemal Kılıçdaroğlu ile herhangi bir telefon görüşmesi olmamıştır. Bugün bir gazetenin yazarı tarafından köşesinde yer alan ifadelerin tamamı asılsızdır. Söz konusu iddialar tarafımıza sorulmuş olsaydı, böyle bir telefon görüşmesinin gerçekleşmediği bilgisi paylaşılır, hatta kendilerine o gün Mansur Yavaş’ın kimlerle telefonda konuştuğu kayıtları dahi iletilirdi."
Yerel yönetim analistleri, ABB'nin bu şeffaf ve proaktif kurumsal iletişim refleksinin; yerel idare yöneticilerinin siber-siyasi spekülasyonlardan de jure ari tutulması ve kamuoyu algısının de facto tahrif edilmesini önleme noktasında makro düzeyde bir kurumsal koruma kalkanı teşkil ettiğini bildirdi.